SUÇLAR: Hırsızlık, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin karar tarihinde cezaevinde bulunup duruşmada hazır edilen sanığın yüzüne karşı tefhim edilen hükümlerin yasa yolu bildiriminde, 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle sanığın 01.04.2016 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- a- Dosya kapsamında katılanın aşamalardaki beyanlarında suça konu malzemelerin çalındığı aracın kilitli olup olmadığına dair herhangi bir bilgi vermediği, olay yeri inceleme raporunda da aracın kapı kilitlerinde ve camlarında zorlama izinin olmadığının belirtilmesi karşısında, katılandan aracının kapılarının kilitli olup olmadığının sorulması ve sonucuna göre, aracın kilitli olarak bırakıldığının belirlenmesi ve kilide müdahale edildiğinin anlaşılması hâlinde sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinin kilitli olmadığının belirlenmesi ve kapıları açık araçtan hırsızlık yapılması halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesinin uygulanması, aracın kapılarının kilitli olması ve kilidine anahtar uydurularak eylemin gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde ise aynı Kanun'un 142/2-d maddesinde düzenlenen suçun oluşacağı gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde aynı Kanun'un 141/1. maddesi ile hüküm kurulması,

b- Kabule göre de;
Hırsızlık eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesi kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde ise; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın huluki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2- a- Sanığın, hırsızlık suçundan yürütülen soruşturma kapsamında kolluk görevlilerine kendisini “...” olarak tanıttığının anlaşılması karşısında; beyan ettiği kimlik bilgilerinin gerçek bir kişiye ait olması halinde eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 267. maddesi kapsamında düzenlenen iftira; bildirdiği kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan hayali bir kişiye ait olduğunun anlaşılması halinde ise, anılan Kanun'un 206/1. maddesi kapsamında "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun oluşacağı gözetilerek, kimlik bilgilerinin gerçek bir kişiye ait olup olmadığına dair herhangi bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

b- Kabule göre de;
Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.