İstinaf başvurusunun esastan reddi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.08.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere imzalanan ticari açık satış noktası sözleşmesi (standart sözleşme-süreli) kapsamında, müvekkilinin davalıya işyerinin açılıp işletmesine katkıda bulunarak işyerindeki ticari faaliyetlerini arttırmak amacıyla 220.250,00 TL nakit katkı sağlandığını, ancak davalı yanca sözleşmenin ihlal edilerek iş yerinin kapatıldığını, işletmekte olduğu iş yerinde şirketin yetkilendirmiş olduğu bayi veya distribütör vasıtasıyla dağıtımını yaptığı bira ürünlerini, tüketici taleplerine uygun, düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde satın almadığını, müşteri talebini karşılayacak şekilde etkin olarak bulundurmadığını, bira satışına ilişkin faaliyetleri kıstığını, sözleşme konusu şirket ürünlerini bizzat şirketten yetkilendirilmiş olan ve Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (TAPDK) toptan satış belgesine haiz bayi ve disbritörden almadığını, TAPDK belgesini yenilemediğini, bu şekilde taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin 19 uncu ve 20 nci maddeleri gereğince belirlenen ve kabul edilen 300.000,00 ABD doları cezai şartın devlet bankalarının ABD dolar ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif döviz kuru üzerinden Türk parası olarak, yine yapılan 220.250,00 TL mali yardım katkı tutarlarının verildiği tarihten itibaren işlemiş ticari faizi de dahil olmak üzere T.C. Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faiz oranları üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmeye müvekkili ...'nin taraf olmadığını, müvekkili şirketin taşınmazı cebri icra yoluyla tahliye etmek zorunda kaldığını, cezai şartın ve diğer mali katkıların talep edilebilme koşulları arasında cebri icra yoluyla tahliyenin sayılmadığını, davacının cezai şart talep etme hakkının bulunmadığını, cezai şartın hangi hallerde talep edilebileceğinin sözleşmenin 20 nci maddesinde açıkça düzenlendiğini, talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu ve müvekkili şirketin mahvına sebep olabileceğini, bu sebeple cezai şartın koşullarının gerçekleşmediğini ve kabul anlamına gelmemekle birlikte belirlenen miktardan indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bayilik sözleşmesinin 31.07.2016 günü sona ermesine rağmen davalı tarafından iş yerinin 24.05.2016 tarihinde kapatıldığı, her ne kadar davalının iş yerini kapatmasına mahkemece verilen tahliye kararının neden olduğu iddia edilmiş ise de tahliye kararının kiranın ödenmemesi sebebi ile verildiği, sözleşmeye aykırılıktan davalı şirketin sorumlu tutulmasının gerektiği, davacı tarafından davalı şirkete 220.250,00 TL tutarında mali yardım yapıldığı, her iki taraf defterinde de bu miktarın kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından sözleşmeye aykırı olarak iş yerinin süresinden önce kapatılması nedeniyle sözleşmenin 20 nci maddesi gereğince davacının 300.000,00 USD cezai şart ile yaptığı 220.250,00 TL mali katkı bedelini talep edebileceği, bilirkişinin 300.000,00 USD'nin davalının ekonomik yıkımına neden olabileceğine ilişkin görüşü ile iş yerinin sözleşmenin sona ermesine yakın bir dönemde kapatılmış olması dikkate alınarak ceza şarttan takdiren %50 oranında indirim yapılarak 150.000,00 USD cezai şart alacağının ve 220.250,00 TL alacağın davalı şirketten tahsiline, red edilen miktarın hakkaniyet indirimi gereği reddedilmesi nedeni ile tüm yargılama giderinden davalı şirketin sorumlu tutulmasına, sözleşmenin tarafının davalı şirket olması ve işletici olarak davalı şirketin yazılması ile davalı Orhan'ın sözleşmeyi kefaleten imzaladığına ilişkin bir beyanının bulunmaması ve geçerli bir kefaletin de olmaması dolayısıyla sözleşmenin davalı şirket tarafından ihlal edilmesinden dolayı sorumluluğu bulunmayan adı geçen hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalı şirket vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmeyi imzalayan gerçek kişinin ticari işletmenin tek yetkilisi ve sahibi olduğunu, sözleşmeden ve diğer taleplerden müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun bulunduğunu, davalı gerçek kişinin de sorumlu tutulması gerektiğini, cezai şartın tenkisinin doğru olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı aleyhine davanın reddine dair verilen kararın pasif husumet ehliyet yokluğundan reddi ile maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş yerini cebri icra yoluyla tahliye etmek zorunda kaldığını, sözleşmenin hatalı yorumlandığını, müvekkil şirket hakkında son derece fahiş ödeme külfeti getirildiğini, koşulları gerçekleşmeyen cezai şartı ve ödediği mali katkıları talep etmesinin de mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinin ihlali nedeniyle katkı bedelinin iadesi ve cezai şart istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.