Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 06/12/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı biyoloğun hastaya kötü muamelede bulunduğu iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece işin esası incelenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, aşılama yöntemi ile bebek sahibi olmak için davalının görev yaptığı ... Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Hastanesinde tedavi olmaya başladığını, kendisine verilen randevu gününün tam saatinde "semen" örneği vermek için hastanenin labaratuvar bölümüne gitmesine rağmen davalının nedensiz olarak kendisini beklettiğini, randevu saatinin hatırlatılması üzerine kendisine sert sözlerle çıkıştığını, uyarması üzerine bu sefer azarladığını, ardından isminin yazılı olduğu semen örneğini kabı ile beraber tüm hasta ve çalışanların önünde "sperm örneğine hiçbir örnek yapmıyorum" diyerek bankonun üzerine bıraktığını belirterek kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı, randevusuz olarak gelen davacının semen örneği vereceğinden haberinin olmadığını, saatin geç olması üzerine sadece "Neden bu kadar geç geldiğini" sorduğunu, buna rağmen sorun olmadığını söylediğini, davacının semen örneği verip odadan ayrıldıktan sonra eşi ile birlikte aşırı tepki gösterdiğini, örnekleri kasten karıştırabileceğimi belirterek haksız suçlamada bulunduğunu, ardından semen örneği üzerinde çalışmamı istemediğini söylemesi üzerine örneği özel kabı içerisinde davacıya teslim ettiğini, davacı iddialarının asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya yönelik söylem ve davranışlarının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kabul edilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır.(T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda; ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde biyolog olarak kamu görevi yapan davalının, davacıdan semen örneği alınması aşamasında davacıya rencide edici söylem ve davranışlarda bulunduğu ileri sürülmüş, davalı biyoloğun görevi sırasında ve görevi nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulması istenmiştir.
Kamu görevlisi aleyhine adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre kamu görevlisi hakkında adli yargıda açılan tazminat davasında kast ve kusur aranmaksızın husumet nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekir. Mahkemece husumet yokluğundan davanın reddedilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/12/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle taraf temyizlerinin ve işin esasının incelenmesi gerektiği düşüncesiyle dairemizin bozma kararına katılmıyorum.03/12/2012