Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, .... Köyü çalışma alanında bulunan 716,782,783 ve 1580 parsel sayılı sırasıyla 2.298,20.000,18.400 ve 10.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 716 ve 1580 parsel sayılı taşınmazlar .... ve ... ile... adına, 782 parsel sayılı taşınmaz ... adına, 783 parsel sayılı taşınmaz ise .... ve ... ile ....adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... çekişmeli taşınmazların kök muris ....'ya ait olduğu ve mirasçıları arasında taksim yapılmadığı iddiasıyla miras hissesi oranında adına tescili talebi ile dava açmış, asli müdahil ..., taşınmazlarda kendi kök murisinin de hissesi olduğu iddiasıyla davaya müdahale etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tamamı 23.224.320 pay kabul edilerek, 389.760 payın davacının murisi ... mirasçıları adına, 194.880 payın... mirasçıları adına, 716 ve 1580 parselden kalan 22.639.680 payın ... ve müşterekleri adına, 783 parselden kalan 22.639.680 payın davalılar ... ve müşterekleri adına, 782 parselden kalan 22.639.680 payın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davacının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.02.2013 tarih 2012/3625 Esas, 2013/865 Karar sayılı ilamıyla; "tamamlanmış bir kadastro tespiti olmadan sözü edilen taşınmazlar hakkında davanın görülmesinin olanaksız olduğu" gereğine değinilerek hükmün bozulması üzerine Mahkemece önceki hükmünde direnilmesine karar verilmiş, davacı ve bir kısım davalılar vekili tarafından direnme hükmünün temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; " dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden çekişmeli taşınmazların 05.02.2010 tarihinde kadastro tespiti yapılmak suretiyle 16.02.2010-18.03.2010 tarihleri arasında askı ilanına alınarak süresi içerisinde davacı tarafından eldeki davanın açıldığı, ayrıca bozma öncesi 14.04.2010 tarihli oturumda mahkemece “Kadastro Müdürlüğünce dava konusu taşınmazların kadastro tutanak asıllarının gönderildiği ve dosyasına konulduğunun” belirtildiği anlaşılmakla, tamamlanmış kadastro tespitinin bulunduğu gereğine değinen yerel mahkemenin direnme kararı yerinde olduğu ancak Özel Daire bozma nedenine göre işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
(Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.06.2021 tarihli ilamıyla" Mahkemenin önceki 25.01.2012 tarih ve 2010/3 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı ile temyize konu karar ile aynı şekilde kabul kararı verildiği ve davalı taraf bu hükmü temyiz etmediğinden karar davalılar aleyhine kesinleştiği, önceki hükümle davalılar aleyhine verilen karar kesinleştiğine ve incelemeye konu hükümle de davalılar aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığına göre kesinleşen hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davalı ..., ... ve ... vekilinin temyiz inceleme isteminin reddine,
Davacı ...’ın temyiz itirazları yönüyle; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, sair temyiz itirazları yerinde olmadığı, ancak davacı tarafa murisi Abdulmennan kızı Dilber’den gelen 389.760 pay verilmiş ise de dosya arasında bulunan nüfus kayıtlarına göre davacının aynı zamanda muris Abdulmennan eşi ...’nin de mirasçısı olduğu anlaşıldığına göre... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1984/419 E. 1986/63 K. sayılı veraset ilamında ...’ye isabet eden 120.960 payın da bulunduğu gözetilerek bu nispette de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacı aleyhine olacak şekilde eksik paya hükmedilmesinin isabetsiz olduğu" belirtilerek hüküm bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; "davanın kabulüne, 716,1580,782,783 nolu parsellerin tamamı ayrı ayrı 23224320 pay kabul edilerek,
1. 716 ve 1580 nolu parsellerden ...'a isabet eden 389760 pay ile ...’ye isabet eden 120960 pay olmak üzere toplam 510720 payın mirasçıları adına payları oranında
716 ve 1580 nolu parsellerden...'ye düşen 194880 payın mirasçıları adına payları oranında;
716 ve 1580 nolu parsellerden geriye kalan 22639680 payın davalılar adına payları oranında
716 nolu parselin kerpiç ev ve avlusu vasfıyla, 1580 nolu parselin ise tarla vasfıyla yenileme kadastrosunda belirlenen yüzölçümleri esas alınarak tapuya tesciline,
2. 782 parselde ...'a isabet eden 389760 pay ile ...’ye isabet eden 120960 pay olmak üzere toplam 510720 payın aşağıda gösterilen mirasçıları adına payları oranında
782 parselde...'ye düşen 194880 payın mirasçıları adına payları oranında
782 nolu parselden geriye kalan 22639680 payın Halil İbrahim oğlu Memet Sevgili adına tarla vasfıyla, yenileme kadastrosunda belirlenen yüzölçümü esas alınarak tapuya tesciline.
