Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Anamur Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.04.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği,
Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme neticesinde karar verildiğine ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
Dava konusu olay; olay günü mağdurun, sanığın üzerine kayıtlı 0272 ... 25 27 nolu numaradan aranarak, ferdi kaza sigortasının bittiği, süresini uzatmak isteyip istemediği sorularak, kendisine gelen mesajların aktarılması istendiği, bu şekilde hile ile kandırılan mağdurun telefondaki şahsa kredi kartı bilgilerini ve telefonuna gönderilen şifreleri aktardığı, bu şekilde söz konusu kart bilgilerinin ele geçirildiği ve KVK sitesinden 299,00 TL alışveriş yapılmak suretiyle atılı suçun işlendiği iddiasına ilişkindir.
1. Mağdurun, sanık henüz tespit edilmeden önce alınan beyanında kredi kartından yapılan işlemin iadesinin sağlandığını ifade ettiği, KVK Teknoloji Ürünleri Tic. A.Ş. vekilinin 06.11.2014 tarihli beyan dilekçesinde, işlemin iadesinin kart hamilinin itirazına istinaden banka tarafından gerçekleştirildiğinin bildirildiği, tanık H.S.'nin soruşturma aşamasında alınan beyanında, mağduriyetin giderilmesi için distribütör firmanın bilgilendirildiği ve işlemin iptali istenerek, şikayetçinin kredi kartına iade edildiğini belirttiği, sanığın olaydan yaklaşık 18 ay sonra alınan savunmasında ise, müştekinin zararının devam etmesi halinde karşılamaya hazır olduğunu beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın bizzat pişmanlık göstererek, mağdurun uğradığı zararı gidermediği halde, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168 inci maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Mağdurun aşamalardaki beyanları, sanığın tevilli savunmaları, tanık H.S.'nin ifadeleri, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Türkiye İş Bankası A.Ş. tarafından sunulan cevabi yazılar, HTS kayıtları ile tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezası yanında hükmolunan adli para cezasına esas alınan 500 günün 5 güne, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ile belirlenen 166 günün 1 güne, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile belirlenen 138 günün 1 güne ve 52 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca günlüğü 20,00 TL'den hükmolunan 2.760,00 TL adli para cezasının ise 20,00 TL'ye indirilmesi, adli para cezasının miktarı gözetilerek taksitlendirme yapılmasına gerek bulunmadığından, hükmün 5 inci fıkrasının hükümden tamamen çıkartılması ve netice cezaya ilişkin 6 ncı fıkradaki ''...2.760,00 TL...'' ibaresinin yerine ''...20,00 TL...'' ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.