Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili; tarafların murisi 1970 yılında ...'nun vefatı ile miras olarak ... mahallesi 850,1706 ve 3890 parsel sayılı taşınmazların kaldığını, 1706 parsel sayılı taşınmazın hisseleri karşılığı müteveffa ... tarafından 1971 ve 1972 yıllarında ... ve ...'a 3000 TL verdiğini, dava konusu 3890 parsel, 890 parsel sayılı taşınmazlar için miras hisselerine karşılık olarak 2011 yılında 10.000,00 TL ...'a, 10.000 TL müteveffa ...'ın mirasçılarına ... tarafından verildiğini, eksik ödeme yapıldığı gerekçesi ile davalıların tescil işlemlerini yapmadıklarını, bu nedenle dava konusu olan 850,1706 ve 3890 parsel sayılı taşınmazların ... mirasçıları olan davacılar lehine hükmen tescil edilmesini, aksi takdirde ödenen paraların iadesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; taraflar arasında müşterek muris ...'ndan intikal eden dava konusu taşınmazlar ile ilgili taksim sözleşmesi yapılmadığını, mirasa dahil taşınmazların taksiminin ancak yazılı sözleşme ile yapılması gerektiğini, bunun dışındaki sözleşmelerin geçerli olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nin 676. maddesi gereğince miras payına yönelik tapu iptali ve tescil, aksi halde denkleştirici adalet gereği ödenen paranın iadesi talebine ilişkindir.
Somut olayda; miras payına yönelik tapu iptali ve tescil talebinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, böylelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak dava terditli açılmış olup dava konusu taşınmazlar için ödediği iddia edilen alacağa ilişkin denkleştirici adalet ilkesi gereğince bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca tarafların delilleri toplanıp olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazlar için ödediği iddia edilen bedel hususunda karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.