MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/82 Esas – 2019/203 Karar
vekili Avukat ...
vekili Avukat ... vdl.
2....
3....
vekilleri Avukat ...

Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigorta şirketi olduğu aracın içinde yolcu olan davacının yaşanan çift taraflı trafik kazası neticesinde yaralandığını ve kazanın davalı tarafın kusurundan kaynaklandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.000,00 TL manevi tazminat, 125.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL tedavi ve bakım gideri ile 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde; davalı ... şirketinin, sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, gerçek zararın ve tarafların kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini ve davalı şirketin temerrütünün söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın sürücü davalı ...'in tam kusuru ile meydana geldiği iddiasının doğru olmadığını, karşı araç sürücüsünün hatalı sollama yapması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, ceza yargılamasının devam ettiğini, davacının sürekli iş gücü kaybı iddiasının doğru olmadığını, dava dilekçesinde talep edilen maddi ve tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, hatır taşıması indirimi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin 11.11.2014 tarihli, 2010/398 Esas ve 2014/635 Karar sayılı ilamı ile; toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davacının hatır için taşındığının kabulü ile %30 indirim uygulandığı belirtilmek suretiyle; davacının iş gücünde sürekli bir kayıp olmadığından bu kısma ilişkin tazminat talebinin reddine, geçici olarak çalışamadığı dönem zararına karşılık 1.131,81 TL maddi tazminatın ve 500,00 TL tedavi giderinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine, 9.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

Mahkeme kararına süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.11.2017 tarihli, 2015/4040 Esas ve 2017/10313 Karar sayılı ilamı ile davalılar Hasan ve Emrah vekili ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, ''...Davalılar Hasan ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; A-6100 Sayılı HMK'un geçici 3/2 maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK'un 427. maddesinde öngörülen temyiz kesinlik sınırı 01.01.2014 tarihinden itibaren 1.890,00 TL'ye çıkarılmıştır. Temyize konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden davalı hakkındaki maddi tazminatın kabulüne dair verilen hüküm kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Reddedilen kısım bakımından ise; Yasal, hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeni ile davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmez ilkesi de göz önünde bulundurularak reddedilen maddi tazminat bakımından davalı taraf lehine nispi vekalet ücreti takdir etmek gerekirken; yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli bulunmamış, bozma nedeni yapılmıştır. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; A-Mahkemece, davacının hatır için taşındığı kabul edilerek %30 oranında bir indirim uygulanmış ise de; %30 oranındaki indirim fazladır. Dairemiz uygulamaları ve yerleşmiş içtihatlar uyarınca %20 indirim yapılarak karar verilmelidir. B-Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, B.K.’nun 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; davalılar ... ve ... vekilinin karar düzeltme dilekçesi Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 28.01.2019 tarih ve 2018/2139 Esas, 3019/729 Karar sayılı ilamıyla kesinlikten reddedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu kazanın davalı sürücünün kusuru ile meydana geldiği, alınan maluliyet raporunda davacının iyileşmesi için 3 aylık bir süreye ihtiyaç duyduğu, ancak iş gücünde sürekli bir azalmanın olmadığının tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından davacının 3 aylık geçici iş göremezlik zararının 1.616,87 TL olarak hesaplandığı, meydana gelen bu zarardan hatır taşıması nedeniyle indirim yapıldığı, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu, dava konusu kaza nedeniyle davacının hastaneye gidip geldiğinin sabit olduğu, ancak yaptığı giderlerinin miktarının tam olarak tespit edilemediği, bu durumda mahkememizce genel hükümler uyarınca resen ve takdiren 500,00 TL tedavi giderine hükmedildiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacının iş gücünde sürekli bir kayıp olmadığından bu kısma ilişkin tazminat talebinin reddine, 1.131,81 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 500,00 TL tedavi giderinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun sigorta poliçesindeki limit ile sınırlı tutulmasına, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan 25.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.

A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece geçici iş gücü kaybı süresinin 3 ay kabul edilmesi ve bilirkişi raporunda bu doğrultuda zarar hesaplaması yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının her iki kolundaki kırıklar nedeniyle geçirdiği ameliyatlar sonucu oluşan skar izlerinin plastik cerrahi girişimi ile düzeltilemeyecek boyutta olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, bu nedenle davacının iş gücü kaybının bulunmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunun yeterli olmadığını, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, dava konusu olayda hatır taşımacılığı bulunmadığını, fahiş indirim uygulandığını ve davalı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan ve diğer davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42 nci, 46 ncı ve 47 nci maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51 inci, 54 üncü ve 56 ncı maddeleri), 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.