SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; mağdure ile kanuni temsilcisinin kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak davaya katılmamaları karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle görevlendirilen vekilin hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı belirlenmiştir.

Katılan Bakanlık vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yönünden; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ, OLAY VE OLGULAR

1. Sanıklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Siverek Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.12.2017 tarihli ve 2016/409 Esas, 2017/387 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanıkların;
a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 35,62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
Dair verilen kararın katılan Bakanlık vekili, sanık ... ve sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının katılan Bakanlık vekili ve sanık ... ile sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 24.06.2021 tarihli ve 2020/7048 Esas, 2021/4508 Karar sayılı kararı ile özetle eylemlerin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda hile unsurunun bulunmaması, kabule göre de ek savunma hakkı verilmemesi nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

3. Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2021/193 Esas, 2022/3 Karar sayılı kararı ile sanıkların;
a) Çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü uyarınca dava dosyası doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, alt sınırdan ve takdiri indirim uygulanarak verilen cezaların usul ve yasaya aykırı olup, üst sınırdan cezalandırılmaları gerektiğine, suç vasfının yanlış belirlendiğine, kararın bozulması istemine ilişkindir.

B. Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Özetle, sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiğine, eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna, somut ve kesin delil bulunmadığına, mağdurenin ilk beyanının tercüman bulunmadan alındığına, darp-cebir bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, olay tutanağının beyanlarla örtüşmediğine, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinin hukuki dayanağının olmadığına, suçun sarkıntılık düzeyinde kaldığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, mağdurenin yaşı konusunda yanılgıya düştüğüne, kararın bozulması istemine ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Mağdure ile kanuni temsilcisinin kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak davaya katılmamaları karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

Açıklanan gerekçeyle Tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekili ile Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, İlk Derece Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmediği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekili ile Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2021/193 Esas, 2022/3 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2024 tarihinde karar verildi.