Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından kasko poliçesiyle sigortası yapılan aracın 15.08.2012 tarihinde seyir halinde iken yol üzerinde gerekli tedbirleri almadan park edilen davalıya ait tescilsiz traktör römorkuna çarpması sonucu kaza meydana geldiğini, sigortalısına ait taşıt üzerinde yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda 39.936,12 TL hasar tespit edildiğini ve aracın kaza sonrasında pert-total olarak işlem görüldüğünü, müvekkili şirket tarafından sigortalısına aracın kaza tarihindeki piyasa değeri olan 27.000,00 TL ödendiğini, bu nedenle 3.900,00 TL araç sovtaj değeri düşüldükten sonra müvekkili şirketin davalıdan 23.100,00 TL alacağının olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 23.100,00 TL rücuen tazminatın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 23.06.2014 tarihli ve 2014/772 Esas, 2014/772 Karar sayılı kararıyla; davanın kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklandığı, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/17883 Esas, 2014/17469 Karar sayılı ilamıyla; "Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki haksız eyleme dayalıdır ve davalı tacir değildir. Bu durumda mahkemece davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 01.02.2017 tarihli ve 2015/219 Esas, 2017/46 Karar sayılı kararıyla; davacının iddiasını ispatlayamadığı, davaya sebep olan römorku olay yerine davalının koyduğunun kesin olarak tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 07.11.2019 tarihli ve 2017/1678 Esas, 2019/10329 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava dosyası içerisinde bulunan Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında mevcut dava konusu trafik kazasından sonra düzenlenen yaralanmalı ve maddi hasarlı kaza tespit tutanağında, kazanın karşı aracın seyir halinde iken gerekli önlemler alınmadan yol üzerinde park edilen tescilsiz traktör römorkuna arkadan çarpması sonucu meydana geldiği, kaza yerinde bulunan ... isimli şahsın traktör römorkonun lastiği patladığı için yol üzerine parkettiğini belirttiği ancak römorkun lastiklerinin incelemesinde sağlam olduklarının tespit edildiği, yine kollukça düzenlenen teslim tesellüm tutanağında; yolun sağ kısmında bulunan plakasız römorkun sahibi olduğunu beyan eden Halil oğlu 1995 doğumlu ... isimli şahsa olay yerinde bulunan römork ve römork potalarının tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edildiği ve tutanağın davalı ile birlikte imza altına alındığı görülmektedir. Aracı kaza esnasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve römorktan iktisaden yararlanan kimsenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden yolun kenarında park edilen tescilsiz römorkun sahibinin davalının olduğu gözetilerek varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza nedeniyle davacı şirketçe sigortalanan araçta 23.100 TL hasar oluştuğu, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/610 sor. sayılı dosyasındaki trafik kazasından sonra düzenlenen yaralanmalı ve maddi hasarlı kaza tespit tutanağında, kazanın davacıya ait aracın seyir halinde iken gerekli önlemler alınmadan yol üzerinde park halinde bulunan tescilsiz traktör römorkuna arkadan çarpması sonucu meydana geldiği, kaza yerinde bulunan ...'nin traktör römorkonun lastiği patladığı için yol üzerine park ettiğini beyan ettiği, ancak römorkun lastiklerinin incelemesinde sağlam olduklarının tespit edildiği, yine kollukça düzenlenen teslim tesellüm tutanağında yolun sağ kısmında bulunan plakasız römorkun sahibi olduğunu beyan eden Halil oğlu 1995 doğumlu ...'ye olay yerinde bulunan römork ve römork potalarının tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edildiği ve tutanağın davalı ile birlikte imza altına alındığı anlaşılmakla soruşturma dosyasındaki davalının beyan ve ifadeleri ile dosyadaki belge ve tutanaklardan kazaya karışan park halindeki römorkun davalıya ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığından davalının kazaya karışan römorkun kendisine ait olmadığına ilişkin beyanına itibar edilmediği, kaza sırasında kazaya karışan römorku fiili hakimiyeti altında bulunduran ve römorktan iktisaden yararlandığı anlaşılan davalının meydana gelen kaza nedeniyle davacının rücuen tazminata konu zararından kendi kusuru oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 17.325,00 TL rücuen tazminat alacağının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yol kenarına terk edilmiş römorkun davalıya ait olmadığını, davalının olay yerine gitmesi üzerine kolluğun römorkun davalıya ait olduğu şeklindeki tutanağının gerçeği yansıtmadığını, savcılık ifadesinde davalının kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, savcılık dosyasındaki delil durumu ve tanık beyanlarına göre de davalıya ait olmadığının belli olduğunu, tescil kayıtlarında davalıya ait traktör yada römorkun olmadığının anlaşıldığını, davacının iddiasını ispat edemediğini, davalı hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

kasko sigorta poliçesi nedeniyle sigortalısına ödeme yapan kasko sigortacısının davalıdan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi, Kasko Sigortası Genel Şartları.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.