Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eskil Cumhuriyet Başsavcılığının 05.04.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Eskil Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.04.2018 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
3. İlk derece mahkemesi kararına karşı sanık, katılan kurum vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 28.05.2021 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu silahla ve birden fazla kişi ile işlediği ve bu nedenle birden fazla nitelikli hal bulunduğu gerekçesi ile temel ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşmak ve suçun cinsel amaçla işlenmesi nedeni ile de artırıma gitmek sureti sanığın 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
1. Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna, üst sınırdan ceza tayini ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği ise çelişkili beyanların hükme esas alındığına, katılanı kaçırma niyetinin olmadığına, sübuta ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğuna, suç işlediği kabul edilse bile gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
1. Sanık, katılanın önceden sözlüsü olduğunu ancak başkası ile evlendirilmesine karar verilince aralarında küslük ve husumet oluştuğunu, olay günü tesadüfen karşılaştıklarını, katılan ile ailesinin kendilerine saldırdığını, biber gazını katılanın annesinin sıktığını, kendisinin onun elinden aldığını beyan ettiği, inceleme dışı suça sürüklenen çocukların, aşamalardaki beyanlarının da benzer mahiyette olduğu anlaşılmıştır.
2. Katılan aşamalarda istikrarlı beyanları ile sanık ile inceleme dışı suça sürüklenen çocukların olay tarihinde kendisini kaçırmaya çalıştıklarını, engel olmak isteyen babasına şiddet uyguladıklarını, kendilerine göz yaşartıcı sprey sıktıklarını, yardım istemeleri ve birilerinin gelmesi üzerine sanığın ve yanındakilerin kaçtığını beyan etmiştir.
3. Kollukta beyanda bulunan ve mahkemede tanık olarak dinlenen sanığın anne ve babasının beyanları katılanı destekler mahiyettedir.
4. Tanık olarak dinlenen A.B., bağırma sesleri üzerine olaydan hemen sonra olay yerine ulaştığını, vardığında sanıkların gitmiş olduğunu, katılanın babasının gömleğinin yırtılmış olduğunu, katılanın annesinin "kızımı kaçırmak istiyorlar" diye bağırmakta olduğunu beyan ettiği, tanık R.B.'nin de destekler mahiyette beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
5. Dosyada bulunan 14.07.2016 tarihli tutanakta 1 adet mavi renk göz yaşartıcı spreyin muhafaza altına alındığı beyan edilmiştir.
6. Dosyada bulunan adli raporlarda; katılanın annesinin sol dirsek arka tarafında sıyrık yaralanması, babasının sağ kulak arkasında sıyrık yaralanması, sol kulak arkasında 2 cm uzunluğunda açık yara, sırt bölgesinde düzensiz kızarıklık mevcut olduğu, basit tıbbı müdahale ile giderilebilir olduğu bildirilmiştir. Ayrıca sanığın kardeşi olan inceleme dışı suça sürüklenen çocukların da basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmalarının bulunduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü;
İlk derece mahkemesi, sanığın katılan ile evlenmek istemesi nedeni ile aralarında önceye dayalı husumet olduğunu, olay tarihinde katılanın, anne ve babası ile birlikte motosiklet ile eve gittikleri esnada arkalarından sanık ve inceleme dışı suça sürüklenen çocukların araçla geldiğini, suça sürüklenen çocukların katılanı kaçırmaya çalıştığını, babasının, katılanın zorla götürülmesini engellemeye çalıştığını,
darp edildiğini, sanığın da bu sırada katılanı kaçırmaya çalıştığını, fakat katılan ile anne ve babasının bağırmaları üzerine etraftan insanların geldiğini, bunun üzerine, sanığın olay yerinden uzaklaştığını, bu şekilde sanığın katılana karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğini ancak eylemini tamamlayamadığını değerlendirmiştir.
Bölge adliye mahkemesinin kabulü;
Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesince sanığın eyleminin hukuki nitelendirilmesinin doğru yapıldığı, ancak olay yerinde ele geçirilen göz yaşartıcı spreyin sanık tarafından kullanılması nedeni ile olayda silah kullanıldığının kabul edilmesi gerektiği, ayrıca sanığın katılan ile evlenebilmek amacıyla kaçırmaya kalkıştığı, bu nedenle eylemin cinsel amaçla işlendiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birden fazla nitelikli halinin mevcut olması nedeni ile temel ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşıldığı belirtilmiştir.
A. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
B. Sanığın ve temyiz dışı suça sürüklenen çocukların aşamalardaki beyanları, mağdurun ve tanık olarak mahkemede dinlenen katılanın anne ve babası ile diğer tanıkların beyanları olayda ele geçirilen göz yaşartıcı sprey, adli raporlar, kolluk fezlekesi ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte dikkate alındığında, atılı suçun sanık tarafindan işlendiğine, olayda sanık tarafından göz yaşartıcı sprey kullanıldığına ve fiilin birden fazla kişi ile gerçekleştirildiğine bu nedenle temel ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılmasına, etraftan insanların gelmesi üzerine sanığın eylemini tamamlayamadığına dair Mahkemenin suçun sübutu ve kabulü ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafindan gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 28.05.2021 tarihli kararında katılan kurum vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskil Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.