Taraflar arasındaki tapunun beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi ve zilyetlik şerhi verilmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının Antalya ili Kepez ilçesi Avni Tolunay Mahallesi 28153 ada 3 parsel sayılı taşınmazın zilyedi olduğunu, bu taşınmazla ilgili yapılan kadastro tespitine karşı itiraz davası açıldığını, Hazinenin bu davaya taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki arazi vasfında olduğundan bahisle dahil olduğunu ve Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/259 Esas ve 1994/2189 Karar sayılı kararıyla taşınmazın evveliyatının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve 1976 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu kararın deracattan geçerek kesinleştiğini, davacının bu taşınmazı 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun)
uyarınca satın almak istediğini, ancak tapu kaydında 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi belirtmesi olmadığı için Kadastro Müdürlüğünce kullanıcı tespiti, Defterdarlıkça da satış yapılmadığını ileri sürerek, kesin hüküm nedeniyle 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki arazi vasfında olduğu belirlenen taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun ve 30/12/2011 tarihinden daha öncesinden beri davacının zilyetliğinde bulunduğunun tapuya şerhine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava konusu, Antalya ili Kepez ilçesi Avni Tolunay Mahallesi 28153 ada 3 parsel (eski Antalya ili Kepez İlçesi Duraliler Köyü 1784 parsel) sayılı taşınmazın, 1.611,15 metrekare yüzölçümünde, arsa vasfı ve " Üzerindeki 15 yaşında 25 adet limon ağaçları Ahmet oğlu ...'e aittir." şerhiyle Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı Hazine cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları üzerine taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, 6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmadığı, bu yönde şerh verilmesinin mümkün olmadığı " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; " Çekişmeli taşınmaz hakkında görülen Antalya Kadastro Mahkemesi’nin 1991/259 esas 1994/2189 karar sayılı dosya örneği içeriği ile tüm dosya kapsamına göre, Antalya Kadastro Mahkemesi’nin anılan dosyasında, dava konusu parselin 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması öncesi geldi parseli olan Duraliler Köyü 1784 parsel hakkında davacı Sultan Yörük ve arkadaşları, müdahiller Hazine, eldeki dosya davacısı ... ile Mehmet Zeybek ve davalı Bayram Sarıkaya arasında görülen tespite itiraz davası sonucunda, “Dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi sırasında devlet ormanı kapsamı içerisine alındığı ve bu tahdidin kesinleşip 1976 yılına kadar taşınmazın orman vasfını muhafaza ettiği, 1976 yılında yapılan 2/B maddesi uygulaması ve aplikasyon çalışmaları sonucu nizalı taşınmazın orman rejimi dışına çıkarıldığı ve rejim dışına çıkarma tarihi ile kadastro tespitinin yapıldığı tarih dikkate alındığında davalı yararına 20 yıllık iktisabi zamanaşımının dolmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda dava konusu taşınmazın evveliyatının devlet ormanı olup, ormandan çıkarma tarihi ile tespit tarihi arasındaki süre itibariyle zilyetlikle iktisap koşullarının davalı yararına gerçekleşmediği ve ayrıca davacıların dayanmış oldukları tapu kaydının da dava konusu taşınmaza uymadığı anlaşılmış olmakla, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmesi, parsel içerisindeki muhdesatın müdahil ...’e ait olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi uygun bulunmuştur” gerekçesiyle, dava konusu parselin kadastro tespitinin iptaliyle Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline ve parsel üzerindeki 15 yaşında 25 adet limon ağacının Ahmet oğlu ...’e ait olduğunun tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek 13/12/1994 tarihinde kesinleştiği, ancak tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanunun 2. maddesiyle orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh konulmadığı, ancak eldeki dava konusu taşınmaz ve eldeki davanın taraflarının da yer aldığı kesinleşmiş bu kararın gerekçesinde ve dava konusu parselin 1942 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmalarında devlet ormanı kapsamına alındığının ve 1976 yılında yapılan 2/B maddesi uygulaması ve aplikasyon çalışmalarında ise orman dışına çıkarıldığının saptandığı ve dolayısıyla kesinleşen bu kararda da dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında bulunduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi uyarınca Hazine adına tescilli taşınmazlar üzerinde kullanım kadastrosu yapılabilmesi ve daha sonra 6292 sayılı Kanun uyarınca hak sahibine tanınan hakların kullanılabilmesi için taşınmazın nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhinin tapunun beyanlar hanesinde bulunması gerektiğinden, ilk derece mahkemesince çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2. maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan yerden olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerhine karar verilmesine yönelik istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olunmasının isabetsiz olduğu; kullanıcı şerhi verilmesine yönelik diğer talep yönünden ise kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan yerlerde davacı adına kullanıcı şerhi verilebilmesi mümkün olmayıp, bu gibi yerlerde idare tarafından kullanım kadastrosu yapılması gerektiğinden, buna ilişkin istemin ise reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı " gerekçeleriyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, Duraliler Köyü 1784 parsel (yenileme kadastrosu ile Avni Tolunay Mahallesi 28147 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkarılan yerler olduğunun tapuya şerh verilmesine, davacının çekişmeli taşınmazın zilyetliğinde bulunduğunun şerh verilmesine yönelik isteminin reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, Vakıflar İdaresinin Muratpaşa Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra fen bilirkişi raporunda A1 ile gösterilen 1.546,65 metrekaresinin 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 Sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, parselin fen bilirkişi raporunda A2 ile gösterilen 64,50 metrekarelik kısmı ise 1976 yılında yapılan ve kesinleşen çalışmada Tek Sarnıç Devlet Ormanı sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmasında da parselin durumunda bir değişiklik olmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında; 1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin A1 ile gösterilen 1.546,65 metrekarelik kısmının önce orman sınırları içinde kabul edilip 2 nci madde gereği Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılması, daha sonra itirazları inceleme komisyonunca orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda, her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu, A1 ile gösterilen taşınmaz bölümünü Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da, işleme itiraz olması üzerine aynı komisyonun (7 numaralı orman kadastro komisyonu) bu işlemi iptal ederek taşınmazı orman sınırı dışında (ziraat alanında) bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmaz bakımından ayakta olan 2 nci madde çalışmasından sözedilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, yine dava konusu parselin A2 ile gösterilen 64,50 metrekarelik kısmının ise hem 1942 yılında yapılan hem de 1976 yılında çalışmada orman sınırları içinde gösterildiği, nihai olarak davaya konu parselin tamamının halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen, taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesi de hukuken mümkün bulunmamaktadır. Zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılık, kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez.
Hal böyle olunca; temyiz, tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın anılan Kanun' un 2 nci maddesi kapsamında veya 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki alanda kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gibi; kabule göre de, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde, dava konusu parselin yenileme kadastrosu sonucu oluşan ada ve parsel numaralarının hatalı olarak "28147 ada 1 parsel" şeklinde yazılması da isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile, 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.