Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi olan sürücü... ...'ın 02.07.2016 tarihinde sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken meydana gelen tek taraflı kazada yanında yolcu olarak bulunan oğlu... ... ile birlikte vefat ettiğini, kazaya karışan aracın davalı ... şirketinin 339432316 poliçe numarası ile sigortalı olduğunu, kaza neticesinde muris...ve oğlu... ...'ın vefatlarından dolayı... ... açısından davacıların hissesine tekabül edecek tazminatın miktarının belirlenmesi ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları belirsiz alacak davası kapsamında saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın kazanın gerçekleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Karayolları Trafik Kanunu'nun 92 nci maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartlar A-6 bendi uyarınca davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davalı şirkete sigortalı bulunan araç ile tek taraflı meydana gelen kazada aldırılan Adli Tıp Kurumu raporunda sürücü...'in %100 kusurlu, destek yolcu... ...'ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, davacının müteveffa... ...'ın annesi olduğu bu nedenle çocuklarının vefatı nedeni ile onun desteğinden yoksun kalacağı, söz konusu maddi tazminattan davalı şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle, 25.07.2019 tarihli denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacı ... yönünden davanın kabulü ile 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 24.10.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, diğer davacılar yönünde ise davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının aynı zamanda müteveffanın mirasçıları olduğunu, davacıların bir yandan destekten yoksun kalma sıfatıyla alacaklı durumda olduğunu, bir yandan müvekkili sigorta şirketinin sigortalısına rücu sıfatıyla borcu taşıyacaklarını, dolayısıyla alacaklı ve borçlu sıfatının birleşeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusurlu sürücünün verdiği zarar neticesinde işletene gidilmesi halinde ve işletenin zararı tazmin etmesi karşısında işletenin sürücüden rücu edeceğini, sürücünün vefat etmesi nedeniyle mirasçılarından rücu edileceğini, 2918 sayılı KTK'da kişinin kendi kusuru ile kendi ölümüne sebep olması karşısında sigorta şirketinin sorumlu olacağına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığını, davacıların, müvekkili şirketten bir alacak hakkının olmasının ön koşulunun sürücünün meydana gelen kazada kusursuz olması gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen zararın miktarının hukuka aykırı olduğunu, genel şartlar ve KTK değişikliği sonrası TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz kullanılarak hesap yapılması gerekirken tüm itirazlarına rağmen bilirkişinin CSO 1980 Tablosu kullandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...somut olayda, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; olayın meydana gelişinde sürücü... ...'ın %100 kusurlu olduğu, araç malikinin ise müteveffa... ... olduğu, 2918 sayılı KTK'nın 92 nci maddesi ve Genel Şartların A.6 ncı maddesi (d) bendine göre destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, sürücünün kusurunun araç maliki olan desteğe de sirayet etmesi dolayısıyla, araç maliki destek...'in de sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu ve sürücü ile araç malik veya işletenin kusuruna denk gelen destek tazminatlarının da teminat kapsamında olmadığı, davacı anne ve kardeşlerin davalı ... şirketinden destek tazminatı talep etme hakkı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya uygun görülmediği gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.2 uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kazaya karışan sürücü ve araç sahibi her ne kadar külli halef olsalar bile geriye kalan mirasçılara tazminat ödenmesi gerektiğini, bu nedenle davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu belirtmiştir.
davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 02.07.2016 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.