Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Çarşamba Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2012 tarihli ve 2012/825 Soruşturma, 2012/278 Esas, 2012/29 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve hakaret suçlarından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.

2.Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.04.2012 tarihli ve 2012/42 Esas, 2012/87 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma ve hakaret suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılanmak üzere son soruşturmanın Samsun Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.

3.Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2012 tarihli ve 2012/136 Esas, 2012/425 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine, hakaret suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 75 tam gün karşılığı 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

4.Katılan vekilinin temyizi üzerine görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmünün Dairemizin 14.01.2016 tarihli ve 2013/14539 Esas, 2016/363 sayılı Kararı ile sanığın yüklenen suçtan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/314 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince bu cezanın ertelenmesine ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık, somut olayda objektif cezalandırma şartlarının gerçekleşmediğini, sadece beyana dayalı ve gerçekçi olmayan gerekçe ile mahkumiyete karar verilmesinin yasaya uygun olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.

Suç tarihinde Samsun Barosuna kayıtlı serbest avukat olan sanığın, vekilliğini üstlendiği katılan ...'in davacısı olduğu Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/225 Esasına kayden görülen destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasında, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin verilen kararı 09.06.2011 tarihinde tebellüğ etmesine rağmen, temyiz etmeyerek kesinleşmesine ve katılanın mağduriyetine neden olma şeklindeki eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, bu suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.

25.06.2011 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 26.07.2011 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.

A.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

B.Sanığın kararı temyiz etmesi gereken sürenin son gününün 25.06.2011 olduğunun anlaşılmasına göre, suç tarihinin 25.06.2011 olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2016 tarihli ve 2016/117 Esas, 2016/314 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.