...
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar ... vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı belirtilerek; öncelikle dosyaya getirilen davacı tarafın tutunduğu tapu ve vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü'nden sorulup saptanması, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtların Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü'nden getirtildikten sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü ve taraf tanıklarının katılımıyla taşınmazlar başında yeniden yapılacak keşifte, dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulması, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınması, dava konusu taşınmazların davacıların tutunduğu tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının saptanması halinde zilyetlik araştırmasının yapılması, tespit gününde zilyetleri yararına 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, taşınmazların Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı veya kanunları uyarınca Hazineye kalan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmeyeceğinin de gözönünde bulundurulması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi; ayrıca 1459 parsel ... taşınmaz dava konusu olduğu halde bu konuda olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmaması ve kadastro hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğu halde dava konusu taşınmazlar hakkında sicil oluşturulmadan tutanakların Tapu Sicil Müdürlüğü'ne iadesine karar verilmiş olmasının" isabetsizliğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "önceki tarihli kararın sadece davacılar ..., ... ve ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, aleyhlerine verilen hükmü temyiz etmeyen diğer birleşen dosya davacıları yönünden hükmün kesinleştiği; davacılar ..., ... ve ... yönünden ise, bu davacıların dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsamadığı, taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının ise taşınmazları kapsadığı, taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığı, taşınmazlar üzerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının da oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli (eski 1456) yeni 104 ada 17, (eski 1457) yeni 104 ada 18, (eski 1459) yeni 104 ada 9, (eski 1495) yeni 104 ada 20, (eski 1511) yeni 153 ada 22 ve (eski 1516) yeni 164 ada 1 parsel ... taşınmazların tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Somut olayda, hükmü temyiz eden davacılar ... ile ... ve arkadaşlarının, dava konusu 1511 parsel ... taşınmaz yönünden birleşen davaların davacıları olan murisleri ... ile ..., aleyhlerine verilen önceki tarihli hükmü temyiz etmemeleri nedeniyle kesinleşmiş olup, dava konusu 1459 parsel ... taşınmaz hakkında bağımsız hak talebi ile açılmış bir davaları ya da yargılama sırasında eldeki davaya katılma talepleri bulunmadığı gibi kararda aleyhlerine bir hüküm de kurulmadığından, temyiz dilekçelerinin reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar ... vekili ve ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.