B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
...2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 16.02.2021 tarihli ve 2018/91 Esas 2021/244 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 211 inci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; 28.12.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporunun yeterli olmadığına, sübutun vücut bulmadığına, hükmün eksik inceleme ve araştırma neticesi verildiğine, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılma ve/veya erteleme kararı verilmemesinin usul yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanık ile katılanın suç tarihinden önce duygusal birlikteliklerinin olduğu, sanığın ... plaka sayılı kayınvalidesi temyiz dışı... adına tescilli aracı katılana noter aracılığıyla 02.05.2011 tarihinde sattığı ve araç bedelinin ödenmeyen kısmı için taraflar arasında, noterde katılanın rehin veren konumunda olduğu 11.05.2011 tarihli 10.000,00 TL bedelli rehin ve borç sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmıştır.
2. Katılan bozma sonrasında mahkeme huzurunda verdiği beyanda, rehin bedeline ek olarak sanığa 5.000,00 TL bedelli iki adet senet verdiğini, senetlerin bedelini ödeyip geri aldığını ve senetleri yırtıp attığını belirtmiş, fakat borcunu ödediğinde dair mahkemeye hiçbir belge delil sunmadığı anlaşılmıştır.
3. Sanığın da, tüm bu noter işlemlerinden önce düzenlenmiş gibi 10.04.2010 keşide, 20.07.2010 ödeme tarihli düzenleyicisi katılan olarak gözüken 20.000,00 TL bedelli sahte senedi ...3. İcra Müdürlüğünün 2011/3190 Esas sayılı dosyasında 19.12.2011 tarihinde icraya koymak suretiyle katılan aleyhine icra takini başlattığı, araç satış işleminin 02.05.2011 tarihli olduğu; 20.07.2010 vade tarihli sanığın emrü havalesine düzenlenen senedin de katılan tarafından önceden hazırlanıp sanığa verilmiş olmasının mümkün olmadığı kabulü ve senet üzerindeki imza ile yazıların katılanın el ürünü olmadığına dair 28.12.2020 tarihli ATK raporu ile sanık hakkında temyize konu hüküm kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, heyet tarafından davaya konu bono üzerinde yapılan gözlemde aldatıcılık niteliğinin bulunduğunun tespit edildiği, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ...2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 16.02.2021 tarihli ve 2018/91 Esas 2021/244 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.12.2023 tarihinde karar verildi.