Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.02.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve Avukat ... ... ... ile davalı vekili Avukat Şehriban Kuran Küyük dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı banka ile dava dışı Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesinde 1.500.000,00 TL azami limit ile kefil olduğunu, müvekkili tarafından davalı bankaya ilgili kefalete istinaden muhtelif tarihlerde ara ödemeler yapıldığını, 30.03.2016 tarihinde yapılan 1.297.501,24 TL ödeme de dahil olmak üzere toplamda 1.567.571,24 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin, davalıdan kullandığı 30515 numaralı ve 18.07.2012 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine kefaleti nedeniyle ödediği paraların, müvekkilinin ne akdi ne de kanundan kaynaklanan borçlu yahut kefalet sorumluluğu bulunmayan Denizer Su Ürünleri Pazarlama Limited Şirketi'nin, davalı bankanın İstanbul Şube Müdürlüğü nezdindeki 13.04.2015 tarihli ve 1299-270122 numaralı kredi borcuna haksız ve hukuka aykırı biçimde mahsup edildiğini tespit ettiklerini iddia ederek davalı banka ile dava dışı asıl borçlu Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen kredi sözleşmesine davacının kefaleti nedeniyle asıl kredi borcu bulunmamasına rağmen tahsil edilerek bir başka kredi borcuna mahsup edilen ödemelerden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının tahsilat tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile Denizer Su Ürünleri Yatırımları İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. arasında 18.07.2012 tarihinde, 1.500.000,00 TL tutar üzerinden genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalanmış olduğunu, davacının söz konusu sözleşmede kefil olarak yer aldığını, söz konusu kefaletin davacı tarafın dilekçesinde kabul edildiğini, davacının dava dilekçesine konu edilen iddialarının aksine müvekkili bankanın Denizer Su Ürünleri Yatırımları İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'den anapara alacağı bulunmakta iken davacıdan söz konusu kefaletine istinaden tahsilat yapıldığını, davacı taraftan tahsil edilen anapara ve faiz tutarının 1.567.571,24 TL olmadığını, aksine davacının talimatında yer aldığı şekilde ve talimatta belirtilen tutarlarda olduğunu, davacı tarafın Denizer Su Ürünleri Yatırımları İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'ye olan kefaletlerine istinaden ödedikleri 1.297.501,24 TL'nin talimatları doğrultusunda anılan firmanın borçlarına mahsup edilmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1.500.000,00 TL limitli kefaletiyle davalı ile dava dışı Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında 30515 numaralı ve 18.07.2012 tarihli nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi düzenlendiği, dava dilekçesine ekli belgelerden anlaşıldığı üzere asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine, davacının kefil sıfatıyla yazılı talimat vererek kefaletinden kaynaklanan borcun tahsilini talep ettiği, davalı bankanın da talimat gereğince tahsilatı yaparak davacıya kefaleti nedeniyle müracaat edilmeyeceği yönünde yazılı belge düzenlediği, davalının yaptığı tahsilatları davalı ile dava dışı Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında akdedilen 30515 numaralı ve 18.07.2012 tarihli nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinden kaynaklanan borca mahsup ettiği, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere borca mahsup edilmeyen tahsilat bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça kefalet sözleşmesinin geçersizliğine dayanılmış (ve kefaletin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinde yazılı koşullara uymadığı vakıası doğru) ise de, dosyaya sunulan belgelerden anlaşıldığı üzere davacının dava öncesi banka ile olan ilişkilerde ve eldeki davada bilirkişi raporunun düzenlendiği aşamaya kadar kefil sıfatıyla hareket ettiği, davasını başka sebeplere dayandırdığı, yani davacının kefaletin geçersizliğine dayanmadığı, hal böyle olunca da bilirkişi raporunu müteakip sözleşmenin geçersizliğine dayanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, yine her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin yapıldığı tarihte sözleşmenin örneğinin kendilerine verilmediği iddiasında bulunulmuş ise de, basiretli tacir gibi davranması gereken davacının bu iddiasına dayanmanın yasal olarak olanaklı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında akdedilen 30515 numaralı ve 18.07.2012 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine müvekkili davacının 1.500.000,00 TL azami limit ile sorumlu olmak üzere kefaletinin alındığını, 25.08.2017 tarihli dava dilekçesinin 2. sayfası 1. paragrafında da açıkça yazdıkları üzere davalı banka tarafından, müvekkili davacıya ne bu kefalet şerhinin verildiği tarihte ne de sonrasında kefalet sözleşmesinin bir örneğinin teslim edilmediğini, müvekkilinin geçerli bir kefaleti bulunduğu inancı ile 30.03.2016 tarihinde yaptığı 1.297.501,24 TL ödeme de dahil olmak üzere toplam 1.567.571,24 TL kefaleten ödemede bulunduğunu, müvekkili davacı tarafından kefalete esas borç mevcut olmadığı hâlde borçlu olduğu inancı ile davalı bankaya 30.03.2016 tarihi ve önceki tarihlerde yapılan ödemelerin ise müvekkili ile ne akdi ne de kanundan kaynaklanan borçlu yahut kefalet sorumluluğu bulunmayan Denizer Su Ürünleri Pazarlama Limited Şirketi'nin davalı bankanın İstanbul Şube Müdürlüğü nezdindeki 13.04.2015 tarihli ve 1299-270122 numaralı kredi borcuna haksız ve hukuka aykırı biçimde