Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar İdris Gültekin ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "davacıların çekişmeli taşınmazın dedelerinden kendilerine intikal ettiğini belirterek taşınmazdaki kullanım şerhinin kendi lehlerine konulmasını talep etmelerine karşın, Mahkemece, terekenin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, mirasçılardan birinin veya bir kısmının tek başına adına tescil isteyemeyeceği ve bir mirasçının taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin, elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre miras bırakanın diğer mirasçıları adına sürdürülmüş sayılacağı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek, uyuşmazlığın 3402 ... Kanun'un 10. maddesi gereğince kadastro komisyonu tarafından taşınmazın kullanıcısının Kadastro Mahkemesince belirlenmesi için gönderilen davalardan olduğu, Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca kadastro hakimi hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın, gerçek hak sahibini re'sen belirlemek zorunda olduğundan mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığı, hal böyle olunca, somut olayda beyanlar hanesi açık bırakılarak tespiti yapılan çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesinin, Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca re'sen araştırma yapılarak gerçek hak sahibinin (kullanıcının) belirlenmesi suretiyle doldurulması gerekeceği" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "alınan bilirkişi raporları, mahkeme gözlemi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bizzatihi birleşen dosya davacılarının kendi beyanları uyarınca taşınmazın 2000'li yıllardan sonra ekonomik amaca uygun şekilde fiilen davacıların kullanmamalarına göre, evvelinde taşınmazın birleşen dosya davacılarının murisleri tarafından veya murisleri ile birlikte kendileri ya da murislerinin ölümünden sonra belli bir süre önce kendilerinin kullanımlarının, 3402 ... Kanun'un Ek-4. maddesinde düzenlenen “fiili kullanım” kavramına uygun bir kullanım olmadığı, 2014 yılı kullanım kadastrosu tespit tarihinden en az 14 yıl öncesine kadar birleşen dosya davacılarının ekonomik amaca uygun şekilde taşınmazı fiilen kullanmayıp zilyet olmadıkları" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 108 ada 2 parsel ... taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, birleşen davada davacılar İdris ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacılar ... vd. vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 215,45 TL'nin temyiz eden davacılar ... vd. alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.