Esastan Ret

Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe giren sigortalının maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının müvekkilinin davalı işveren nezdinde tesisat ustası olarak çalıştığını, 10.08.2016 tarihinde davalının yapımını üstlendiği bir proje için binadaki tesisat işini yaptığı sırada kablolarını toplarken yerde bulunan tahtalara takılarak yere düşmesi sonucunda iş kazası geçirdiğini, iş kazasının davalı işverenin işyerinde gerekli iş güvenliği önlemlerini almaması sebebiyle meydana geldiğini, olayda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaza sonrasında tedavi gören müvekkilinin kolunun iyileşmediğini ve malul kaldığını, hastane masrafları, ilaç ve tedavi masrafları ile yol masrafları yaptığını, halen çalışamadığını ve bundan sonra çalışacak olsa da emsallerinden daha fazla efor harcamak zorunda kalacağını, müvekkilinin davalı işveren nezdindeki en son aylık ücretinin 2.200,00 TL olmakla birlikte kuruma asgari ücret üzerinden bildirim yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL tedavi gideri, 100,00 TL ulaşım gideri, 800,00 TL maddi zararları olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 10.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminat talebini 1.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL ulaşım (yol) masrafı, 137.651,49 TL çalışma gücünde meydana gelen iş gücü kaybı (geçici iş göremezlik/sürekli iş göremezlik bedeli) olarak toplam 139.651,49 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 189.651,49 TL'nin kazanın gerçekleştiği tarihten (10.08.2016) itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, davacmın müvekkili şirkette 02.05.2016 tarihli iş sözleşmesi ile mekanik/tesisat işleri kapsamında istihdam edildiğini, aylık brüt ücretinin 1.650,00 TL olduğunu, iş kazasının davacı işçinin kendi kusurlu eylemleri sonucunda meydana geldiğini, olayda müvekkil şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kaza sonrasında müvekkili şirket tarafından davacıya her türlü maddi ve manevi desteğin gösterildiğini, Kurum tarafından davacıya Kanunlarda öngörülen maddi desteklerin sağlandığını, davacının tazminat taleplerinin hukuki mesnedinin bulunmadığım, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Olayın oluş şekline uygun, 02.05.2019 tarihli heyet raporuyla da uyumlu olan; usul ve yasaya uygun bulunan olan bu nedenle de hükme esas alınan 16.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre davalı .... Elektromekanik Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin %80, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğunu bildirildiği görülmüştür. Hesaplama yapılması için dosya hesap bilirkişine tevdi edilmiş, bilirkişinin düzenlediği 26.04.2021 tarihli raporunda TÜİK verileri dikkate alınarak hesaplama yapılan 137.651,49 TL maddi tazminat alacağının kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden davacının bir iş kazası yaşadığının sabit olması, yaralanma nedeniyle yaşadığı acı ve üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi gereği 13.000 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesine, usulüne uygun olarak ispat edilemeyen tedavi giderleri ve ulaşım giderleri taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile

1.Maddi tazminat yönünden; 137.651,49 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 10.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

2.Manevi tazminat yönünden; 13.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

