Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, .... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 106 ada 82,83,116 ada 34 ve 118 ada 41 parsel sayılı sırasıyla 12.245,36; 3.786,93; 19.930,66 ve 29.672,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, toprak tevzi çalışmaları sonucunda oluşturulan tapu kayıtları nedeni ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak,... Köyü 106 ada 82,83,116 ada 34 ve 118 ada 41 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, " ... çekişmeli taşınmazların tespite esas tapu kayıtlarının kapsamında kalmakta olup, davacı yanın dayandığı vergi kaydının da çekişmeli 116 ada 34 parsel sayılı taşınmaza uyduğu, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına irsen intikal yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 46/1. Maddesinde belirtilen koşulların gerçekleştiği ... " gerekçesiyle verilen davanın kabulüne ve çekişmeli 106 ada 82,83,116 ada 34 ve 118 ada 41 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki hüküm, davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2019 tarih ve 2019/2312 Esas, 2019/6425 Karar sayılı ilamıyla; " ... İlk Derece Mahkemesince yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı, dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerinin, yaşları itibari ile toprak tevzii çalışmasının yapıldığı 1961 yılına kadar davacı lehine iktisap koşullarının oluşup oluşmadığını bilebilecek yaşta olmadıkları halde, bu tarihten öncesini bilebilecek yaşta mahalli bilirkişi bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, çekişmeli 118 ada 41 parsel sayılı taşınmazın belirtmelik tutanağı getirtilerek hangi nedenle Hazine adına tescil edildiği üzerinde durulmadığı, çekişmeli 116 ada 34 parsel sayılı taşınmazın dayanağı olan 160 (527) numaralı belirtmelik parseli ile ilgili belirtmelik tutanağında 1937 tarih 98 tahrir sayılı vergi kaydının miktar fazlası olup meradan açıldığı, 106 ada 82 ve 83 parsel sayılı taşınmazların dayanağı olan (5) ve (3) numaralı belirtmelik tutanaklarında ise taşınmazların 5 - 6 yıl içinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden açıldığı ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığının belirtildiği ve 106 ada 82 ve 83 parsellere komşu 106 ada 128 parsel sayılı taşınmazın hükmen tesciline esas kararda bu taşınmazın mera olduğu belirtildiği halde, yöntemince mera araştırması yapılmadığı, bu kapsamda ziraat bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazların niteliği ve komşu parsellerden ne şekilde ayrıldığı, aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı, bir arazinin niteliğini ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından da yararlanılmadığı açıklanarak, öncelikle, çekişmeli taşınmazların tespitine dayanak alınan tapu kayıtlarının oluşumuna esas belirtmelik tutanakları, belirtmelik haritası, toprak tevzi haritası, komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları ile Hazine tapusunun tesis tarihinden geriye doğru en eski tarihli ve kadastro tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları getirtilip dosyanın ikmal edilmesi, bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı (taşınmazların tespitine esas tapu kayıtlarının oluşumundan öncesini bilebilecek yaşta), tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve bu keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınması, çekişmeli taşınmazların belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar varsa bu kayıtlar mahalli bilirkişiler aracılığı ile zemine uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi, keşifte alınan beyanların komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmesi, ziraat bilirkişisi kurulundan, çekişmeli taşınmazların önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine belirtilen tarihlerdeki hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesinin istenilmesi ve taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlettirilmesi, belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda davacı taraf yararına 3402 sayılı Kanun' un 46/1. maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ... " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " ... 116 ada 34 ve 118 ada 41 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, çekişmeli taşınmazların çevresinde eylemli durumda mera taşınmazı bulunmadığı gibi, kadim ya da tahsisli mera olmadıklarının da dosya kapsamı ile belirlendiği, diğer yandan taşınmazların Hazine tapusunun oluşumundan evvel eklemeli olarak iktisaba elverişli şekilde davacı tarafın zilyetliğinde olduğu, dolayısı ile 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 46/1. maddelerinde belirtilen koşulların davacı taraf yararına gerçekleştiği, 106 ada 82 ve 83 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise, bütün halde kullanılmakta olan iş bu taşınmazlara ilişkin Hazine tapusunun oluşum tarihinden öncesine ait 1957 tarihli hava fotoğrafı ile 1983 ve 2004 tarihli hava fotoğraflarında, dava konusu taşınmazların mera vasıflı olan komşu 106 ada 128 parsel sayılı taşınmaz ile aralarında herhangi bir ayırıcı unsurun olmadığı, şu halde, bu husus ile belirtmelik tutanağında taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden açıldıklarının belirtilmesi hususları dikkate alındığında 106 ada 82 ve 83 parsel sayılı taşınmazların meradan açıldıklarının kabulü gerektiği ve dolayısı ile 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 46/1. maddelerinde belirtilen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşmediği ..." gerekçesiyle, davacı ...'in davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 116 ada 34 ve 118 ada 41 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tescillerine, 106 ada 82 ve 83 parsel sayılı taşınmazların ise tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.