HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2017 tarihli iddianamesi ile; sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

B. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2018 tarihli ve 2017/445 Esas, 2018/52 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 35 inci, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2018/3086 Esas, 2019/2907 Karar sayılı kararı ile;
İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2017/445 Esas 2018/52 Karar sayılı 08.03.2018 tarihli kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında katılan Muhammed Aydın'a karşı birden fazla kişi ile silahla yağma suçundan dolayı mahkûmiyetine dair verilen hükümlerle ilgili olarak sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından (aleyhe olarak) istinaf yoluna başvurulmakla; Dairemizce yapılan yargılama sonucunda sanık hakkındaki mahkûmiyetine dair yerel mahkemece verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 280/2 nci maddesi gereğince hükümlerin kaldırılmasına,

Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

A. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri

Delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğüne, suçun unsurlarının oluşmadığına, alkolün etkisiyle taraflar arasında tartışma çıktığına, dosyada sanığın cezalandırılmasını gerektiren somut delil bulunmadığına,
İlişkindir.

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Suçun unsurlarının oluşmadığına, taraflar arasında çıkan tartışmada cep telefonlarının karıştığına, sanıkların suça konu cep telefonunun zilyedi olmadığına, dosyada sanığın cezalandırılmasını gerektiren somut delil bulunmadığına,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Olay günü gündüz vakti katılan ...'in yalnız olarak kaldırımda oturduğu sırada sanıklar ... ve ...'ın ellerinde bira şişeleri ile katılanın yanına geldikleri, katılana ''Gel birader, sana bir şey söyleyeceğiz'' dedikleri, katılanın da "tamam" diyerek yerinden kalktığı, sanıkların katılanın koluna girdikleri ve sanık ...'ın elini katılanın cebine atarak cep telefonunu almaya çalıştığı, katılanın engel olmaya çalışması üzerine diğer sanık ...'ın katılana ''Akıllı ol, şişeyi kafana yersin'' dediği ve sanık ...'un katılanın telefonunu zorla aldığı, katılanın cep telefonunu geri almaya çalışması nedeniyle sanık ...'ın elindeki bira şişesinin katılanın kafasına doğru vurduğu, katılan kafasını eliyle korumak isterken şişenin katılanın elinde parçalandığı, sanık ...'ın da elindeki bira şişesini katılana fırlattığı ve şişenin katılanın omzuna denk geldiği, ardından sanıkların olay yerinden kaçmaya başladıkları, ancak alkollü oldukları için kaçamadıkları, katılanın sanıkları yakaladığı ve birbirlerine vurmaya başladıkları, bu sırada devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerinin tesadüfen olayı görmeleri üzerine sanıkları yakaladıkları, yaptıkları kaba üst yoklamasında katılana ait cep telefonun sanık ...'ın cebinde ele geçirildiği, katılanın yaralanmasının basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

2. Katılanın aşamalardaki beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Sanıklar üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmemişlerdir.

4. Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.

5. Katılanın yaralanmasına ilişkin kesin İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 27.10.2017 tarihli kesin rapor dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen oluşa göre gerçekleşen sanıkların nitelikli yağma eylemlerinin tamamlanmış olduğu anlaşılmıştır.

Sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafiinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Olay ve Olgular başlığı altında (1) paragrafında izah edildiği şekilde gerçekleşen sanıkların nitelikli yağma eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı, suça konu cep telefonunun katılanın direnci tam olarak kırılmadan ve hakimiyet alanından çıkmadan olaya müdahale eden kollukça sanıkların yakalanıp telefonun ele geçirildiği anlaşılmakla, sanıklara verilen cezadan teşebbüs nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 35 nci maddesi uyarınca indirim uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2018/3086 Esas, 2019/2907 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

20.02.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Ceza Genel Kurulu'nun 23.01.2018 tarihli ve 2018/18 sayılı Kararında "Neticesi hakaret ile bitişik bir suç olan yağma teşebbüse elverişli bir suçtur. Failin, cebir veya tehditle suçun icra hareketlerine başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle malı alamadığı hallerde, yağma suçu teşebbüs derecesinde kalmış sayılır. Yağma suçundan almanın gerekleşmesi hırsızlık suçunun aksine, failin malı egemenlik alanına sokmasına bağlı değildir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere, yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağduru malı teslim etmeli veya alınmasına karşı koymamalıdır. Malın teslim edilmesi veya alınması ise, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesini ifade etmektedir. Başka bir anlatımla, cebir veya tehdidin etkisiyle mal teslim edildiğinde veya alındığında suç tamamlanmış sayılacaktır. Bu nedenle mağdurun malı alıp giderken yakalanması halinde suça teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olacaktır. Yağma suçunun tamamlanması için malın zilyedinden alınması yeterlidir. (Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere karşı işlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 405-406) Belirtildiği üzere yağma suçunda malın alınması ile suçun tamamlandığı öngörülmüştür.

Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Cebir ve tehdit etkisiyle suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koymayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliği sona ermiştir. Bu aşamada mağdurun yeniden eşya üzerinde zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez.

Somut olayda, katılan ...'in 1450 sokak üzerinde oturduğu esnada yanına sanıklar ... ve ...'un ellerinde biraz şişesi ile geldikleri, ona "sana bir şey söyleyeceğiz" demeleri üzerine katılanın ayağa kalktığı, ayağa kalkınca onun koluna girip, cebinden cep telefonunu almaya çalıştıkları, katılanın karşı koyması üzerine ona "akıllı ol yersin kafana şişeyi" diyerek cep telefonunu aldıkları, sanık ...'ın katılanın kafasına elindeki bira şişesi ile vurduğu, kolunu kafasına koyan katılanın elinden yaralandığı, sanık ...'ın da bira şişesini katılana fırlatması sonucu, katılanın omzundan da yaralandığı, sanıkların kaçtığı, 1453 no.lu sokak girişinde katılanın onları yakalayıp aralarında kavga çıktığı, bu esnada devriye görevi yapan polislerin olay yerine gelip sanıkları yakaladığı olayda yağma eyleminin sanığın katlanın direncini kırarak eşyaları almakla tamamlanmış olduğu anlaşıldığından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.