İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.08.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/18776 sayılı soruşturma dosyasında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu nedeniyle Samsun l. Sulh Ceza Hakimliği'nin 06.08.2016 tarihli, 2016/1919 Değişik İş sayılı tutuklama kararı gereğince 06.08.2016 tarihinde tutuklanıp, 15.08.2016 tarihinde tahliye edildiğini, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/1944 sayılı soruşturma dosyasında atılı suç sebebiyle yeterli delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini belirtmiş, bu kapsamda 250.000,00 TL maddi, 750.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 27.11.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan tazminat davasının süresi içinde açılmadığını, davacının dilekçesinde maddi ve manevi tazminat istemine dayanak olarak gösterilen sebeplerin soyut iddialardan ibaret olduğu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
3. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.04.2018 tarihli ve 2017/399 Esas, 2018/281 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/2442 Esas, 2018/3089 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan müzekkereye verilen cevapta sanık hakkında FETÖ-PDY terör örgütüne üye olmak suçundan Samsun 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığı ve açılan dava dosyasının halen derdest olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar davacı hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs etme suçundan ek kyok kararı verilmiş ise de; davacı hakkında açılan terör örgütüne üye olmak suçuna konu eylem ile tazminat talep edilen ek kyok kararının aynı tarihteki olaylara ilişkin olduğu, yargılandığı davada ceza verilmesi halinde tutuklu kaldığı sürenin mahsup işlemlerine konu olacağı anlaşıldığından ve yargılandığı dava da halen derdest olduğundan tazminat taleplerinin şartları oluşmadığı, bu sebeple davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Tazminat talebinin dayanağı olan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1944 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası kapsamında, silahı örgüt suçundan 06.08.2016 - 15.08.2016 tarihleri arasında tutuklu kaldığını iddia eden davacı hakkında yapılan soruşturma neticesinde davacı hakkında 26.05.2017 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2. Davacı hakkında aynı eylem kapsamında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı örgüt suçlarından soruşturma yürütüldüğü, Samsun l. Sulh Ceza Hakimliği'nin 06.08.2016 tarihli, 2016/1919 Değişik İş sayılı tutuklama kararı gereğince 06.08.2016 - 15.08.2016 tarihleri arasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklandığı, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna ilişkin bir tutuklamasının bulunmadığı, ayrıca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/255 Esas - 2018/12 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde kesinleşmiş 6 yıl 17 ay 3 gün hapis cezasına mahkum edildiği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.12.2018 tarihli ve 2018/2442 Esas, 2018/3089 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.