Esastan red

Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... Market reyon görevlisi olan davacının 20.02.2015 tarihinde ... market işyerinde depoya mal transferi esnasında üzerine cisim düşmesi sonucu iş kazası geçirmek sureti ile yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 117.385,48 TL'ye artırmıştır.

1.Davalı ...Ş. vekili, davacının market elemanı sıfatıyla çalıştığını, mal taşımasında görevli olmadığını, kendisine bu yönde görev verilmediğini, dolayısıyla meydana gelen kazada müvekkil şirketin herhangi bir kusuru ya da ihmali bulunmadığını, davacının maddi tazminat talebinde bulunduğunu ancak dava dilekçesinde yer almadığını, maddi zararı ispata yarar delil bulunmadığını, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş ve haksız zenginleşmeye sebep olacak tutarda olduğundan itiraz ettiğini, müvekkil şirketin olası risklere karşı iş yerini sigorta ettiğini,müvekkil aleyhine oluşabilecek sonuçlar bakımından davanın ... Sigorta, ... Sigorta Anonim Şirketi, Groupama Sigorta Anonim Şirketi ve ...'ne ihbarını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ...'ün cevap dilekçesi ibraz etmediği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle: Sosyal Güvenlik Kurumu tahkikat dosyası, ile uyumlu 24.02.2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davalı işverenin %90, davacının %10 kusurlu olduğunun kabul edildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 20/05/2019/8653 tarih/sayılı raporunda kazalının meslekten kazanma gücü kaybı oranının %13,2 olduğu, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı belirlenmekle anılan oranın dikkate alındığı, ücret bordrolarının incelemesinde davacıya her ay düzenli olarak brüt tutarlarda, “ayni istihdam, ulaşım para, çocuk yardımı ve satış primi” açıklamaları ile ödeme yapıldığı son 1 yılın ortalamasına göre bu gelirlerin net karşılığının ilavesi ile davacının en son aylık geliri olarak (858,97+187,56=) 1.046,53 TL (Dönem asgari ücretin 1.046,53 /858,97= 1,218 katı) hesaplamada nazara alındığını, davacının iş kaybından doğan maddi zararının 117.385,48 TL olduğu tespit edildiğini, somut olayda kaza tarihinde 26 yaşında olan işçinin yaşı, davalıya nazaran kusur oranının düşüklüğü, yaşamını bedensel çalışma ile ikame etmesi, sosyal ve ekonomik durumu ve yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında manevi tazminat talebinin miktarı ile hakkaniyet gözönüne alınarak iş kazası sebebi ile davacının uğradığı 20.000 TL manevi tazminat alacağının belirlendiği iş kazası kaynaklı tazminat davasında tazminat taleplerinin tamamına kaza tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği gerekçeleriyle; davanın kabulü ile İş kazası sebebi ile davacının uğradığı 117.385,48 TL maddi tazminatın ve 20.000 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 20.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ...Ş. vekili dilekçesinde özetle; davalı şirketin olayda kusurunun bulunmadığı, şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının şirket bünyesinde market elemanı olarak çalıştığını, mal taşımada görevi bulunmadığını, bu hususun tanıklarca doğrulandığını, hükme esas alınan raporun çelişkili olduğunu, kazanın meydana geldiği yerin yapısındaki bozukluğun kusur incelemesinde değerlendirilmediğini, Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı'nca söz konusu kaza nedeniyle işverenin kusuru bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacının sürekli iş göremezlik oranının Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından %13,2 olarak belirlenmesini kabul etmediklerini, davacının bu oranda maluliyetinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda hesaplamaya esas ücrete asgari ücret dışındaki bazı yardımların eklenmesinin kabul etmediklerini, davacıya sosyal yardım olarak verilen primlerin sürekli olacağının kabul edilemeyeceğini, bu sebeple tazminat hesabında dikkate alınamayacağını, maddi tazminat hesabında işleyecek dönemde tespit edilen iskontolama oranının içtihatlara uygun olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, tazminat talepleri için faiz başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini, harç, yargılama ve vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Somut olayda; markete gelen ürünlerin trafik yoğunluğu olan yolun karşısına indirildiği ve buradan markete transpalet