Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili; ... tapunun 144 ada 2 parsel nolu taşınmazın hissedarları olduğunu, davacının eşi ..., evden ayrılmadan önce davaya konu taşınmazdaki doğusu Yol, batısı yol, Güneyi ve Kuzeyi ... ile çevrili 2.500,00 m2'lik taşınmazı 1.500.000 TL bedeli ile vekil edenine sattığını ve zilyetliğini devir ettiğini, vekil edenin bu taşınmazı aldıktan sonra içerisine 3 tane bina yaptığını ve ağaç dikerek kullanmaya başladığını, alım satım işleminden sonra davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgeden tapulama çalışması geçtiğini, tapulama esnasında vekil edenine verilen taşınmaz, bayi tarafından bilinçli olarak muris ... adına kayıt edildiğini, vekil edenin davaya konu taşınmazı 1975 yılından bu yana kesintisiz olarak malik sıfatı ile zilyet olarak kullandığını, ...'nün vefat ettiğini, TMK'nin 713/2. maddesindeki şartların gerçekleştiğini belirterek 144 ada 2 parsel numaralı taşınmazın 2.500 m2 lik kısmının iptali ile öncelikle vekil edeni adına bağımsız parsel olarak, olmadığı takdirde hisseli olarak vekil edeni adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ...ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalıların babaları ...'nün gayrimenkul hissedarı olarak görülmediğini, halen tapu kayıtlarında hatalı bir şekilde ... 'nün annesi ...'nün gayrimenkulun hissedarı olarak görüldüğünü, malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlı olduğunu, TMK'nin 713. maddesindeki şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ......., ..., ...'nün davayı kabul ettiklerini bildirmişler.
Davalılar ..., ..., ...,......, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... davaya cevap dilekçelerinde; ... (ölüm tarihi 15.05.1993), oğlu ...' den (ölüm tarihi 20.05.1989) sonra vefat ettiği, yani ... sağken, aknesinden doğmuş bir miras hakkı da söz konusu olmadığı belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespiti öncesi harici satış sözleşmesi ile TMK'nin 713/2. maddesinde yazılı "ölüm" hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de, TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nin 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Somut olaya gelince, davaya konu 144 ada 2 parselde (Eski 284 parsel) kayıtlı 7.468,51 m2 tarla vasıflı taşınmazın 1/4 hissesi davalıların mirasbırakanı ..., 1/4 hissesi ..., 1/4 hissesi ..., 1/4 hissesi ... adına kadastro yoluyla 29.08.1980 yılında tescil edildiği, kadastro tespitine ilişkin tutanak incelendiğinde, taşınmazın evveliyatında 591 vergi tahrir kaydı ile ... zilyetliğinde ve 592 vergi tahrir kaydı ile ... kardeşi... zilyetliğinde olduğu, sonrasında kardeşler arasında yapılan taksimle 281,284 ve 285 parsel numaralarını alan kısımlarının ... (Abdurrahman oğlu)'ye kaldığı, kök muris ... (Abdurrahman oğlu)'nün 281 ve 285 parsel sayılı taşınmazları oğlu ...'ye sattığının, dava konusu taşınmazın evveliyatını teşkil eden 284 parsel sayılı taşınmazın ise ... (Abdurrahman oğlu)'nün karısı ... ve çocukları .., ...,...adlarına 17.08.1978 tarihinde tespit gördüğü, parselin Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasında davalık olduğundan bahisle malik hanesinin boş bırakılarak tapulama mahkemesine gönderildiği, dosyada mevcut Fethiye Tapulama Mahkemesinin 1979/979 Esas, 1986/8 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 281,284 ve 285 parsel numaralı taşınmazların dava konusu olmadığından bahisle tapulamanın ikmali için kadastro tutanaklarının Fethiye Kadastro Müdürlüğüne iade edildiği, kadastro müdürlüğünce 15.04.1986 tarihli tutanağa istinaden 29.08.1980 tarihi esas alınarak kesinleşme işleminin yapıldığı, davalıların miras bırakanı ...'nün 15.05.1993 tarihinde vefat ettiği, eldeki davanın ise 01.07.2013 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, davacının 1975 yılında ...’den dava konusu taşınmazın doğusu yol, batısı yol, güneyi ve kuzeyi ... ile çevrili 2.500,00 m2 lik kısmını 1.500.000 TL bedeli ile satın aldığını belirterek davalıların miras bırakanı ...'nün öldüğünü, taşınmazdaki mülkiyetin intikal görmediğini, taşınmazın satın alındığı 1975 yılından itibaren vekil edeninin taşınmaza zilyet bulunduğunu, davacı yararına TMK'nin 713. maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğunu açıklamış, temyiz dilekçesinde ise, Mahkemece davanın dayanağı olan TMK'nin 713/2. maddesinde belirtilen ölüm sebebi bakımından değerlendirme yapılmadığını, TMK'nin 713. maddesinin 2. fıkrasında maliki 20 yıl önce ölmüş taşınmazların 20 yıldan beri nizasız fasılasız kullanan zilyedi adına tescilinin mümkün olduğunu belirttiği ve kadastro öncesi sebebe dava açılmış gibi davanın reddine karar verildiğini bildirmiştir. Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise HMK'nin 25,26,31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK'un 74,75 ve 76. maddeleri) gereğince Hakime aittir. Mahkemece, davacının 17.08.1978 tarihinde yapılan kadastrodan önceki sebeplere dayanarak davasını açtığı şeklinde nitelendirerek 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş, kararın gerekçe kısmında ayrıca davacı tarafın 713/2. maddesine dayandığını da belirlenerek tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması halinin dosya kapsamında şartlarının olmadığı belirtilmiştir.
Açıklanan beyanlardan, davacı vekilinin kadastrodan önceki satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil ile TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan, "...kayıt malikinin 20 yıl önce ölmüş bulunması nedeniyle tapu kütüğünün hukuki değerini yitirdiği" hukuki nedenine dayanarak dava konusu taşınmazda davalılar murisi adına kayıtlı tapunun iptali ile vekil edeni adına tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, TMK'nin 713/2. maddesindeki ölüm nedeni Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararının 27.03.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ilamı ile iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği, 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir. (TMK mad. 713/5)
Bu açıklamalar karşısında; kadastro öncesi satın alma sebebinin dışında davada TMK'nin 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebine dayanıldığına göre, mahkemece, kadastro öncesi satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil talebi hakkında hüküm kurulmasına rağmen 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyerek yazılı şekilde HMK’nin 297/2. maddesine aykırı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün, sair yönleri incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.