Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, davalıya sigortalı araç sürücünün 29.05.2014 tarihinde yaptığı tek taraflı kazada müvekkilinin malul kaldığını, davacının ...İktisadi ve İdari Bilimler fakültesinde öğrenci olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatını dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiş; 12.04.2016 tarihli dilekçesiyle talebini 268.000,00 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili; kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, kazada sigortalı araç sürücünün kusuru bulunmadığını, sorumluluklarından bahsedilebilmesi için Adli Tıp Kurumundan maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, müterafık kusurun araştırılmasını, koruyucu tertibat kullanılıp kullanılmadığının tespitini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, aktüer bilirkişiden alınacak raporda bilinen gelir üzerinden hesaplama yapılması aksi takdirde asgari ücretin dikkate alınması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize karar verilebileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemenin 06.06.2016 tarihli ve 2014/298 Esas, 2016/486 Karar sayılı kararıyla; hukuki ihtilafın davalıdan maluliyet tazminatı talebine ilişkin olduğu, meydana gelen kazada yolcu olan davacının kusurunun olmadığı, Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurulundan alınan rapor ile davacının %22,2 oranında çalışma gücü kaybı meydana geldiği, yapılan hesaplama ile 283.209,97 TL tazminat alacağının belirlendiği ancak 268.000,00 TL teminat miktarı olduğu, davacının talebini ıslah ettiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 268.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.09.2019 tarihli ve 2016/18126 Esas, 2019/8079 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek somut olayda davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü Gökhan'ın ceza dosyası içeriğine göre de 0,16 mg/dl alkollü olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tam kusura göre hesap yapılarak, alkollü sürücünün aracına bilerek binmekten dolayı müterafık kusur indiriminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer yönden; davalı tarafça hatır taşıması savunmasında bulunulmuştur. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim, tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. O halde mahkemece, bu savunma üzerinde durularak, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması gerekmekte olup davalının savunmasına itibar edilmeyerek ve karar yerinde tartışılmayarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece davalının müterafik kusur ve hatır taşıması savunmaları üzerinde durularak ve tarafların delilleri toplanarak tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği hususu karar yerinde tartışılıp değerlendirilerek, kabul edilmesi halinde hatır taşıması ve müterafık kusur için ayrı ayrı %20 oranında indirim yapılması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen ilama karşı davacı vekili yargılamaya başlanmadan önce; taraflarınca kararın temyiz edildiği hususunun gözden kaçırıldığı, davalı lehine usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği yönünde dilekçe sunmuş ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına ilişkin ara karardan rücu edilerek; davacının temyiz itirazlarının incelenmemesinin maddi hata olduğu düşünülerek, dosyanın gereğinin takdiri hususunda değerlendirme yapılmak üzere dosya Daireye gönderilmiştir.
2. Dairenin 24.02.2022 tarihli ve 2021/24661 Esas, 2022/3349 Karar sayılı ilamıyla;
"Dosyanın incelenmesinde; 17. Hukuk Dairesinin 16.09.2019 gün, 2016/18126 Esas ve 2019/8079 Karar sayılı ilamı ile yalnızca davalı vekilinin temyiz itirazları incelenerek karar davalı yararına bozulmuş ise de, az yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda; davacının temyiz itirazlarının incelenmemesinin maddi hataya dayalı olduğu anlaşıldığından davacının temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddine karar verilerek Daire ilamının düzeltilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hukuki ihtilafın davalıdan maluliyet tazminatı talebine ilişkin olduğu, meydana gelen kazada yolcu olan davacının kusurunun olmadığı, Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurulundan alınan rapor ile davacının %22,2 oranında çalışma gücü kaybı meydana geldiği, yapılan hesaplama ile 283.209,97 TL tazminat alacağının belirlendiği ancak 268.000,00 TL teminat miktarı olduğu, davacının talebini ıslah ettiğini, 06.06.2016 tarihli karar ile 268.000,00 TL tazminata karar verildiği, kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edildiği, bozma kararı ile tazminattan hatır taşıması indirimi ve müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğinin belirtildiği, hesaplanan 283.209,97 TL tazminat miktarından müterafık kusur ve hatır taşıması indirimi olmak üzere ayrı ayrı %20 oranında indirim yapıldığı ve bakiye 181.254,39 TL tazminat miktarı kaldığı, yapılan indirim nedeni ile reddedilen tazminat bakımından davalı lehine vekalet ücreti verilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 181.254,39 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; hatır taşımasının ispatlanamadığını, müterafık kusur olmadığını, güncel verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, davalı lehine usulu müktesep hak oluşmayacağı gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 29.05.2014 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 99 uncu maddeleri
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya geri verilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.