SAYISI: 2016/671 E., 2018/780 K.

Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket tarafından yetkili kılınan Alizem Grup Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti tarafından 08.03.2016 tarihinde nolu poliçe ile adresindeki konutunu G.L.K.H.H. TERÖR rizikosu kapsamında teminat altına aldırdığını, Yüksekova İlçesinde 13.03.2016 tarihinden 30.05.2016 tarihine kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, bu sebeple müvekkilinin evini terk etmek zorunda kaldığını, sokağa çıkma yasağının sona ermesiyle geri döndüğünü, sokağa çıkma yasağı döneminde ve sonrasında yoğun çatışmaların yaşandığını, müvekkilinin teminat altında bulunan konutunun tamamen kullanılamaz ... geldiğini, konut içerisinde bulunan eşyalarının da tamamının yanmış olduğunu, müvekkilinin sigorta şirketi ile irtibat kurduğunu, sigorta şirketinin eksper göndererek hasar tespiti yaptırdığını, müvekkilinin defalarca sigorta şirketi ile görüşmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle Sulh Hukuk Mahkemesinde delil tespiti yaptırmak zorunda kaldıklarını, davalı ... şirketinin söz konusu zarardan sorumlu olduğunu, hasarın gerçekleşmesinde müvekkilin herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.250,00 TL tazminatın rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsilini talep etmiş; 28.05.2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 152.000,00 TL' ye çıkarmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; gerçekleşen riziko kapsamında talep edilen ödemenin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca görevlendirilen ekiplerce tespit edilen bina hasarlarının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun çerçevesinde Yüksekova Kaymakamlığınca ödenmiş ya da ödenmek üzere olduğunu, Zarar Tespit Komisyonunca herhangi bir şart aranmaksızın hasarlanan eşyalar ile ilgili bina hasarının %12 si oranında tutarın eşya parası olarak ödendiğini, meydana gelen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında Zarar Tespit Komisyonu belirlemesi çerçevesinde devlet tarafından karşılanacağını, bu sebeple davanın husumetten reddi gerektiğini, davacı tarafından ihbar yükümlülüğünü yerine getirilmediğini, poliçede %5 muafiyet indirimi ile devlet tarafından ödenen ve ödenecek tazminatların mahsup edilmesi gerektiğini, ayrıca 90 gün ikamet edilmeyen konutlarda %25 muafiyet uygulaması yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında Konut Paket Sigorta Poliçesi imzalandığı, davacının tamamen hasar gören konutunun hasar bedelinin hesaplandığı, hesaplanan bedelin poliçe limitinden fazla olduğu, poliçe limiti olan 160.000,00 TL'den %5 terör muafiyeti indiriminin mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 152.000,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 19.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasının doğru olmadığını, hasar tarihine göre 2015 yılı tebliğinin uygulanması gerekirken 2016 yılı tebliğinin uygulanmasının hatalı olduğunu, binanın yapı sınıfının hatalı alındığını, binanın amortisman bedelinin düşülmesi gerekirken düşülmediğini, eşya bedeli hesaplanmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların değerlendirilmediğini, hükme esas alınan raporun bilimsel yeterlilikte olmadığını, binanın yeniden yapımı için proje bedelinin eklenmesinin poliçeye uygun olmadığını, %30 oranında yapılan arttırımın yasal olmadığını, yıkımın kamu otoritesi tarafından yapılması nedeniyle yıkım bedeli ve enkaz kaldırma masraflarının eklenmesinin doğru olmadığını, gerçek zararın ispat yükü davacıda olmasına rağmen eşya ile ilgili somut verilerin dosyaya sunulmadığını, poliçede teminat altına alınan alandan daha fazlası için hesaplama yapıldığını, poliçede 170 m2 belirtilmiş olmasına rağmen 220 m2 üzerinden hesaplama yapıldığını, zararın kim tarafından karşılanacağı belli olmadığından davalı ... şirketinin temerrüde düşürülmediğini, davanın ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, davacı zararının 5233 sayılı Kanun kapsamında Devlet tarafından karşılanması gerektiğini, poliçenin başlangıçtan beri hükümsüz olduğu yönündeki itirazların değerlendirilmediğini, Yangın Sigortası Genel Şartları gereği terör eylemleri nedeniyle yapılan müdahaleler sonucunda meydana gelecek zararların teminat dışı olduğunu, kısmi dava açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile delil tespiti dosyasındaki inşaat mühendisi tarafından hazırlanan rapor incelendiğinde jenaratör, hidrafor, kalorifer kazanı, regülatör, su deposu ve elektrik mühendisi tarafından hazırlanan raporda da bir adet regülatörün bulunduğunun belirtildiği, bir adet regülatörün bina teminatı kapsamında sayılması gerektiği, sigortalı dairenin yeniden yapım bedelinin 170 m2 x 750,00 TL (2016 yılı 3-B sınıfı yapı yaklaşık birim maliyet 750,00 TL) = 127.500,00 TL olacağı, ayrıca bina teminatı kapsamında kalan 2.663,63 TL' nin eklenmesi ile toplam talep edilebilecek tazminatın 127.500 TL+2.663,63 TL=130.163,63 TL olacağı, bu miktardan %10 oranında eskime payı düşülmesi ile (13.016,36) 117.147,27 TL olacağı, yine bu miktardan poliçe gereği %5 oranında terör muafiyeti olan 5.857,36 TL'nin mahsup edilmesi ile davacının sigorta poliçesi limiti dahilinde 111.289,91 TL bina tazminatı talep edebileceğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere davanın kısmen kabulü ile 111.289,91 TL'nin 19.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile asliye ticaret mahkemesince bakılması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ıslah edilen tarih gözönünde bulundurularak davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda açık bakanlık tebliğine rağmen yapı sınıfının yanlış tespit edilmesi ve hasar tarihine göre uygulanacak bakanlık tebliğinde (2015 yerine 2016 uygulanmış) yanılgıya düşülmesi ve yapı sınıfının hatalı olarak belirlenmiş olduğunu, zararın ne şekilde ve kim tarafından karşılanacağı belli olmadığından müvekkil şirketin temerrüde düşürüldüğünden söz edilemeyeceğini, poliçe başlangıçtan itibaren hükümsüz olduğundan davanın reddi gerektiğini, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda belirtilen terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj ile bunları önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucunda meydana gelen zararlar açıkça teminat dışı bırakıldığını, davaya konu talebin Yangın Sigortası Genel Şartlarının A-4 maddesinde teminat dışında kalan haller olarak düzenlenmiş bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Konut Sigorta Poliçesi ile sigortalanan davacının maliki olduğu taşınmazın terör eylemlerinden dolayı zarara uğramasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/1-k maddesi, 73/1 ve 83/2 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1404,1445 ve 1446 ıncı maddeleri.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile sigortalı konutun yeniden yapım bedelinden eskime payının mahsup edilmesine, bakiye kalan miktardan poliçe teminatı gereği %5 terör muafiyetinin indirilmiş olmasına, temyiz nedenlerine bağlı olarak yapılan sınırlı incelemeye ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.