Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.09.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil ile tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.04.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, bu istem kabul edilmediği taktirde fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla taşınmazın rayiç değeri 10.000 TL ile taşınmazda bulunan binada yapılan iyileştirme bedeli 10.000 TL’nin tahsili istemine ilişkindir.
Davalılar, inanç sözleşmesinin yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini, binadaki iyileştirmelerin de kendileri tarafından yapıldığını ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuşlardır.
Mahkemece, inanç sözleşmesinin yazılı delil ile kanıtlanamadığı, tazminat isteminin ise davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığından söz edilerek reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Davacı, dava konusu 805 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binada kendisi tarafından birtakım iyileştirmeler yapıldığını ileri sürerek bu bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsilini istemiştir. BK’nın 61 vd. maddeleri gereğince hukuken geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir başkasının malvarlığından istifade ederek kendi malvarlığını artıran kimse elde ettiği kazanımı geri vermek zorundadır. Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı başlangıcı BK’nın 66. maddesi hükmü uyarınca sebepsiz verme ya da sebepsiz zenginleşmeyi ödeme tarihi değil, zarar görenin verdiğini geri almaya hakkı olduğuna ıttıla tarihidir. Somut olayda, bu tarih davacının dava konusu taşınmazın adına tescil edileceğine dair inancının yitirildiği tarih olup dava tarihi itibarıyla bu inanç yitirilmediğinden zamanaşımı süresinin geçtiği kabul edilemez.
Açıklanan bu nedenle tazminat istemine ilişkin taraf delilleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı süresinin geçmiş olduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 30.11.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.