Mahkûmiyet

İstanbul 11. İcra Ceza Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2018/563 Esas, 2019/644 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 6728 sayılı Kanun’un 63. maddesiyle değişik 5/1,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddeleri uyarınca 26.304,32 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 08.06.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2022 tarihli ve KYB-2022/86967 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.07.2022 tarihli ve KYB-2022/86967 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...1-5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı 5. maddesinde "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur...Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347,349,350,351,352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır..." şeklindeki ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesinde de "Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ... ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, yargılamaya konu suç açısından şikâyet süresi 3 ... olup, bu sürenin öğrenme ile başlayacağı,
Somut olayda, dava konusu çekin 05/01/2016 tarihinde şikâyetçi tarafından bankaya ibraz edildiği ve karşılıksız olduğu öğrenildiği halde 3 aylık süre geçtikten sonra 30/03/2017 tarihinde şikâyette bulunulduğu cihetle, 2004 sayılı Kanun'un 347. maddesi gereğince "şikayet hakkının düşürülmesine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,

2- Kabule göre de;
09.08.2016 tarihli ve 29796 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 63. maddesiyle yapılan değişiklikle 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinin yeniden düzenlendiği, bu değişiklikten önce 6273 sayılı Kanunla değişik 5941 sayılı Kanun’un 5/1. maddesinde yer alan düzenlemenin “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılması hâlinde, altı ... içinde hamilin talepte bulunması üzerine, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri Cumhuriyet savcısı tarafından, her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir. Bu fıkra hükmüne göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi hâlinde de verilir.” şeklinde olduğu, şartları taşıması halinde Cumhuriyet savcısı tarafından çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilmesi gerektiği, somut olayda dava konusu çekin 05.01.2016 tarihinde şikâyetçi tarafından bankaya ibraz edildiği ve karşılıksız olduğunun öğrenildiği ve bu tarih itibariyle 6273 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, çek hesabı açma yasağına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir...” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yönünden;
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu, gerek 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde 6728 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 09.08.2016 tarihinden önce gerekse anılan tarihten sonra öngörülen şikâyet sürelerinin, şikâyet tarihi itibarı ile sona ermiş olduğu anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden yönünden;

Bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden bakımından inceleme yapılması sonuca etkili olmayacağından bu husus inceleme dışında bırakılmıştır.

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (1) numaralı neden yerinde görüldüğünden talebin KABULÜNE,

2.İstanbul 11. İcra Ceza Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2018/563 Esas, 2019/644 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca, kararının HÜKÜM kısmının tamamen çıkartılmasına ve yerine; "Sanığın üzerine atılı suçun takibi şikâyete bağlı olup, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesinde düzenlenen ''şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ... ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer'' hükmü gereği, hak düşürücü süre geçtikten sonra yapıldığı anlaşılan şikâyet nedeniyle, ŞİKÂYET HAKKININ DÜŞÜRÜLMESİNE, çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanma hükümlerinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına" ibaresinin yazılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, bozma nedenine göre; kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlardan (2) numaralı neden bakımından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.