3.Tedavi giderleri ve ulaşım giderleri taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, karar gerekçesinin yetersiz olduğunu, davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, olayın davacının ağır kusur ve ihmali ile gerçekleştiğini, işverenin de bu nedenle beraat ettiğini, kusur raporunun hatalı olduğunu, beyanına itibar edilen tanık...'in davacının kardeşi olup görgüye dayalı bilgisi de olmadığını, hesap raporunun da hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hesapların asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, hesaplamanın uzman bilirkişice yapılması gerektiğini, hesaplarda iskonto oranı %1,8 dikkate alınması gerekirken bu husus dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, maluliyet oranının hatalı belirlendiğini, manevi tazminatın da hatalı olduğunu, ileri sürerek ve sair nedenlerle kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacının davalıya ait işyerinde tesisat işinde işçi olarak çalışırken 10.8.2016 tarihinde kaza geçirdiği, olayın iş kazası olduğunun Kurumca tespit edildiği, 12.09.2018 tarihli İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Kurulu raporuna göre sürekli iş göremezlik derecesinin %8 olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre davalı işverinin olay da %80 kusurlu olduğu, Ceza Mahkemesindeki kusur tespitinin eldeki dava açısından bağlayıcı olmadığı, maddi zararın ise bilirkişi tarafından Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde tespit edildiği anlaşılmış ve davalı itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalı taraf hesaplamalardaki ücrete itiraz etmiş ise de, davalı tanığı Ş. B.'nin davacının mekanik tesisat ustası olup 2000 TL civarında maaş aldığını açıklaması ve bu miktarın davalı kayıtlarıyla örtüşmemesi dikkate alındığında, iddia, yapılan iş, emsal ücret verileri ve tanık beyanlarına göre kabul edilen ücretin dosya kapsamına uygun olduğu ve davalı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Takdir edilen manevi tazminatın da dosya içeriğine uygun olduğu görülmüştür..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde,istinaf dilekçe içeriğini tekrarla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanun'un 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleridir.

1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

1.2.6100 sayılı HMKnun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

1.3.Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz kapsam ve nedenlerine göre göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.2.Gerek destek kaybından kaynaklı sigortalının hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalınınkendisinin maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.

2.3.Gerçek ücretin ise öncelikle sendikalı işçiler için toplu iş sözleşmesine, sendikasız işçiler yönünde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

2.4 Somut olayda, davacının davalı işverene ait işyerinde tesisat ustası olarak çalışırken zararlandırıcı sigorta olayına uğraması nedeniyle maddi tazminat alacağının hesabı için bilirkişiden alınan ve hükme esas alınmış olan raporda biri TÜİK tarafından sıhhi tesisat ustası için belirlenen ve ilgili dönem asgari ücretinin 1,358 katı üzerinden diğeri ise dönemin asgari ücreti üzerinden alternatifli hesaplama yapılmış öte yandan davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalı iş yerinde son ücretinin net 2.200 TL olduğu ancak SGK'na asgari ücret üzerinden bildirim yapıldığı iddia edilmiş dinlenen davacı tanığının davacının en son ücretinin 2.000 TL olduğu,davalı tanığının ise asgari ücret aldığı yönünde beyanda bulunmuş Mahkemece TÜİK'in belirlediği ücret olan ve asgari ücretin 1,358 katı üzerinden yapılan hesaplama tutarı esas alınmış olup anlaşılmış ise de sadece TÜİK verisi esas alınarak ücret tespiti isabetli değildir.

Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı “klima drenajı işi yapan tesisatçı”olduğu dikkate alınarak, mesleki kıdemi ve yaşı dikkate alınıp TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve ilgili meslek odalarından ücret araştırması yapmak, sendikalı olup olmadığı yada dayanışma aidatı ödeyip ödemediği ve buna bağlı olarak Toplu İş Sözleşmesine tabi olup olmadığı da araştırılarak varlığı halinde kamu düzenine ilişkin bu hususlar nazara alınarak, (işçinin sendikalı olmadığının tespiti halinde ise sendikalardan bildirilecek ücretin hesaba esas alınamayacağına özellikle dikkat etmek) suretiyle davacının kaza tarihinde alabileceği ücreti belirlemek, öte yandan yapılacak hesapta, davacının kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek bilinen (işlemiş) devre sonundan sonra yürürlüğe giren asgari ücret farklarını rapora yansıtmamak bu kapsamda davalı taraf lehine hesap verileri yönünden oluşan diğer usuli kazanılmış hakları da gözeterek alınacak hesap raporuna göre tespit edilecek maddi tazminat alacağına hükmetmekten ibarettir.

O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebeplerine göre karar bozulmalıdır.

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.