Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 27.11.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; " müvekkilinin uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 21.01.2016 tarihinde tutuklandığını, yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini belirterek; haksız olarak 2 yıl 5 ay 15 gün tutuklu kalması nedeniyle 60.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın 20.01.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini" talep etmiştir.

2.Davalı vekili 20.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; " davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir.

3.Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2019/40 Esas 2019/391 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 09.06.2020 tarihli ve 2019/4554 Esas 2020/1420 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.12.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın süresinde açılmadığına, davanın reddi gerektiğine hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; davacının Kırklareli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/81 Esas sayılı dosyasında Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma suçlarından 21.01.2016 tarihinde tutuklandığı, 05.07.2018 tarihinde tahliye edildiği, sanık hakkında atılı suçlardan beraat kararı verildiği, kararın 20.09.2018 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 21.05.2019 tarihinde kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıl dolmadan önce yasal süresinde açıldığı, davacının toplam 898 gün tutukluluk süresinin bulunduğu ve maddi tazminatın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 41.565.91 TL maddi ve 65.000 TL manevi tazminatın 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının tutuklu kaldığı dönemdeki net asgari ücret üzerinden yapılan maddi tazminat hesabında, davacının hem tutuklandığı, hem de salıverildiği günün hesaba dahil edilerek 41.510,49 TL yerine yazılı şekilde 41.565,91 TL maddi ve davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davalı Vekilinin istinaf talebinin kabulü ile hükmün 1. fıkrasında ''41.565,91 TL'' olarak belirlenen maddi tazminatın ''41.510,49 TL " şeklinde düzeltilmesi, 2. fıkrasında " 65.000 TL " olarak belirlenen manevi tazminat miktarının " 55.000 TL " ye indirilmesi sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Tazminat talebinin dayanağı olan Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/81 Esas 2018/259 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama suçundan 20/01/2016- 05.07.2018 tarihleri arasında 2 yıl 5 ay 15 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03.10.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alının ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemeye göre; tazminata esas söz konusu davanın 03.10.2018 tarihinde kesinleştiği ve iş bu davanın da 27.11.2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2.Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre, maddi ve manevi tazminat hakkı bulunduğundan, davalı vekilinin, davacının tazminat talebinin reddi gerektiğine dair temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

3.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı görülmüş ise de temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

4.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 09.06.2020 tarihli ve 2019/4554 Esas 2020/1420 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.