SAYISI: 2018/1253 E., 2018/1538 K.
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 28.02.2019 tarihli ek karar ile ".. 2018 yılı için kesinlik sınırının 47.530,00.TL olduğu, davacı tarafından 39.828,23.' lik istirdat davası ile bağlantılı tasarrufun iptali davası açıldığı, istinaf incelemesinde esastan redde hükmedildiği, istinaf ilam tarihi itibariyle mümeyyiz davacı açısından dava değeri temyiz sınırı altında kaldığından, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a; 366 delaletiyle 346 maddeleri uyarınca davacı ...'nın temyiz talebinin reddine " karar verilmiştir.
Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının borçlu olmadığı bir parayı icra baskısı altında davalılardan a ödemek zorunda kaldığını, ancak açtığı menfi tespit davası ile borçlu olmadığının tespit edildiğini ve akabinde davalı borçlu ... aleyhine İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2015/8743 sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, ancak borçlunun haczi kabil mal varlığı bulunmadığını, davalının tek malvarlığı olan evini kurtarmak için muvazaalı olarak kızının kayyumu ve eski çalışanı diğer davalı ...'ye satış gibi tapuda devrettiğinden bahisle,yapılan tasarrufun öncelikle İİK'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca, değilse TBK'nun 19 nci maddesi uyarınca iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., 'nin yaptığı icra takibi sonucu evin açık ihale ile satıldığını, satışın muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davalı ...'dan alacağı bulunduğunu, alacağını tahsil edemeyince borçlu hakkında icra takibi yaptığını ve icrada ihale ile evi satın aldığını belirtmiş, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2018 tarih, 2016/294 Esas- 2018/157 Karar sayılı ilamında; davalı ...'nin diğer davalı aleyhine başlattığı icra takibinde taşınmazın satışa çıkarıldığı ve davalının ihale ile satın aldığı, nin alacağının muvazaalı olduğu iddiasının kanıtlanmadığı,'un eski çalışanı olmasının tek başına muvazaanın kanıtı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'ın, davalı borçlu ...'ın eski çalışanı ve ayrıca borçlunun kızının kayyumu olduğunu, yine borçlu adına çıkarılan tebligatın tarafından hem alacaklı hem borçlu adına tebliğ alındığını, satış bedelinin düşük olduğunu, mahkemece imza incelemesi vs yeterli araştırma yapmadan karar verildiğini belirtmiştir.
1-Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2018 gün, 2018/1253 Esas, 2018/1538 Karar sayılı kararı ile "İstinaf başvurusunun reddine" karar verilmiştir.
2- Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3-Bölge Adliye Mahkemesince 28.02.2023 tarihli ek karar ile " 2018 yılı için ise yeniden değerleme oranı 14,47 olduğu, buna göre bu yıl için ise kesinlik sınırının 47.530,00 TL olduğu, davacı tarafından iş bu davanın 39.828,23 TL'lik istirdat davası ile bağlantılı olarak açıldığı, istinaf incelemesinde esastan red kararı verildiği, istinaf ilam tarihi itibariyle mümeyyiz davacı açısından dava değerinin temyiz sınırı altında kaldığı gerekçesi ile 6100 sayılı HMK' nın 362/1-a; 366 delaletiyle 346 maddeleri uyarınca davacı ...'nın temyiz talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına ve asıl kararın karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları ve ek karara ilişkin de dava değerini ıslah dilekçesi ile 145.000,00 TL'ye çıkardıklarını, harcını da yatırdıklarını beyan ederek taleplerinin kabul edilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 28.02.2023 tarihli ek kararda, temyiz kesinlik sınırının 2018 yılı için 47.530,00 TL olduğu, tasarrufun iptali davasının 39.828,23 TL'lik istirdat davasının dayanak yapıldığı gerekçesi ile davacının temyiz talebşinin reddine karar verilmişse de, davacı vekili tarafından davanın 57.325,37 TL üzerinden açıldığı, 17.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin 145.000,00 TL'ye çıkartıldığı, harcın da dosyaya yatırıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda ıslah ile arttırılan dava değeri dikkate alındığında davanın temyiz kesinlik sınırının altında kalmadığının anlaşılmış olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek davacı vekilinin temyiz itirazları incelenmiştir.
2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu taşınmazın, icra dosyasında ihale yolu ile yapılan satış sonucu cebri icra yolu ile tapuda devir edildiğinin anlaşılmasına, davalı ...'ın alacağının muvazaalı olduğunun da kanıtlanamamasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ek kararın temyizine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile EK KARARIN KALDIRILMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (3) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl kararın temyizine ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.