Başvurunun esastan reddi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uluslararası nakliye işi yaptığını, 2014 yılında yurt dışından Türkiye'ye gemi ile gelen ve Suriye ülkesine gönderilen transit taşımaya konu 2 nci el kullanılmış araçların taşıma işini üstlendiğini, 2 nci el araçların bir kısmının İskenderun liman sahasına ve bir kısmının da Mersin Liman sahasına indirilmiş olduğunu, bu araçların bir kısmının Suriye'ye taşındığını ancak bir kısmının ... sebebi ile sınır kapısının kapalı olmasından dolayı geçişlere izin verilmediğinden Suriye'ye taşınamadığını, taşıma işi yapılamayan ve müvekkili adına Mersin liman sahasına inen araçların ilerde taşınmasının yapılabilme ihtimaline binaen ve gümrük tarafından 2 nci el tasfiye işlemine tabi tutulmaması için araçların liman sahasında kalmaları konusunda dava dışı şirketlerin süre uzatım talebinde bulunduklarını, müvekkilinin de yetkilendirildiği bazı araçlar için Gizem Lojistik Gümrükleme Ltd. Şti. aracılığı ile Mersin Gümrük Müdürlüğüne süre uzatım talebinde bulunduğunu, müvekkilinin yetkiyle süre uzatımını istediği bu araçların süre uzatım taleplerinden sonra 2 nci el araçlar yurtdışı edilemediğinden ... Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü tarafından araçların tasfiye işleminin yapıldığını, bu araçlardan dolayı davalı şirkete herhangi bir ardiye borçlarının kalmadığını, daha sonra davalı yanca müvekkiline 01.06.2015 tarihli A seri 390487 nolu 37.230,00 USD bedelli fatura keşide edildiğini, bu faturadan sonra yaptıkları araştırmada müvekkiline bizzat yetkili olarak süre uzatım istediği araçlar için 45 günlük ardiye ücretlerine binaen A seri 553787 nolu 26.06.2014 tarihli 2.065,00 USD, A seri 553790 nolu 26.06.2014 tarihli 2.212,00 USD, A seri 553791 nolu 26.06.2014 tarihli 2.065,00 USD, A seri 553792 nolu 26.06.2014 tarihli 2.065,00 USD, A seri 553796 nolu 26.06.2014 tarihli 1.180,00 USD, bedelli faturaların gönderildiğini ve bunların müvekkilince ödendiğini tespit ettiklerini, ancak davaya konu faturanın müvekkilinin ödediği bu ilk 45 günlük ardiye ücretini de kapsar şekilde ve yapılan ödemeler dahi mahsup edilmeden 37.230,00 USD bedelli olarak düzenlendiğini, müvekkilinin bu dört konişmento kapsamında gemiden indirilen araçlarla ilgili süre uzatım talebinin olmadığını, bu fatura bedellerinin mükerrer şekilde 37.230,00 USD bedelli fatura ile yeniden talep edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin 01.06.2015 tarihli A seri 390487 nolu 37.230,00 USD bedelli faturadan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının faturaya süresinde itiraz etmediğini, 2015 yılında gönderilmiş olan faturaya 3 yıl sonra menfi tespit davası açmasında hukuki yarar olmadığını, davacıya gönderilen faturanın 51 adet binek araca ait olduğunu, davacının faturaya dayanak olan konişmento numarasını hatalı yansıttığını, hiç bir ilişkisi olmadığını iddia ettiği araçların 45 günlük ardiye bedelinin yatırıldığını belirtmesinin de kendi iddiasını çürüttüğünü, faturaya konu araçların alıcısının konişmentolara göre davacı olduğunu savunarak, davanın reddiyle davacının borçlu olduğunun tespiti ile borçlu olduğunu bile bile tespit davası açmakta kötü niyetli olduğundan 5.000,00 TL'den az olmayacak şekilde Mahkemenin takdir edeceği miktarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin uluslararası nakliye işi ile uğraştığı ve 2014 yılında gemi ile Türkiye'ye getirilen ve Suriye'ye transit taşımaya konu olan 2 nci el kullanılmış araçların taşıma işini üstlendiği, araçların K-LINE Gemi Acentalığı A.Ş. şirketi tarafından getirildiği, ancak liman sahasına indirilen 2 nci el araçların bir kısmının ... sebebi ile Suriye'ye gönderilemediği ve liman sahasında kaldığı, söz konusu araçların KKLUKR6005875, KKLUKR6005928, KKLUKR6005927 ve KKLUKR6005916 nolu konişmentolara konu araçlar olduğu, araçların 17.05.2014-01.06.2015 tarihleri arasında 381 gün liman sahasında kalmış olması sebebi ile 176 günlük ardiye ücretine tekabül eden alacak için davalı tarafından dava konusu 01.06.2015 tarih ve A seri 390487 sıra numaralı, 37.230,00 USD bedelli faturanın düzenlendiği ve faturanın ödenmesi amacı ile davacı şirkete Mersin 3. Noterliği'nin 23.06.2015 tarihli ve 13271 yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği, akabinde eldeki davanın açıldığı, celp edilen gümrük müdürlüğü kayıtları ve alınan bilirkişi raporuna göre iş bu konişmentolara konu araçlarla ilgili davacı şirket tarafından herhangi bir süre uzatımı talebinde bulunulmadığı, süre uzatım talebinin dava dışı K-LINE Gemi Acentalığı A.Ş. firması tarafından yapıldığı ancak araçlarla ilgili süre uzatım talebinde bulunulmasına dair davacı şirket tarafından adı geçen K-LINE Gemi Acentalığı A.