Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/90 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43,62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, atılı suçu işlemediğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1.Sanığın, 2002 tarihli açık öğretim lisesi diplomasını sahte olarak düzenleyerek/düzenleterek 2008-2010 yılları arasında KPSS sınavına müracaat etmek için, suç tarihinde de özel güvenlik görevlisi olabilmek için kullandığı iddiasıyla sanık hakkında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, diplomanın sahte olduğunu bilmediğini savunmuştur.
3.Sanık savunmaları, Milli Eğitim Bakanlığı yazısı ve tüm dosya içeriği değerlendirilerek, sanığın suç tarihinde özel güvenlik kimlik kartı almak için İstanbul Valiliğine başvuruda bulunduğu, sanık adına açık öğretim lisesi tarafından düzenlenmiş diploma hakkında şüphe duyulması üzerine, diplomanın doğruluğunun Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünden sorulduğu, gelen cevap yazısında, diplomanın gerçek olmadığının bildirildiği, sanığın diplomanın sahte olduğunu bilerek farklı tarihlerde birden fazla kullandığı, bu şekilde üzerine atılı zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit kabul edilmiş ve temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre, sanığın atılı suçu işlediği anlaşılmakla, Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiş ve sanığın atılı suçu işlemediğine yönelik temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Belgelerde yapılan sahteciliğin aldatma niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdirinin mahkemeye ait olduğu ve suça konu belge aslı üzerinde aldatma niteliği yönünden Mahkemece bir değerlendirme yapılmadığı da göz önüne alınarak, ilgili kurumdan suç tarihi itibari ile geçerli olan bir diploma aslı temin edilerek suça konu belge ile karşılaştırma yapmak suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge aslının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, aldatma niteliği hususunda gözlem yapılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulması,
3. Resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketle işlenebilen bir suç olup sahte resmi belgeyi düzenleyen ve kullanan kişinin aynı kişi olması ve sahte belgenin düzenlenip zaman içerisinde farklı tarihlerde kullanılması durumunda hukuki kesinti oluşmadığı sürece tek bir sahtecilik suçunun oluşacağı, belgenin birden fazla kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği; somut olayda, sanığın suça konu sahte diplomanın hukuki kesinti oluşmaksızın farklı tarihlerde kullanmaktan ibaret eyleminin, tek bir sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,
4. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2015/90 Esas, 2016/8 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.12.2023 tarihinde karar verildi.