Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları ...'ın maliki olduğu 1307 ve 1309 parsel sayılı taşınmazların 8/64 payını, 1310,1317,1627 ve 2182 parsel sayılı taşınmazların 8/32 payını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla oğlu olan davalı ...'e ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile 09/11/2007 tarihinde devrettiğini, o tarihte muris ... yaşında olduğunu ve fiil ehliyetinin bulunmadığını, murisin kendi evinde yaşayıp hastanede öldüğünü, devir işleminin öncelikle ehliyetsizlik nedeniyle aksi halde muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmadığı takdirde saklı paylarına tecavüzlü kısmın tenkisini istemişlerdir.
Davalı, miras bırakanı ... özürlü olan oğlu ... ile ikamet etmekte iken çekişmeli taşınmazlardaki payını hem kendisine hem de özürlü oğluna ölünceye kadar bakıp gözetmek koşuluyla devredeceğini aile ortamında öncelikle oğlu olan davacı ...'ye teklif ettiğini, ancak kabul görmemesi üzerine çekişmeli taşınmazlardaki payını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile kendisine devrettiğini, bakım borcunu yerine getirdiğini, murisin dava konusu taşınmazlar dışında intikalen edindiği taşınmazlarının bulunduğunu ve devir tarihinde murisin akli melekelerinin yerinde olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, murisin devir tarihinde ehliyetli olduğu, ancak murisin çekilmeli taşınmazlardaki paylarını muvazaalı devir ettiğinin ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptaline ve devir işlemine konu pay üzerinden davacıların miras payları oranında adlarına tesciline, kalan payın davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, ölünceye kadar bakım sözleşmesi yoluyla davalıya yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanmak suretiyle davacıların miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, çekişmeli taşınmazların davaya konu edilen payları üzerinden iptal ve tescile karar verildikten sonra kalan payın davacı üzerinde bırakılması şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
Ne var ki; anılan bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükmün ( 2.), ( 3.), (4.), ( 5.), ( 6.) ve ( 7.) bentlerindeki '' payın kalan kısmının davacı adına '' ibarelerinin hükümden çıkartılmasına, yerine '' payın kalan kısmının davalı adına '' ibarelerinin yazılmasına, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.