Taraflar arasındaki destekten yoksun kalma sebebiyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete zorunlu mali taşımacılık sigortası ile sigortalı minibüste davacının desteği........,'nin yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını yitirdiğini, davacının desteğini yitirmesi nedeni ile davalı aleyhine Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1524 Esas sayılı dosyasında 1.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak olarak açılan tazminat davasında aldırılan bilirkişi raporuna göre dava değerinin ıslah edilerek 13.905,92 TL'ye yükseltildiğini, ıslahtan sonra mahkemece alınan ek raporda karar tarihine en yakın güncel asgari ücrete göre hesaplamada davacının destek zararının 22.674,99 TL olarak hesaplandığını, daha önce ıslah hakkı kullanıldığı için aradaki fark olan 8.769,07 TL'nin tahsili amacıyla işbu davanın ek dava olarak açıldığını ileri sürerek 8.769,07 maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça müteveffanın yolcu biletinin sunulmadığını, taşımanın niteliğinin belirlenmesi gerektiğini ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1524 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, destekten yoksunluk nedeniyle Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1524 Esas sayılı dosyasında belirlenen zarardan mevcut davada hüküm altına alınmayan kısmın ek dava şeklinde tahsili istemine ilişkin olup tarafların ve dava konusunun aynı olduğu, 23.10.2014 tarihinden açılan davada 13.905,92 TL için davacı annenin talep edebileceği zararın oluştuğu kabul edilerek 12.11.2015 tarihinde davanın kabulüne ilişkin kararın davalı tarafın temyizi sonrasında Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 24.01.2019 tarihinde onanmak sureti ile kesinleştiğinin anlaşıldığı, kararın gerekçesinde davacı zararının 13.905,92 TL olduğunun kesin ifade ile belirlenmiş olduğu, davacı tarafça davalının temyizi üzerine en azından katılma yolu ile dahil bu belirlemeye karşı temyiz yoluna gidilmediği için mahkemenin tespitinin, oluşan zarara ilişkin tarafları ve konusu aynı olmakla mevcut davada kesin hüküm oluşturduğu ve davacının hüküm altına alınan tutardan daha fazla zararda olduğu iddiası ile mevcut ek davayı açmakta haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; HMK'nın 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan davada meblağın belirli ... gelmesi ile talep edilen meblağın arttırılmasının her zaman mümkün olduğu, davacının her zaman dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tuttuğu istemi bakımından ek bir dava açabileceği gibi, kısmi ıslah yoluyla da bu istemini talep edebileceği, mahkemece bir kere ıslah hakkı kullanıldıktan sonra temyiz yoluna gidilmediği gerekçesiyle uyuşmazlığın esastan kesin hüküm teşkil edeceğine ilişkin kararının doğru olmadığı, öte yandan Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin sözü edilen dava dosyasına sunulan dava ve ıslah dilekçelerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki dava Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1524 Esas, 2015/609 Karar sayılı dosyasında belirlenen ancak hüküm altına alınmayan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin ek dava niteliğinde olup Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin sözü edilen dava dosyasında görülen ilk davanın tespite ilişkin bölümü, aynı maddi ve hukuki sebeplere dayalı bu ek dava için de kesin hüküm teşkil edeceği, kesin hüküm bulunan bir konuda ise mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme yapmasına hukuken olanak bulunmadığı, diğer deyişle ikinci ek davaya bakan mahkemenin, kısmi olarak açılan ilk dava sonunda verilen ve kesinleşen hükmün tespitine ilişkin bölümü ile bağlı bulunduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2010/11872 Esas - 2011/11769 Karar sayılı ilamının da aynı yönde olduğu, somut uyuşmazlıkta da ilk olarak açılan Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ilk dosyasında davacının destek zararının 13.905,92 TL olduğunun karar gerekçesinde açıkça belirtildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, istinaf incelemesine konu ek davayı gören ilk derece mahkemesi kesinleşen bu tespitle bağlı olduğundan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

davalı ... tarafından Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl dava ile eldeki ek davada davacının kısmi dava açtığı, kısmi davanın tesbite ilişkin bölümü, görülmekte olan ve aynı maddi ve hukuki sebeplere dayanan bu ek dava içinde kesin hüküm "delil" teşkil edeceğine ve ek davaya bakan mahkemenin kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen hükmün tesbite ilişkin bölümü ile bağlı olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.