SAYISI: 2022/İHK-7453
SAYISI: K-2022/11422
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) ile teminat altına alınan araç ile dava dışı bir aracın 09.10.2018 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya başvuru yapılmasına rağmen zararın giderilmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olmadığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin rapor ücretinden sorumlu olmadığını, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza tespit tutanağından davacının araçta yolcu olduğu ve sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından sunulan maluliyet raporuna göre davacının %5 oranında sürekli maluliyeti olduğu, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz esas alınarak belirlendiği, davacı tarafından başvuru ıslah edilmediğinden taleple bağlı kalınarak karar verildiği gerekçesiyle başvurunun kabulüne, 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 11.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hüküm tesisine elverişli olmadığını, davacının zararının %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacı kaza tarihinde 4 yaşında olup 18 yaşından itibaren gelir elde etmeye başlayacağını, bu nedenle kaza tarihinden itibaren hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafından ifade tutanakları sunulmadığından hatır taşıması olup olmadığının tespit edilemediğini, davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olduğu, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesi gerekir ise de davacının hesaplamaya itirazı olmadığından davalının %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğine ilişkin itirazının yerinde olmadığı, hükme esas alınan hesap raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacının emniyet kemri takmadığının dosyadan somut olarak anlaşılmadığını, davacı ile sigortalı araç sürücüsü arasında akrabalık ilişkisi olduğu anlaşıldığından hatır taşımasından söz edilemeyeceği, davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hüküm tesisine elverişli olmadığını, davacının zararının %1,8 teknik faiz esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacı kaza tarihinde 4 yaşında olup 18 yaşından itibaren gelir elde etmeye başlayacağını, bu nedenle kaza tarihinden itibaren hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafından ifade tutanakları sunulmadığından hatır taşıması olup olmadığının tespit edilemediğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun'un) 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(4721 sayılı Kanun) 426 ncı maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Somut olayda; davacı ..., babası olan ...un sürücüsü olduğu araçta yolcu konumunda iken 09.10.2018 tarihinde meydana gelen ve kaza tespit tutanağına göre babası ...un kusuruyla sebebiyet vermiş olduğu çift taraflı trafik kazası sonucunda yaralanarak malul kalmıştır. Eldeki davada, davalı ... şirketinin davacının babasının sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ve davanın 2014 doğumlu ...'a velayeten kanuni temsilcileri olan annesi ...ve babası... tarafından açıldığı görülmektedir.
4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesinde temsil kayyımı gerektiren haller düzenlenmiş olup, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı, ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar. Temsil kayyımı atanmasına konu menfaat çatışmasının tarafları, temsil olunan ile onun yasal temsilcileridir. Küçüğün menfaati ile yasal temsilcinin menfaati arasında salt soyut bir tehlike olasılığının varlığı da temsil kayyımı atanması için yeterlidir.
Eldeki davada davacılar anne ...ve baba... küçüğün velisi ve dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, davacı... trafik kazasına asli kusuruyla sebebiyet vermiş olup hükmedilecek tazminatın rücuen tahsili isteminde bulunulması ihtimalinin varlığı nedeniyle yasal temsilci olan anne ve babanın menfaati ile küçüğün menfaati bu davada çatışmaktadır. Bu sebeple kanuni temsilci anne ve baba, küçüğü temsil edemez.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacı küçüğe temsil kayyımı atanması için davacı yana süre verilmesi, bu işlem yönünden taraflardan süre uzatımına muvafakat istenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kayyım tayin edilmesi ve kayyımın davaya iştiraki sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.