HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2010 tarihli ve 2009/697 Esas, 2010/594 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan iki kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar 14.09.2010 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Sanığın denetim süresi içinde 17.03.2014 tarihinde işlediği, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na (5809 sayılı Kanun) aykırılık suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın 02.07.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.

3. Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/521 Esas, 2015/844 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar aynen açıklanarak, sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı iki kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği sanığın eyleminin 5809 sayılı Kanun kapsamında yeniden değerlendirilmesine ilişkindir.

2. Sanığın temyiz isteği, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.

1. Dündar İletişim isimli iş yerini işleten sanık tarafından katılanlar adına abonelik sözleşmeleri düzenlendiği iddia olunmaktadır.

2. Polis Kriminal Laboratuvarının ekspertiz raporuna göre; abonelik belgelerindeki imzaların katılanlara ait olmadığı belirlenmiştir.

3. Mahkemece sanık hakkında atılı suçun sübut bulduğu kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 14.09.2010 tarihinden, hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 17.03.2014 tarihine kadar zamanaşımı süresinin durduğu, bu nedenle temyiz inceleme tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;

1. Hükmün açıklanmasına neden olan ihbara konu ilamda sanık hakkında 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçu yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmakla, ihbara konu bu suç yönünden hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen "Dava ve cezaların ertelenmesi" başlıklı geçici 7 nci madde ile yapılan değişiklik gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gereklililiği karşısında hükmün açıklanmasına dayanak teşkil eden bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca ilamların bulunup bulunmadığı da tespit edilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.11.2014 tarihli, 2013/830 Esas ve 2014/502 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasına dair kararda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, sanık hakkında açılan kamu davası ile ilgili kurulan mahkumiyet hükmünün dayanaklarının gerekçeleriyle kararda açıklanıp gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan bahsedilip, suçun ne şekilde sübut bulduğu açıklanmadan sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Sanığın üzerine atılı, katılanlar adına sahte GSM abonelik sözleşmeleri düzenlemekten ibaret eyleminin, hüküm tarihinden önce, 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun'un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz veya yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri karşısında, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'a 56 ncı maddesindeki suçu oluşturacağı bu nedenle sanığa önödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,

4. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı Geçici 7 nci madde ile Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/521 Esas, 2015/844 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.12.2023 tarihinde karar verildi.