Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B ve zilyetlik şerhi verilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin başvurusunun ise kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının Antalya ili Kepez ilçesi Avni Tolunay Mahallesi 28140 ada 27 parselin zilyedi olduğunu, bu yerle ilgili yapılan kadastro tespitinde taşınmazın davacının babası Durali Demir adına tespit gördüğünü, buna karşı itiraz davası açıldığını ve Hazinenin bu davaya söz konusu yerin 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında kaldığından bahisle dahil olduğunu, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1995/74 Esas ve 1995/289 Karar sayılı kararıyla taşınmazın evveliyatının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve 1976 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini ve bu kararın deracattan geçerek kesinleştiğini, davacının bu taşınmazı 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca satın almak istediğini, ancak tapu kaydında 6831 sayılı Kanun' un 2/B madde belirtmesi olmadığı için Kadastro Müdürlüğünce kullanıcı tespiti, Defterdarlıkça da satış yapılmadığını ileri sürerek, kesin hüküm nedeniyle taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun ve 30.12.2011 tarihinden daha öncesinden beri davacının zilyet bulunduğunun tapuya şerhine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava konusu, Antalya ili Kepez ilçesi Avni Tolunay Mahallesi 28140 ada 27 parsel (eski Antalya ili Kepez ilçesi Duraliler Köyü 1736 parsel) sayılı taşınmazın, 7.821,83 metrekare yüzölçümünde limon bahçesi vasfında Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu ve beyanlar hanesinde " Taşınmazın üzerindeki 2 adet cam sera, 1 adet ev, 8 adet ayva, 2 adet trabzon hurması, 200 adet limon, 3 adet zeytin, 2 adet dut, 4 adet nar ağaçları Durali Demir'e aittir." şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı Hazine cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Taşınmazın incelenen tapu kaydından 7.821,83 m² yüzölçümü ile Maliye Hazinesi adına kayıtlı olup beyanlar hanesinde üzerindeki muhdesatın Durali Demir'e ait olduğu yönünde belirtme olduğu, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde taşınmazın 3.998,33 m²lik kısmının davacının zilyetliğinde bulunduğunun görüldüğü, taşınmazın bulunduğu bölgede 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B uygulamasının 1988 tarihinde yapılarak 16/12/1989 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın Maliye Hazinesi adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığının tespit edildiği " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 28140 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerdendir, taşınmazın 3.998,33 m2'si ...'in kullanımındadır " şerhi düşürülmesine karar verilmiş; iş bu kararın, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, ileri sürülen istinaf nedenleri ve HMK 355/1 maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin yapılan inceleme sonucunda, dava konusu 28140 ada 27 parselin öncesinin Antalya Kadastro Mahkemesi'nin 1995/74 Esas, 1995/209 Karar sayılı ilamı ile orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesi ile Hazine adına tescil edilen 1736 parsel olduğu, anılan kadastro mahkemesi kararına esas orman bilirkişi raporunda da eldeki dosyada alınan orman bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditle orman sınırı içinde kalmakla beraber 1976 yılında yapılan çalışmada orman sınırı dışına çıkarıldığının bildirildiği, ancak dosya kapsamına göre davaya konu yerde kullanım kadastrosu yapılmadığının anlaşıldığı, tapu kaydındaki belirtmenin muhdesat sahipliğine ilişkin olduğu, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki alanlarında kullanım kadastrosu yapılması işleminin idari bir tasarruf olup, mahkemelerce idareyi zorlayıcı şekilde karar verilemeyeceği, bu nedenle çekişmeli taşınmazın bir kısmının davacının kullanımında olduğuna yönelik hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı " gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, 28140 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğuna " ilişkin şerh düşülmesine, kullanım tespitine ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, Vakıflar İdaresinin, Muratpaşa Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının, sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, ancak makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa, 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında, “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığı, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı ” denilerek işaret edildiği, 1976 yılında Orman Kadastro Komisyonunca " Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere " nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, çekişmeli taşınmazın önce orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun)
ile değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2 nci maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 6831 sayılı Kanun'un 2 nci madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine İtirazları İnceleme Komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere, " 2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun' un 1 inci maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine " karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çalışmalarına konu edilmediği anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında; 1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin önce orman sınırları içinde kabul edilip 2 nci madde gereği Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılması, daha sonra İtirazları İnceleme Komisyonunca orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda, her ne kadar 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu, taşınmazı Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da, itiraz üzerine aynı komisyonun (7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu) bu işlemi iptal ederek taşınmazı orman sınırı dışında (ziraat alanında) bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmaz bakımından ayakta olan 6831 sayılı Kanun'un 2 nci madde çalışmasından sözedilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, çekişmeli taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakta olup, davacının iddiasına dayanak yaptığı çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararında da, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ya da 2/B maddesi kapsamında alanda olduğu yönünde herhangi bir belirlemenin bulunmadığı saptanmıştır.
Hal böyle olunca; temyiz talebinin, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında olduğuna dair şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın anılan Kanun' un 2 nci maddesi kapsamında veya 2/B maddesi kapsamındaki alanda kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.