TCK.’nın 157/1, 43/1,62/1, 52/2-3-4,53/1 maddeleri gereğince mahkumiyet

Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ile katılanın ... isimli arkadaşlık sitesinde tanıştıkları, sanığın kendisini ... olarak tanıtıp mesleğinin de psikiyatri doktoru olduğunu söylediği, niyetinin ciddi olduğundan bahisle katılanı kandırdığı, yüz yüze görüşüp tanıştıkları, katılana muayenehane açacağının söyleyerek 19.000 TL para istediği ve katılanın da sanığın hesabına parayı gönderdiği daha sonra katılana verdiği paranın muayenehane açmaya yetmediğini söyleyerek katılanın 25.000 TL daha kredi çektirerek menfaat temin ettiği ancak aldığı paraları geri ödemediği gibi, sanığa bir daha ulaşılamadığı iddia edilen olayda; dairemizin 04/07/2017 tarih ve 2017/16846 E-2017/17170 K sayılı bozma ilamı doğrultusunda uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere uzlaşma bürosuna gönderilmesi neticesinde, sanığın uzlaşmayı kabul etmemesi nedeniyle uzlaştırmanın gerçekleşmediğine dair 17/11/2017 tarihli rapor, sanık savunması, katılan beyanı ve dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin mahkumiyet yönünde kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünde, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu gözetilmeyerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.