Ş. firmasına verilmiş herhangi bir vekaletname de bulunmadığı, bu hali ile dava konusu ardiye ücretine dair fatura alacağından davacı şirketin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının 01.06.2015 tarihli ve A Seri 390487 sıra numaralı faturadan dolayı davalı tarafa 37.230,00 USD borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin hatalı bilirkişi raporundaki beyanlar üzerinden karar verdiği, müvekkili tarafından davacıya tebliğ edilmiş olan 01.06.2015 tarihli A Seri Nolu, 37.230,00 USD bedelli 390487 numaralı RoRo Ardiye Transit ve RoRo Depolama Transit bedelleri içerikli faturaya karşı davacının süresinde itirazda bulunmadığını, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacının faturanın içeriğini kabul etmiş olduğunu, aksini iddia edenin ispatla mükellef olduğunu, ne var ki Mahkemenin, bu konuyu gerekçeli kararında tartışmadığını ve eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, müvekkilinin alacak hakkının ispatında delil olarak sunulan resmî belgeler ile hususlara bilirkişi raporu ve Mahkeme kararında riayet edilmediğini ve değerlendirmeye alınmadığını, faturaya itiraz süresinin kanuni süre içinde yapılmaması hususu ile resmî belge sınıfındaki konşimento, özet beyan belgeleri ve onlara dair olguların analiz edilerek hüküm kurulması gerekmesine rağmen Mahkemenin ileri sürülen bu vakıa ve talepleri dikkate almadan ve tartışmadan karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu araçlarla ilgili olarak davalı ve/veya yetkilendirdiği başkaca bir kişi tarafından herhangi bir süre uzatımı talebinde bulunulmadığı, bu nedenle söz konusu araçların liman sahasında kaldığı özet beyan tarihini izleyen ilk 45 günden sonraki tarihlerde oluşan ardiye ücretinin davacıdan talep edilmesinin 4458 sayılı Gümrük Kanunu (4458 sayılı Kanun) ve ilgili mevzuata uygun olmadığının bilirkişi raporunda belirtildiği, faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesinin faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, ... başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu anlamını taşımayacağı, uyuşmazlık halinde işin yapılmış olduğunun kanıtlanmasının gerektiği, davalının fatura konusu araçların davacıyla ilgisini yazılı belge ile ispat edemediği, bekleme süresinin uzatılması davacı tarafından talep edilmediği gibi bu konuda davacı tarafından verilmiş bir yetki de bulunmadığı, taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığı ve bu nedenlerle süresi içinde faturaya itiraz edilmemesinin de söz konusu hizmetin davalının şahsına verildiği anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın süresinde faturaya itiraz etmemiş olmasına rağmen fatura içeriğindeki hizmetin davacıya verildiğinin karine olarak kabul edilemeyeceği kabulünün hatalı olduğunu, zira davacının malın alıcısı olduğunu ve bunu teyit edercesine bir kısım ardiye ücretini ödediğini, tasfiyeye kadar hukuki menfaati korunanın davacı olduğunu, davacının faturaya süresinde itiraz etmediğini, Mahkemece sunulan belgeler değerlendirilmeden eksik incelemeyle karar verildiğini, dava dışı acente K-Line Gemi Acenteliği A.Ş. şirketinin hangi yetkiye dayanarak süre uzatımı başvurusunda bulunduğunun tartışılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı tarafında keşide edilen ardiye ve depolama ücretine ilişkin faturadan kaynaklı olarak davacının borcunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri,
Dava, davacının sadece taşıyıcısı olduğunu iddia ettiği ve davalının işlettiği liman alanında süre uzatım taleplerine istinaden bekletilen malların, bekleme süresince oluşan ardiye ve depolama ücretlerine istinaden davalı tarafından keşide edilen fatura nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün yazı cevapları ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, malların bekletilmesi için ek süre uzatım taleplerinin davacı yanca değil dava dışı K-Line Gemi Acentalığı A.Ş. şirketi tarafından yapıldığı, davacı tarafından bu şirkete verilmiş bir vekaletnamenin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince de davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya arasına celp edilen Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün 18.01.2019 ve 22.11.2019 tarihli yazılarından, davaya konu faturaya dayanak olan malların KKLUKR6005875, KKLUKR6005928, KKLUKR6005927 ve KKLUKR6005916 nolu konişmentolarla taşınan mallar olduğu anlaşılmıştır. 22.11.2019 tarihli yazı ekinde anılan konişmentolarla taşınan malların bekleme sürelerinin uzatılması için dava dışı K-Line şirketinin talepte bulunduğu ve bu talebe istinaden süre uzatım kararı verildiği, davacının bu şirkete verilmiş bir vekaletnamesine rastlanmadığı bildirilmiştir.
Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün 22.11.2019 tarihli yazı ekinde gönderilen K-Line şirketi tarafından Mersin Gümrük Müdürlüğü'ne hitaplı süre uzatım istemli 29.08.2014 ve 02.10.2014 tarihli dilekçelerde ek olarak "alıcılardan tedarik edilen süre uzatımlarına dair dilekçelerin" de Gümrük Müdürlüğü'ne sunulduğu, buna rağmen dilekçe eklerinin Mahkemeye gönderilmediği anlaşılmıştır.
Şu halde Mahkemece, süre uzatım talebinde bulunan K-Line şirketinin bu taleplerine eklediği anlaşılan alıcıların talepleri de getirtilmek suretiyle bu şirketin hangi sıfat ve yetkiye istinaden süre uzatım talebinde bulunduğunun üzerinde durulup, davacıyla bu talepler arasında bir bağlantı olup olmadığı detaylı şekilde incelendikten sonra yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.