SUÇLAR: Hırsızlık, başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması
suretiyle yarar sağlama
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanığın, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra sanık müdafiinin dosyaya sunduğu 08.12.2015 tarihli dilekçesinde temyiz başvurusu ile birlikte eski hâle getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hâle getirme istemi hakkındaki karar verme yetkisi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olduğundan Mahkemenin 09.12.2015 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun olması sebebiyle ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen karar, sanığın duruşmada beyan ettiği adrese Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre muhatabın dışarıda olduğundan bahisle kim olduğu anlaşılamayan muhatap ile aynı konutta oturduğu yazılan ...'e 03.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; ...'ün muhatap ile aynı konutta oturmaması nedeniyle yapılan tebligatın usûlsüz olduğu anlaşıldığından, sanık
müdafiinin öğrenme üzerine sunduğu 08.12.2024 tarihli eski hâle getirme ve temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. Sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan verilen hükmün temyiz incelemesi neticesinde;
Sanığın tüm aşamalardaki tutarlı savunmalarında banka kartlarını şikâyetçinin rızası ile harcama yapması için verdiğini beyan etmesi, şikâyetçinin kovuşturma aşamasındaki beyanında hesaplarında daha fazla para bulunduğu hâlde sanığın yalnızca 120,00 TL ve 100,00 TL olmak üzere iki sefer para çektiğini, olay günü tartışma yaşadıkları için sanığın memleketine gidecek kadar para çektiğini düşündüğünü, aynı evde yaşamaları nedeniyle sanığın şifrelerini zaten bildiğini beyan etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasının aksini ispat edecek hukuka uygun, somut, kesin delil bulunmamasına rağmen sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,
II. Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen hükmün temyiz incelemesi neticesinde;
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasa'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli zamanaşımının, karar tarihi olan 16.06.2015 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında hırsızlık suçundan dolayı açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.