ile taşındığı sırada olayın meydana geldiği dikkate alındığında davalı işverenin %90, davacının %10 kusurlu kabul edilmesinin olayın oluşuna uygun olduğu, SGK tarafından düzenlenen rapor ile dosya kapsamında alınan raporun birbiriyle uyumlu olduğu görülmüş, kusur durumuna ilişkin itirazın kabul edilmediğini, haksız fiillerde temerrüdün olay tarihinde gerçekleştiği gözetilerek hüküm altına alınan tazminata talep halinde zararlandırıcı olayın gerçekleştiği iş kazası tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiğini, davacının maluliyeti 5510 sayılı Kanunun 95. maddesine uygun olarak belirlendiğini, tazminata esasa ücret davalı kayıtlarına göre belirlendiğini, tazminat hesabında PMF 1931 tablosu kullanılması ve hesaplama yönteminde davalı aleyhine hata görülmemesi, olayın oluşu, davacının ATK raporuna göre iyileşme sürecinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtilmiş olması, tarafların kusur durumu birlikte değerlendirildiğinde mahkemece belirlenen tazminatın olaya ve dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilerek; davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili dilekçesinde özetle; müvekkil şirket bünyesinde market elemanı sıfatıyla çalışmış olup davacı mal taşınmasında görevli olmadığı gibi kendisine bu yönde bir talimat da verilmediği, dolayısıyla dava konusu elim kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin hiçbir kusuru veya ihmali bulunmadığını, tanık ...’ün ve Güray Dural’ın davacıya mal taşınmasına ilişkin görev verilmediğini doğruladığını, kusur oran ve aidiyetine ilişkin tespitin hatalı olduğunu, kaldırımdaki meyilden dolayı transpalet aracının davacının üzerine malzemelerle birlikte devrildiğini, keşifte de zemindeki bozukluğun tespit edildiğini, bu kapsamda ilgili kuruluşun kusurunun da değerlendirilmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu başkanlığı 3. İhtisas kurulunun davacının E cetveline (yaşına) göre %13, ranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı yönündeki tespiti hatalı olduğunu, üst kurula gönderilmeksizin ve bu oran şüpheye yer verilmeyecek şekilde aydınlatılmaksızın kurulan hükmün hatalı olduğunu, davacının asgari ücret dışında aldığı bazı yardımların eklenerek hesap yapılmasının, ayrıca işleyecek dönem zararında esas alınan iskontolama katsayısının hatalı olduğunu, ek gelirler hesaba katılacaksa müvekkilinin asgari ücrete uygulanan zam oranınında bu ek ödemelere zam uygulama mükellefiyeti bulunmadığının hesapta gözetilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihlerinin maddi tazminat için ıslah, manevi tazminat için dava tarihi yerine kaza tarihi olarak belirlenmesinin ayrıca maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi ve belirlenen vekalet ücreti miktarları, harç ve yargılama masraflarına ilişkin yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı kanunun 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13,16,19,20 ve 21 inci maddeleridir. "Sürekli İş göremezlik Oranının Tespiti" açısından 5510 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararıdır. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı Kanun hükümleridir.

A) Davalı ...Ş. Vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3. Somut olayda davacı vekilinin müvekkili lehine 20.000 TL manevi tazminat talep ettiği İlk Derece Mahkemesince anılan istemin tam kabulüne karar verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararıyla davalı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090,00 TL'lik kesinlik sınırı gözetildiğinde davalı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının, iş bu hükmün maddi tazminat hükmünden bağımsız ve ayrı nitelikte bir dava olduğu da gözetildiğinde incelenmesinin kanunen mümkün olmaması nedeniyle iş bu hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

B) Davalı ...Ş. Vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davalı ...Ş. vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşılanarak gerekçe oluşturulduğu hususları da dikkate alınarak, temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı ...Ş. vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE,

2. Davalı ...Ş. vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3. Aşağıda dökümü yapılan bakiye karar harcının davalı Davalı ...Ş.'den tahsiline,

4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.