SAYISI: İHK-2022/5335

SAYISI: K-2021/146142

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; yolcu olan müvekkilinin 26.06.2020 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucunda yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri olarak 5.000,00 TL talep etmiş, yargılama sırasında talebini 68.352,27 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde;aldırılan medikal rapora göre davacının maluliyeti bulunmadığının belirlendiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı kullanılmasını, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulüne; 68.352,27 TL'nin 30.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.

B. İtiraz sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; aldırılan medikal rapora göre davacının maluliyeti bulunmadığının belirlendiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kaza ile illiyet bağı da kurulmak suretiyle yeni bir rapor alınması gerektiğini, hesaplamada TRH Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı kullanılmasını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri taleplerinin reddi gerektiğini, bakıcı giderinden %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına itiraz etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aldırılan medikal rapora göre davacının maluliyeti bulunmadığının belirlendiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kişinin muayenesi de yapılarak ATK'dan yeni bir rapor alınması gerektiğini, hesaplamada TRH Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı kullanılmasını, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin poliçe teminatında olmadığından reddi gerektiğini, bakıcı giderinden sorumlu oldukları kabul edilse dahi bakıcı giderinin tedavi sürecinde olanlarının teminat dışında olduğunu, tedavi sonrası bakıcı gideri talebinin ise ölüm ve sakatlık teminatından karşılanması gerektiğini, bakıcı giderinden %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle oluşan bedensel zarardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı vekilinin aşağıda yer alan bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Somut olayda, her ne kadar davacıdaki maluliyet oranı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak %8 olarak kabul edilmiş ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından bu doğrultuda karar verilmiş ise de, dosya kapsamında, davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak usulüne uygun şekilde alınmış rapor bulunmamaktadır. Şöyle ki; kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğin “Engel oranları alan kılavuzu”ndaki "Kas-iskelet sistemi" başlığı altında 3. maddede yer alan "Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Engellilik Oranları" bölümünde; “Engellilik, hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişinin özrünün zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce hastada iyileşmenin durduğu, son bir senede herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir” düzenlemesi yer almaktadır.

Somut olayda, kaza tarihi 26.06.2020, rapor düzenleme tarihi ise 02.02.2021 olup davacının yaralanmasının alt ekstremiteye ilişkin bulunduğu hususları dikkate alındığında, kaza tarihi ile rapor tarihi arasında Yönetmelik ile belirlenen bir senelik zaman diliminin geçmemiş olduğu, karara esas alınan raporun davacının iyileşme süresi (bir sene) dolmadan düzenlendiği ve bu hali ile raporun karar vermeye elverişli ve yeterli olmadığı anlaşılmıştır.Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının kaza tarihi itibarı ile geçerli mevzuat ve ekinde yer alan hükümlere göre belirlenmesi için en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.