Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince tarafların istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili ile davalılardan ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, Kırklareli ili, Babaeski ilçesi, Yenimahalle köyü, 1108,320 ve 881 nolu parsellerin malikinin müvekkili olduğunu, davalının taşınmazları kullandığını, müdahalesinin önlenmesinin gerektiğini, ayrıca aynı yer 367,145,1832,635,1780,1077 ve 1625 nolu parseller yönünden de 2011-2012 ile 2012-2013 yılları arasında oluşan toplam 14.600 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren oluşan yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; taşınmazlardan sadece 881 ve 1108 nolu parselleri müvekkili Selçuk'un davacıdan 2015 yılı için kiraladığını, taşınmazların müvekkilleri tarafından kullanılmadığını, davacının taşınmazları Nevzat Aslan'a kiraladığını, açılan davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda Mahkemece;

1.Dava konusu 30 parsel (eski 1108) ve 137 parsel (eski 881) hakkında men'i müdahale yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle bu parseller yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

2.Dava konusu 19 parsel (eski 320) yönünden men'i müdahale talebinin reddine,

3.Dava konusu 19 (eski 320), 1645,1077,1780,635,1832,1145,367 ve 1625 parseller yönünden ecrimisil talebinin reddine,

4.Dava konusu 30 parsel (eski 1108) yönünden ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile;
- 2014-2015 dönemi için 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, diğer dönemlere ilişkin ecrimisil talebinin reddine,

5.Dava konusu 137 parsel (eski 881) yönünden ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile;
- 2014-2015 dönemi için 650,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, diğer dönemlere ilişkin ecrimisil talebinin reddine,

6.Davalı ... yönünden davanın reddine dair verilen karar, süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (2.) Hukuk Dairesinin 26.03.2019 tarihli ve 2019/124 Esas, 2019/447 Karar sayılı kararı ile;

A-Taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile; Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 2015/296 Esas, 2018/582 Karar sayılı kararının HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi gereği kaldırılarak, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına;

1.Davaya konu 30 (eski 1108) parsel, 19 (eski 320) parsel ve 137 (eski 881) parsel hakkında men'i müdahale yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle bu parseller yönünden karar verilmesine yer olmadığına,

2.Ecrimisil davasının kısmen kabulü ile; tüm parseller yönünden 2013 yılı ecrimisil bedeli ve 320,881 ve 1108 nolu parseller yönünden 2015 yılı ecrimisil bedeli toplamı 8.096,59 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan alınarak (davacı ölü) dahili davacılara verilmesine,

3.Davalı ... yönünden men'i müdahale ve ecrimisil davasının reddine şeklinde hüküm kurulmuş, karar, süresinde davacılar vekili ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin men’i ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Somut olayda; davacı ... yargılama sırasında 31.05.2018 tarihinde vefat etmiş ve varisleri ..., ..., ..., ... ve ... davaya davacı sıfatı ile devam etmişlerdir.
... yargılama sırasında vefat etmeden önce 03.09.2015 tarihinde 9 adet tanık bildirmiş bu tanıklardan bir tanesinin de vefatından sonra davacı sıfatı alan kızı ... olduğu anlaşılmıştır.
Davacının bildirdiği 9 adet tanıktan sadece 3’ü tanık sıfat ile dinlenmiş. Yargılama sırasında müdahil davacı sıfatı ile davada yer alan ...’ın hükme esas alınan beyanında “babam 2002 yılında rahatsızlanana kadar davaya konu taşınmazları bizzat kendisi ekip biçiyordu, 2002 yılından sonra ise hastalandığından dolayı ekip biçemedi boş kaldı, şu anda ise Nevzat Arslan'a icara verildi, davaya konu taşınmazları davalılar babamdan herhangi bir anlaşmaları olmadan ekip biçtiler, babama da herhangi bir para vermediler ayrıca biz ektiklerini ve ne kadar tuttuğunu sormamıza rağmen bize bir bilgi vermediler, davalıların davaya konu taşınmazları bu şekilde ne kadar süre kullandıklarını bilmiyorum, davalı büyük yerleri kullanmaktaydı küçük parselleri ise kullanmıyordu küçük parselleri kullanmak zor olduğu için icara veremiyordu, büyük parseller ise davalılar izinsiz kullandığı için bizde kullanmalarını bırakmalarını istememize rağmen çıkmıyorlardı,” şeklinde beyanı ile büyük taşınmaz haricindeki diğer taşınmazların ne şekilde ne kadar süre ile kullanıldığını bilmediğini beyan ettiği, diğer 2 davacı tanığı olan ... ve ...’nun dava konusu hakkında bilgi ve görgü sahibi olmadığı anlaşılmıştır.
Davalının bildirdiği 3 tanık ise benzer beyanlarında davalılardan ...’ın 2 parça taşınmazı sadece 2015 yılında kullandığını beyan etmişlerdir.

Tüm tanık beyanları dikkate alındığında, davalıların dava konusu edilen taşınmazların hangilerini, ne kadar süre ile ne şekilde kullandıklarının, kullanmadıkları taşınmazlar olup olmadığının, kullandıkları taşınmazların hangileri olduğunun ve hangi dönemde kullanıldıklarının şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, asıl davacı muris ... ...’ın yargılama sırasında vefatı sonucunda müdahil davacı sıfatı kazanan kızı ...’ın beyanı hükme esas alınamayacağı halde, bu davacının beyanı esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
O halde mahkemece tüm taraf tanıklarının, ayrı ayrı taşınmazların başında beyanları alınarak, davalıların dava konusu taşınmazlarda dava tarihinden önce ve dava tarihinden sonra kullanımlarının bulunup bulunmadığının tespit edilerek; müdahalenin men’i istenen taşınmazlar yönünden dava tarihinden sonra müdahaleye son verilmiş ve kullanımlarının bulunmaması halinde dava konusuz kalacağından müdahalenin men’i istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; kullanımı bulunduğu iddia edilen taşınmazlardaki kullanım dava tarihinden önce sonlandırılmış ise davanın reddine karar verilmesi, ecrimisil yönünden ise davalıların dava konusu edilen taşınmazlardaki kullanımlarının hangi tarih aralıklarını kapsadığı tanık beyanları ile tespit edilerek, tespit edilen kullanım dönemlerine ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, tüm taraf tanıkları ayrıntılı şekilde dinlenmeden, sadece müdahil davacı konumuna gelen ...’ın hükme esas olamayacak beyanına dayalı olarak, eksik inceleme ile yazılı şekilde 2014-2015 yıllarına ilişkin ecrimisile hükmedilmiş olması da doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 371. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının ve davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 19.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.