Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı 05.02.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 26.09.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 05.10.2016 tarihinde salıverildiğini, 13.10.2016 tarihinde tutuklandığını ve 27.03.2017 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraatine hükmedildiğini belirtmiş, bu kapsamda uğradığı maddi ve manevi zararlara karşılık 50.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 27.02.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının zararını ispatlaması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.

3. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2018 tarihli ve 2018/45 Esas, 2018/116 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2018/2472 Esas, 2019/3136 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddini talep etmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; koruma tedbiri nedeniyle çalışamadığı günlere ilişkin hesabın eksik ve hatalı yapıldığına, bilirkişilikten elde ettiği gelirin, kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeniyle avukata ödediği vekalet ücretinin, cezaevi harcamalarının ve ailesinin cezaevi ziyaretinden doğan masrafların ödenmesi gerektiğine ve eksik manevi tazminata hükmolunduğuna ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiası ile cezalandırılması istemi ile; İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı, bu mahkemece yapılan yargılama sonunda 30.10.2017 tarih, 2017/170 Esas, 2017/269 Karar sayılı kararla; sanık ...'in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter her tür şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden 5271 sayılı CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan delil yetersizliğinden beraatine karar verildiği, beraat kararının 07.11.2017 tarihinde kesinleştiği, davacının bu suç nedeniyle 26/09/2016 tarihinde göz altına alındığı, 05/10/2017 tarihinde İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2016/465 sorgu sayılı kararıyla adli kontrol ile serbest bırakılmasına karar verildiği, 13/10/2016 tarihinde İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2016/3653 D.İş sayılı kararıyla tutuklandığı, 27/03/2017 tarihinde tahliye edildiği, karar tarihi, kesinleşme tarihi ve mahkememize açılan tazminat davasının dava tarihi nazara alındığında mahkememize açılan davanın süresinde açıldığı, davacının ikamet ettiği adres itibariyle mahkememizin yetkili olduğu, davacı hakkında mahkememizce yaptırılan mali ve içtimai durum araştırması karşısında, maddi tazminat talebinin hesabında 1 günlük net asgari ücret miktarının esas alınmasının gerektiği, mahkememizce İzmir Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanlığı'ndan tutuklama tarihi itibariyle 1 günlük net asgari ücret miktarına ilişkin belgenin getirtilerek dosyaya konulduğu, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı'nın 13/03/2018 tarih ve 2018/111829 B.S. Sayılı yazısıyla İzmir Adliye zabıt katibi olarak göre yapmakta olan davacının komisyonun 27/09/2016 tarih ve 2016/3298 sayılı kararıyla görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, görevden uzaklaştırılması sonrası 29/10/2016 tarihli resmi gazetede yayımlanan 675 Sayılı KHK ile meslekten ihraç edildiğinin, görevden uzaklaştırıldığı süre içerisinde maaşının 2/3'sinin ödendiğinin bildirildiği, davacının haksız olarak 26/09/2016 tarihinde göz altına alındığı, 05/10/2017 tarihinde İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2016/465 sorgu sayılı kararıyla adli kontrol ile serbest bırakılması, 13/10/2016 tarihinde İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2016/3653 D.İş sayılı kararıyla tutuklanması, 27/03/2017 tarihinde tahliye olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 141.ve devamı maddeleri gereğince asgari ücret miktarına göre meslekten çıkarıldığı 29/10/2016 tarihinden tahliye edildiği 27/03/2017 tarihine kadar olan süreler için yapılan hesaplamada, toplam 6799,84 TL maddi tazminatın maddi zararın oluştuğu tarih olan 29/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacının haksız gözaltına alınması nedeniyle yaşadığı elem ve üzüntünün giderilmesi, davacının ekonomik ve sosyal durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayların cereyan tarzı, müsnet suçtan gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süre ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, davacının haksız gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle duyduğu manevi acının tatminine yönelik olarak hükmedilecek manevi tazminat miktarının zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun, makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği dikkate alınarak 350,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 26/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
" denilerek 6.799,84 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 6.753,61 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

1. Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/170 Esas – 2017/269 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 26.09.2016 - 05.10.2016 tarihleri arasında 9 gün gözaltında ve 13.10.2016 - 27.03.2017 tarihleri arasında 165 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 07.11.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

2. UYAP'tan yapılan kontrolde kamuda aktif çalışan olarak görünen davacının geriye dönük maaş alacaklarının idare tarafından kendisine ödenmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının görevine iade edilip edilmediği araştırılarak iade edilmesi halinde maddi kaybı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, bu husus temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış ve davacı vekilinin maddi tazminatın hatalı hesaplandığına yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

3. Davacı lehine kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine rağmen, gerekçede 350,00 TL yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

4. Davacı hakkında manevi tazminatın, 26.09.2016 - 05.10.2016 tarihleri arasındaki 9 gün ve 13.10.2016 - 27.03.2017 tarihleri arasındaki 165 gün için ayrı ayrı belirlenerek faiz başlangıcının her bir tedbirin başlangıç tarihine göre belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

5. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.

Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

6. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre davacının cezaevinde yaptığı masraflar ile yakınlarının ziyaret sebebiyle yaptıkları masraflar ve bilirkişilikten elde ettiği gelir gerçek zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu bedellerin maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.

7. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmakla, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 12.07.2019 tarihli ve 2018/2472 Esas, 2019/3136 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,12.12.2023 tarihinde karar verildi.