Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Gümüşhane ili Merkez ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda müvekkilleri olan davacıların murisi ...'ın yaklaşık 60 yılı aşan süreden beri tarım arazisi olarak, nizasız ve fasılasız zilyed ve tasarrufunda bulunan taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırma parsel numarası olarak 32 ve 35 nolu parseller adı altında kısmen kamulaştırıldığını, kamulaştırma dışı kalan kısımda yine davacıların murisinin sağlığında tasarrufa devam ettiğini, murisin ölümünden sonra halen mirasçıları tarafından kullanıldığını, kamulaştırma dışı kalan kısmın karayolu inşaatını yapan müteahhit firmaya konkasör yeri olarak kullanılmak üzere geçici olarak verildiğini, taşınmaz üzerinde yapılan iş gereği taş ve mıcır biriktiğini, taşınmazın ormanla ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, 106 ada 1 parsel ... taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ile bu parsel içerisinde bulunan davacılara ait taşınmazın ayrı bir parsel numarası ile davacılar ile birlikte müşterek muris ...'ın tüm mirasçıları adına veraset belgesinde davacılara isabet eden payları oranında tescilini talep ve dava etmiştir.
2. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 ... Kanun ile değişik 3402 ... Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 04.12.2006 - 04.01.2007 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosunun mevcut olduğu ve dava konusu edilen taşınmaz bölümlerinin 1990 yılında yapılan kamulaştırma sırasında zilyedinin ... oğlu ... olduğu belirtilerek 32 ve 35 numaralı yer olarak işaretlendiği ve kadastro sırasında Hazine adına orman vasfıyla tespit ve tescil edilen Gümüşhane ili Merkez ilçesi ... Köyü 106 ada 1 parsel ... 2.000.337,88 m² yüzölçümündeki taşınmaz içerisinde bulundukları anlaşılmaktadır.
1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın zilyetlik iddiasına itiraz ettiklerini, orman alanların zilyetlikle kazanılmayacağını, dava konusu gayrimenkulün fiilen ve kadimden beridir orman alanı olduğunu belirrterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı Hazine vekili duruşmalardaki beyanında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece (Gümüşhane Asliye Hukuk) Mahkemesi'nin 04.12.2012 tarih ve 2010/592 Esas, 2012/550 Karar ... kararı ile; "Davanın kabulü ile, 04/06/2011 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide kırmızı renkle gösterilen 5080.00 m² kısmın dava konusu taşınmazdan ayrılarak, ...'ın mirasçıları ... ve arkadaşları adına veraset ilâmında gösterilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.
1. İlk Derece (Gümüşhane Asliye Hukuk) Mahkemesi'nin 04.12.2012 tarih ve 2010/592 Esas, 2012/550 Karar ... kararı, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.03.2016 tarih ve 2015/16724 Esas, 2016/3627 Karar ... ilamıyla; "Mahkemece verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, çekişmeli taşınmaza yönelik, kamulaştırma dosyası ve evrakları getirtilerek yapılan keşifte uygulanmadığı, orman bilirkişi tarafından sunulan raporun anlatım kısmında taşınmazın toprağının orman toprağı olduğu bildirildiği halde, sonuç kısmında ise taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun bildirildiği ancak mahkemece bu çelişkinin giderilmediği, ayrıca sunulan raporda memleket haritası ve hava fotoğraflarında aplikasyon yapılmadığı, taşınmazın eğimi yüksek olmasına rağmen, ziraat bilirkişiden taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınmadığı ve yine ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerindeki imar ve ihya ile zilyetlik hususlarının yeterince açıklanmadığı, eksik araştırma, inceleme ve çelişkili bilirkişi raporları ile hüküm kurulamayacağı açıklanarak, çekişmeli taşınmaza yönelik, kamulaştırma dosyası ve evrakları, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tesbit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ve ayrıca 1980-1985 yıllarına ait stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları, orman kadastrosuna ait tutanak ve haritası bulunduğu yerlerden istenerek, bilirkişi kurulu yardımıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı hususlarının belirlenmesi, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/6/2005 tarihli ve 2005/9070 ... Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği (BÖHHBÜY) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın konumunu, eski ve 1980-1985 yıllarına ait hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterecekleri, hava fotoğrafları ve memleket haritalarındaki görünümünün ve bitki örtüsünün ne olduğunun ve 20 yıl öncesinde kullanım olup olmadığının ve sonrasındaki kullanım durumunun açıklandığı, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak ve arazide de klizimetre ile ölçüm yapılarak taşınmazın gerçek eğim durumunun belirlendiği ve taşınmazın 6831 ... Kanunun 17/2 anlamında orman içi açıklık olup olmadığının değerlendirildiği, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması ve varsa kamulaştırma dosyası ve evrakları uygulanarak, çekişmeli taşınmazın kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, çekişmeli taşınmazın, öncesinin orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp tamamlandığı, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı hususlarının, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğunu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmesi, keşif sırasında taşınmazın çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak ve taşınmaz fotoğraf üzerinde gösterilerek dava dosyası içine konulması, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp, tutanaklarda ismi yazılı kişilerin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, 3402 ... Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin, 3/7/2005 tarihli ve 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunuyla değiştirilen ikinci fıkrası hükümleri nazara alınarak yapılması gerektiği düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu müdürlükleri ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtlarının ya da tescil dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 ... Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin 10. maddesinin değişik ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dosyaya sunulan 08/08/2019 havale tarihli orman mühendisi bilirkişisinin 29/03/2016 tarihli Yargıtay ilamında da belirtildiği gibi önceki memleket haritalarına uygunlandığı, denetlenebilir, tarafsız ve iş bu uygun raporunda dava konusu alanın 6831 ... Orman Kanununun 1.maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, 13/07/2019 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda da; dava konusu olan 106 ada 1 parselin orman parselinin içinde olduğunun ve 05.01.2007 tarihinde kesinleştiğinin belirtildiği, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 08/09/2015 tarih ver 178163 ... yazısı ekinde bulunan kamulaştırma evraklarına göre, Olukdere Köyü 32 nolu parselin 2880 m2 olup 960 m2'sinin kamulaştırma alanın dışında olduğunun, 35 nolu parselin ise 3600 m2 olup 3520 m2'sinin kamulaştırma alanı dışında olduğunun belirtildiği, mahalli bilirkişinin beyanından ise; dava konusu yerin davacıların murisi ...a ait olduğunu, çocukken buralarda arpa buğday ekildiğini, 20 yıldır zirai faaliyet yapılmadığını, ancak üzerinde yetişen otların biçildiğini, 1992 de bu taşınmazın bir kısmının kamulaştırılarak üzerinden yol geçirildiğini, yol geçirildikten sonra ...'ın burayı yol yapılmasını üstlenen şirkete kiraladığını, şirketin kum çakıl üretmesi ve eski haline getirmeden kullanılamaz halde bırakmış olduğunu, bu nedenle ... ve mirasçılarının burayı kullanamadıklarını beyan ettikleri, tanıkların beyanlarından da, ...'ın 2006 yılında ölünce dava konusu yerin mirasçılarına kaldığının, 40-50 yıl öncesine kadar ... tarafından burada arpa, buğday ekilmek suretiyle zirai faaliyet yapıldığının, 10-15 yıl önce taşınmazın bir kısmının yol olarak kamulaştırıldığının, kamulaştırmadan 10-15 yıl öncesine kadar zirai faaliyetin devam ettiğinin, bu tarihten sonrada üzerindeki otların biçilmesi suretiyle davacılar tarafından kullanıldığının, kamulaştırmadan sonra bu taşınmazın kiralandığının, şirketin kum çakıl üretmesi ve burayı terk etmesi nedeniyle taşınmaz kullanılamaz hale geldiğinden davacılar tarafından kullanılamadığının anlaşıldığı, dava konusu yerin orman vasfında sayılan yerlerden ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, özel mülkiyete elverişli yerlerden olup davacılar ve murisleri tarafından fiili olarak malik sıfatıyla kesintisiz ve fasılasız bir şekilde 20 yılı aşkın bir süre kullanıldığının sabit olduğu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, bilirkişi raporları göz önünde bulundurularak davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Öncesi orman olan taşınmazlar hakkında oluşturulan tapunun hukuki değerinin olamayacağını ve öncesi orman olan ve orman sayılan taşınmazların zilyetlik veya tapu yoluyla özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, Hazinenin yasal hasım olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, hukuka aykırı hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; Öncesi orman olan taşınmazlar hakkında oluşturulan tapunun hukuki değerinin olamayacağını ve öncesi orman olan ve orman sayılan taşınmazların zilyetlik veya tapu yoluyla özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davacının zilyetliğinin haksız olduğunu, davalı kurumun yasal hasım olduğunu ve ayrıca yargılama harçlarından muaf olduğunu, bakiye ilam harcının tahsili yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 üncü ve 17 nci maddeleri,
1. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman vasfında olmadığı ve davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, yazıl şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu karar dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, usul ve yasaya uygun da bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 3402 ... Kanun'un 14 üncü maddesinde, " Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.
" hükmüne, anılan Kanun' un 17 nci maddesinde ise, " Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
Eldeki davada; dosya kapsamında mevcut ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz üzerinde imar - ihya faaliyetinin tespit edilemediği ve ayrıca taşınmazın yirmi yıl süreyle aralıksız kullanıldığına dair taşınmaz ve çevresinde herhangi bir emarenin belirlenemediği belirtilmiş olup, buna göre dava konusu taşınmaz bölümleri yönünden 3402 ... Kanun' un 14 ve 17 nci maddelerinde belirtilen imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davacılar lehine gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
2. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi ve kanun hükümlerinin yanlış yorumlanması neticesi yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, davanın tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu gözden kaçırılarak, davacılar adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümleri yönünden, tapu kaydının iptaline karar verilmeksizin tescil hüküm kurulması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.