3. 783 nolu parselde ...'a isabet eden 389760 pay ile ...’ye isabet eden 120960 pay olmak üzere toplam 510720 payın mirasçıları adına payları oranında,
Hacı Sevgili'ye düşen 194880 payın mirasçıları adınapayları oranında;
783 nolu parselde geriye kalan 22639680 payın davalılar adına payları oranında, tarla vasfıyla yenileme kadastrosunda belirlenen yüzölçümü esas alınarak tapuya tesciline" karar verilmiş, hükmün devamında tashih şerhi ile; "...’ye isabet eden 120.960 payın kalan tüm paylardan çıkarılması gerekirken sehven yanlış yazıldığı, bu yanlışlığın hesap hatası olarak değerlendirildiği bu nedenle; hüküm kısmında geri kalan olarak belirtilen 22639680 payın, 22518720 olacak şekilde" düzeltiltilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; hem temyize konu 25.11.2021 tarihli kararda hem de bozma öncesinde verilen direnme kararında; taraflar arasında görülen ve Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleşen mahkemenin 01.03.2001 tarihli 1999/43 e., 2000/14 K. Sayılı ilamın gerekçesine atıf yapılmak suretiyle, özetle; "kök muris Ahmet Kahya'nın ölümü ile taşınmazların mirasçıları olan Hacı Abdulmenan, Halil İbrahim, Fatma Uçar ve Ayşe Fatma'ya kaldığı, bunlardan Ayşe Fatma'nın daha önce miras payını alarak terekeden ayrıldığı, Fatma Uçar'ın 1957 yılında çocuksuz olarak ölümü nedeniyle hissesine düşen 1/3 payın kardeşi Halil İbrahim'den olma yeğenleri ile kardeşi Hacı Abdulmennan'dan olma yeğenlerine intikal ettiği, 1/3 Halil İbrahim payının ölümü ile payları oranında mirasçılarına intikal ettiği, muris Ahmet Kahya'dan intikal eden 1/3 Hacı Abdulmenan payının ise satım nedeniyle mirasçıları tarafından 1/11/1931 tarihinde yapılan satış nedeniyle Halil ibrahim oğulları Mehmet ve Yusuf Sevgili'ye intikal ettiği" gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Dosya kapsamına, temyiz eden davacı ...'ın sıfatına ve gelinen bu aşamada bu hususta ihtilaf bulunmamaktadır.
Diğer bir anlatımla dava konusu taşınmazların kök muris Ahmet Kahya'dan geldiği, dört mirasçısından biri olan kızı Ayşe Fatma'nın hakkını alarak çekilmesinden sonra dava konusu taşınmazların diğer üç mirasçısına kaldığı, böylece kalan mirasın 1/3 payın sahibi olan kök murisin oğlu...'ın bu payı... mirasçıları tarafından 1930'lu yıllarda Halil İbrahim'in mirasçılarından Mehmet ve Yusuf Sevgili'ye satıldığı, diğer 1/3 payın kök murisin oğlu Halil İbrahim mirasçılarına ait olduğu, geriye kalan 1/3 payın sahibi kök murisin kızı olan Fatma Uçar'ın da 1957 yılında bekar ve çocuksuz olarak ölmesi nedeniyle babası olan kök muris Ahmet Kahya'dan gelen miras payının kendisinden önce ölen iki kardeşinin mirasçılarına (Abdülmennan ile Halil İbrahim'in çocuklarına) intikal edeceği, davacı ... ile müdahil ...'in kendi murisleri Abdülmenan'dan gelen miras haklarının satılması nedeniyle kalmadığı, ancak...'ın kardeşi olan ve 1957 yılında ölen ... Uçar'dan gelen miras payı üzerinde bir haklarının bulunduğu açıktır.
Emsal alınan mahkemenin 01.03.2001 tarihli 1999/43 E., 2000/14 K. Sayılı ilamda da üst paragrafta nedenlerle toplam 6 pay üzerinden 1/6 pay Abdülmenan mirasçıları adına tesciline, 3/6 pay Halil İbrahim mirasçıları adına, 2/6 pay da hisse satın alan Yusuf Sevgili ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki; mahkemece eldeki temyize konu kararda ise; gerekçesine ve emsal alınan ilama aykırı düşecek ve davacı tarafın aleyhine olacak şekilde, kök muris Ahmet Kahya'ın 1984/419 E., 1986/63 K. sayılı mirasçılık belgesine atıf yapılmak ve bu veraset ilamında belirlenen payda 6 kat artırılmak suretiyle belirlenen payda üzerinden üstelik paylar aynı oranda arttırılmaksızın davacı ve müdahil lehine çok az pay verildiği, bu hususun 16. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesi sırasında maddi hatanın gözden kaçırıldığı anlaşılmaktadır.
Maddi hataya dayalı olarak mahkeme hükmünün bozulması taraflar arasında usuli müktesep hak yaratmayacağı tartışmasızdır.
O halde; mahkemece eldeki davada emsal alınan Kadastro Mahkemesinin 01.03.2001 tarihli 1999/43 E., 2000/14 K. Sayılı ilamında olduğu gibi toplam 6 payda üzerinden 1 payın .... mirasçılarına ait olacak şekilde ve bu 1 pay üzerinde miras hakkının bulunduğu oranda müdahil ...'in kendi murisi... ile davacı ...'ın murisi ... mirasçıları adına, Abdülmennan'dan eşi ...'ye düşen miras payının da yine ... mirasçıları adına geri kalan tüm payların davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi ve çok sayıda mirasçı olması nedeniyle pay/payda hesaplamasında artırıma gidileceğinden "6 payda üzerinden 1 payın" hesaplanırken doğru bir şekilde hem paydanın hemde payın arttırılması, Abdülmennan'ın mirasçıları olan..., ... ve ...'nin payları dışında diğer... mirasçılarının paylarının ise davalı tarafta bırakılması (önceki kararlarda olduğu gibi) suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; Mahkemece gerekçeyle de çelişir şekilde pay/payda hesaplamasında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı ...'ın temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan sebeplerle; davacı ... Ali'nin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.