Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 07.09.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 22.05.2017 - 25.05.2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığını ve salıverildikten sonra 1 yıl adli kontrol altında kaldığını, yapılan yargılama neticesinde beraatine hükmedildiğini belirterek, bu kapsamda davacının avukata ödediği 7.500,00 TL'nin, 2.500,00 TL olağan giderin, 50.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın yakalama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 23.12.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava süresi ve mükerrer dava yönünden araştırma yapılması gerektiğini, tazminat koşullarının oluşmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.

3. Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2019 tarihli ve 2018/541 Esas, 2019/370 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 05.07.2019 tarihli ve 2019/931 Esas, 2019/753 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın tazminat miktarının eksitilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gerekçesiyle temyiz talebinin kabulü ile hükmün bozulmasını talep etmiştir.

1.Davacı vekilinin temyiz istemi; eksik maddi tazminata hükmolunduğuna, avukatlık ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine ve eksik manevi tazminata hükmedildiğine ilişkindir.

2.Davalı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminatın fahiş olduğuna, faiz başlangıcının hatalı olduğuna, davanın süresinde açılmadığına, davanın reddedilen kısmı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve davanın reddi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15/05/2018 karar tarihli 2017/216 Esas 2018/152 karar sayılı dosyasında sanık olarak bulunan davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verildiği, kararın 23/05/2018 tarihinde kesinleştiği, davacının Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/5737 sayılı soruşturma dosyasında 22/03/2017-25/05/2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığı anlaşılmıştır.
Davacının 22/03/2017-25/05/2017 tarihleri arası ve sonrasına ilişkin olarak sosyal ve ekonomik durumuna ilişki araştırma sonucu, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21/02/2019 tarihli yazısında davacının ticari faaliyetlerini 20/09/2001 tarihinde terk ettiği hususunun belirtildiği,28/03/2019 tarihli bilirkişi raporu, davacının gözaltına alındığı tarihte emekli olduğu, gelir kaybının olmadığı, davacının vekalet ücretine yönelik talebi değerlendirildiğinde Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/216 Esas 2018/152 karar sayılı dosyasında verilen 15/05/2018 tarihli beraat kararında davacının avukat tuttuğu, 7500 TL avukatlık makbuzunun dosyaya sunduğu ve fakat aynı dosyada beraat ettiği için lehine avukatlık asgari ücret tarifine göre vekalet ücretine hükmedildiği, bu nedenle davacı tarafından sunulan serbest meslek makbuzu ile lehine hükmedilen vekalet ücreti arasındaki fark değerlendirilerek vekalet ücreti hesaplanması gerektiği dikkate alınarak davacının gözaltında bulunduğu süre içerisinde uğradığı gelir kaybı 3280,40 TL olarak tespit edilerek davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacının tutuklulukta ve göz altında kaldığı süre içerisinde duyduğu ızdırap, toplumda tutuklanması nedeniyle duyduğu üzüntü ile düştüğü durum, davacının ekonomik ve sosyal durumu, üzerine atılı suçun niteliği, kaldığı süre ve beraat gerekçesi ile benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet kurallarına uygun makûl bir miktar olarak tayin ve tespit edilerek değerlendirme yapıldığı, yine tazminat sınırlandırması yapılırken de davacıyı adeta göz altına yada tutuklanmasına sevindirecek, iyi ki oldu dedirtecek ve sebepsiz zenginleşmesine yol açacak miktarda manevi tazminata hükmolunamayacağı da gözetilerek ceza adaletine ve hakkaniyete uygun olacak şekilde davacının talebinin kismen kabülü doğrultusunda gözaltına alınma tarihinden itibaren ( 22/05/2017) yasal faiziyle birlikte tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiği ortak sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 140,40 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 3.780,40 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 640,40 TL'ye indirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

1. Tazminat talebinin dayanağı olan Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/216 Esas – 2018/152 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahı örgüt suçundan 22.05.2017 - 25.05.2017 tarihleri arasında 3 gün gözaltında kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 23.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

2. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği ve asgari ücreti aşan bir geliri olduğunu belgeleyemeyen emekli davacı lehine asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiş olup, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir.
Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin ceza davasında dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı vekalet ücretinin de maddi zarar hesabında göz önünde bulundurulması gerektiğine yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.

C. Tebliğname Yönünden
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uygulanması gerekmektedir. Ceza Muhakemeleri Kanununun 280/1. maddesinde düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Kanununun istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanunun 353. maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamede tazminat miktarının eksiltilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 05.07.2019 tarihli ve 2019/931 Esas, 2019/753 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 05.07.2019 tarihli ve 2019/931 Esas, 2019/753 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.