mahsup edildiğini, esasen müvekkilinin böyle bir kefalet borcunun ödeme tarihi itibarıyla bulunmadığını, davalı bankanın tarafı olduğu İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/5170 E. sayılı dosyasından müvekkili davacı şirkete 06.06.2017 tarihinde tebliğ edilen bir kıymet takdir raporu sonrası, raporun tebliğ edildiği İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2016/5170 E. sayılı dosyasında taraflarınca yapılan inceleme sonrası 23.08.2017 tarihinde öğrendiklerini, dava dışı asıl borçlu Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin davalı bankaya asıl kredi borcu bulunmamasına rağmen tahsil edilerek bir başka kredi borcuna mahsup edilen ödemelerden fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL'lik kısmının haksız tahsilat tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile müvekkili davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi talebiyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkili davacı şirket tarafından, hukuken geçerli bir kefaleti bulunduğu inancı ile yapılan bu ödemelerin dayanağı kredi sözleşmesi ve buna bağlı müvekkilinin imzasını havi kefalet sözleşmesinin bir örneği davalı banka tarafından müvekkiline teslim edilmemiş olduğundan Mahkemeden, delil listelerine bağlı olarak ilgili kredi sözleşmesi ve müvekkili davacının kefaletini gösteren sözleşme aslının davalı bankadan celbinin talep edildiğini, Mahkemenin 23.05.2018 tarihli ara kararına istinaden davalı banka tarafından 18.07.2012 tarihi ve 30515 numaralı genel nakdi ve gayrınakdi kredi sözleşmesi aslının dava dosyasına sunulmasına karar verildiğini, bu hususta davalı bankaya gönderilen müzekkereyi müteakiben ilgili kredi sözleşmesi aslının Mahkemeye davalı yanca sunulduğunu ve Mahkeme kasasına alındığını, sözleşme aslının Mahkeme kasasına davalı banka tarafından ibrazını müteakiben taraflarınca 29.08.2018 tarihinde yapılan incelemede, müvekkili davacının hukuken geçerli bir kefaleti bulunmadığını öğrendiklerini, taraflarınca bu hususun öğrenilmesi üzerine Mahkemeye sundukları 16.11.2018 tarihli dilekçeleri ile itirazlarını sunduklarını, kefaletin geçerlilik şartlarını taşımadığını, Mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğini, ıslah dilekçesi sunulduğunu, ancak Mahkemece davalarının reddedildiğini, ödenen miktarın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceğini, kefaletin geçersizliğinin bir numaralı celse öncesinde ileri sürüldüğünü, bankanın kötü niyetli olduğunu, ıslah ile iddianın değiştirilmesinin mümkün olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalı bankaya gönderilen 30.03.2016 tarihli yazı ile "Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin bankanıza olan 30515 numaralı borcuna 1.247.577,35 TL kefalet borcumuz bulunmaktadır" denilmek suretiyle söz konusu borcun 45577 numaralı hesaptan kapatılması ve tarafına ibra yazısı gönderilmesi talimatının verildiği, bu aşamada davalı banka tarafından davacıya gönderilmiş bir temerrüt ihtarı bulunmadığı gibi davacı aleyhine açılmış bir takip veya dava dosyasının da bulunmadığı, davalı banka tarafından alınan talimat üzerine davacının 45577 numaralı hesabından dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borcunun tamamı kapatılarak davacıya kapatılan krediye ilişkin 19.04.2016 tarihli ibra yazısının gönderildiği, davacı tarafından bu tarihten itibaren yaklaşık 1,5 yıl geçtikten sonra açılan davanın dava dilekçesinde, dava dışı Denizer Su Ürünleri Yatırımları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile davalı banka arasındaki genel kredi sözleşmesine kefil olunduğunun kabul edildiği, aşamalarda da bu beyanın tekrar edildiği, her ne kadar davacı kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte bir suretinin tarafına verilmediğini iddia etmiş ise de basiretli bir tacir olarak hangi sözleşmeyi, hangi sıfat ve amaçla imzaladığını bilmesi gerektiği gibi davalı bankanın sözleşmeden bir sureti karşı tarafa verme yükümlülüğü kadar davacının da sözleşmeden bir sureti istemesinin basiretli tacir olmanın bir gereği olduğu, kaldı ki davaya cevap dilekçesinin ekinde sözleşmeden bir suretin dosyaya sunulduğu, ayrıca ticaret sicil kayıtları üzerinden yapılan incelemede davacı şirket ile asıl borçlu şirket arasında yöneticiler bazında organik bağ bulunduğunun anlaşıldığı, tüm bu sebeplerle davacının kendi isteği ve kefil olma iradesi ile ödediği kredi borcu yönünden, ödeme tarihinde mevcut bir borç olmadığı ve kendisini borçlu sandığı vakıası ile sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanarak açtığı davada, toplanan deliller ve bilirkişi raporu ile davacının ödediği kredi borcunun varlığı tespit edildikten sonra ıslah dilekçesi ile sözleşmenin şeklen geçersiz olduğunu iddia etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiği ve hakkın kötüye kullanılması kapsamında olduğundan hukuk düzenince korunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekilleri 08.11.2022 tarihli temyiz dilekçelerinde (iki adet temyiz dilekçesi sunulmuştur) özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek, organik bağ olduğu hususunun doğru olmadığı ve yapılan bir kısım ödemelerin kefaletleri bulunmayan şirketin borcuna mahsup edildiği ifade edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenilmiştir.

Dava, genel kredi sözleşmesinde bulunan kefalet nedeniyle bankaya yapılan ödemenin 6098 sayılı Kanun'un 78 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında istirdadı istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.