SUÇLAR: Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçu.

İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan dava açılmıştır.

2.Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

3.Sanık ve Bakanlık vekilinin istinaf talebi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 21.10.2021 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanık hakkında teşdit uygulanması suretiyle atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği suçun sübutuna, unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, şayet beraat kararı verilmeyecekse haksız tahrik ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve pişman olduğuna ilişkindir.

1.Dava konusu olay, sanığın bir dönem birlikte yaşadığı ve sonrasında ayrıldığı mağdureyi, olay günü görüp konuşmak istediği, mağdurenin kabul etmemesi üzerine, sanığın kimliği tespit edilemeyen şahsın kullandığı araçla mağdurenin yanına yaklaşarak zorla araca bindirdiği ve Özgürlük Bulvarına götürdüğü, orada araçtan zorla indirdiği ve parka doğru sürükleyerek götürdüğü, süreklerken de kafasına bira şişesi ile vurduğu, kırılan şişe parçasıyla müştekinin yüzünü yaraladığı, burnuna taşla vurarak müştekinin burnunu kırdığı ve bu suretle atılı suçları işlediği iddiasına ilişkindir.

3.Mağdurenin aşamalardaki beyanları birbiriyle ve maddi vakıalarla uyumlu olduğu anlaşılmıştır.

4.Sanık, olay günü kıskançlık nedeniyle tartışma çıktığını, mağdurenin kendisine bira şişesi atması nedeniyle sinirlenerek bira şişesini alıp vurduğunu, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
5. 09.06.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporuna göre, mağdurenin, sol göz kapağı ve yüzde yaralanmasının olduğu, burun kemik kırıklarının mevcut olduğu, kırığın hayati foksiyonlara etkisinin (1.) dereceden etkili olduğu tespit edilmiştir.

6. Dosya içerisinde yer alan 44274076.104-20/7/2241 sayılı Adli Tıp Kurumu Raporuna göre, mağdurenin yüzünde meydana gelen yaralanmanın, yüzde sabit iz niteğinde olduğu tespit edilmiştir.

A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
Sanığın, mağdureyi zorla araca bindirmek suretiyle hürriyetini kısıtladığı, yüzünde sabit iz ve kemik kırığı oluşturacak şekilde yaraladığı sabit olduğundan atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk derece mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak temel ceza belirlenirken, sanığın suç kastının yoğunluğu, cezanın sosyal ve uyarma amacı, sanığın adli sicil kaydına yansıyan kişilik özellikleri dikkate alınarak sanık hakkında teşdit uygulanması suretiyle atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.

1.Sanığın olay günü mağdureyi açık kimliği tespit edilemeyen bir şahsın aracına zorla bindirmek suretiyle alıkoyduğu olayda, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince artırım yapılmaması; yine sanığın eylemini silahla ve cinsel amaçla gerçekleştirmiş olduğu anlaşılmakla sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının a bendinin ve 109 uncu maddenin beşinci fıkrasının uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmaması ve temyiz sebebi olarak gösterilmemesi nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Sanığa yönelik mağdureden kaynaklanan haksız bir eylemin bulunmaması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin uygulanmamış olması; ayrıca soruşturmaya başlanmadan önce mağdurenin şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakma şartlarının gerçekleşmediği olayda, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

3. Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçların sanık tarafından gerçekleştirildiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 21.10.2021 tarihli kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.