Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2014 tarihli iddianamesiyle sanığın parada sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2016 tarihli kararıyla sanığın parada sahtecilik suçundan 3 yıl 4 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sahte paraların müsaderesi ile TC ... Bankasına gönderilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi bir sebebe dayanmamaktadır.

1.Dava konusu olay; sanığın üzerinde sahte ve aldatma kabiliyetine haiz olan 33 adet A101843233 seri nolu sahte 100 TL, 1 adet arka yüzü bulunmayan 100 TL ile 8 adet A 053212588 seri nolu 200 TL para bulundurmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.

2. Sanık ... aşamalardaki ifadelerinde; atılı suçlamayı kabul etmediğini, İstanbul ...'da ismini bilmediği bir kişinin gazete içerisinde ve faizle dava konusu paraları verdiğini; sonra Esenler otogarında yakalandığını, söz konusu paraların sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.

3. Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası İstanbul Şubesi'nden alınan 08.02.2012 gün ve 225 nolu rapora göre 41 adet para sahte ve aldatma kabiliyetine haizdir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarihli tebliğnamesinde bahsi geçen ve birleştirilmesi istenen Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/674 Esas, 2015/675 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde suç tarihinin 16.02.2013; suç yerinin ise Şanlıurfa olduğu anlaşılmaktadır.

Sanığın 28.01.2012 tarihinde İstanbul/Üsküdar'da parada sahtecilik suçunu işleyip 29.01.2012 tarihinde ifadesi alınıp serbest bırakıldıktan sonra Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/674 Esas, 2015/675 Karar sayılı dava dosyasına konu suçu 16.02.2013 tarihinde Şanlıurfa'da işlediği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2019 tarihli ve 2016/8-1435 Esas, 2019/624 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; farklı meblağdaki paraların farklı yerlerde ve şekillerde piyasaya sürülmesinin, ifadesi alınıp serbest bırakılmasının fiili kesinti oluşturduğu göz önünde bulundurulduğunda, davaların mükerrer olmadığı, birleştirilmesine yasal imkan bulunmadığından tebliğnamedeki 1 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

1. Oluş ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın 28.01.2012 tarihinde Harem otogarında emniyet kuvvetleri tarafından durdurulduğu, şüpheli hareketlerde bulunması üzerine üst aramasının yapıldığı montun sağ cebinde Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası İstanbul Şubesi'nden alınan 08.02.2012 gün ve 225 nolu rapora göre sahte ve aldatma kabiliyetine haiz olan 41 adet para bulunduğu olay tutanağına ve sanığın kısmi kabulüne göre sabit olduğundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde isabetsizlik görülmeyip yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (1. Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/174-351 Esas-Karar sayılı ilamının birinci kez tekerrüre esas alınması gerekirken, suç tarihinden sonra kesinleşen iki ayrı ilamın tekerrüre esas alınıp cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, 2.suça konu sahte paraların müsaderesine karar verilirken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi yerine 54. maddesi olarak gösterilmesi'nin dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği tekerrür uygulamasına ilişkin 5. fıkranın çıkarılarak yerine "Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/174 Esas, 2009/351 Karar sayılı kararı ile 1 yıl 8 ay hapis ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 08.04.2009 tarihinde kesinleşmesinden sonra suçu işlediği ve kararın ilk defa tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 58 nci maddesi gereğince sanığa verilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ibaresinin yazılmasına, müsadereye ilişkin olan 6 ncı fıkradaki "54" ibaresinin yerine "54/4" yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.12.2023 tarihinde karar verildi.