Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin,10.06.2021 tarihli ve 2020/393 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararı ile, suça sürüklenen çocuk hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci maddesinin birinci cümlesi ve 62., 63. maddesi uyarınca (5 yıl 6 ay 20 gün) hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2021/1918 Esas, 2022/158 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı yasanın 280 inci maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ilk cümlesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
01.09.2020 tarihinde gündüz vakti mağdurun bisikletiyle Urla ilçesinde bulunan ... Market'in önüne geldiği, burada sanığın yanında bulunan 15 yaşını doldurmuş suça sürüklenen çocuğun mağdurdan bisikletini istediği, mağdurun bisikletin arızalı olduğunu söylemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun mağduru kolundan tutup kendisine çekerek bacağına tekme attığı, mağdurun markete girdiği, suça sürüklenen çocuğun mağdurun bisikletini alıp sokakta sürmeye başladığı, kısa süre sonra mağdurun marketten çıktığı, suça sürüklenen çocuğun mağduru yanına çağırdığı, mağdurun ve sanığın suça sürüklenen çocuğun yanına gittikleri, suça sürüklenen çocuğun mağdurdan para istediği, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun "Bana 10,00 TL ver, otur şuraya, en fazla 1-2 bıçak sokarım, seni öldürürüm, sonra gidersin" diyerek mağdurun ceplerini yokladığı, mağduru yumruk atmak suretiyle darp ettiği, mağdurun korkarak 10,00 TL para vermek için cüzdanını çıkardığında sanığın mağdurun cüzdanını elinden aldığı ve içerisinde 400,00 - 420,00 TL para olan cüzdandan mağdura 65,00 TL verip kalan parayı aldığı, ardından suça sürüklenen çocuk ve sanığın mağdura, "Polise gidersen seni öldürürüz" dedikleri ve bisikleti bırakıp olay yerinden ayrıldıkları, mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, mağdurun zararının yargılama aşamasında tamamen giderildiği, bu suretle sanığın ve suça sürüklenen çocuğun nitelikli yağma suçunu işledikleri ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Suçun Unsurlarının Oluşmadığı Yönündeki Temyiz İtirazı Yönünden,
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.

Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.

Anılan açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde, sanık hakkında kurulan hükümde, mağdurun beyanı, sanığın tevil yollu ikrarı, kamera görüntüleri, adli tıp raporu tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde eylemin sabit olduğu belirlendiğinden, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eylemin sanık ve suça sürüklenen çocuk tarafından birlikte gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.06.2021 tarihli ve 2021/1918 Esas, 2022/158 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

22.02.2024 tarihinde karar verildi.