İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.05.2019 tarihli ve 2019/2306 Esas, 2020/1635 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 149/1-a-h maddesi uyarınca 11 yıl hapis cezası, hak yoksunlukları ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.

2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin 08.09.2020 tarihli ve 2019/2306 Esas, 2020/1635 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

1.Yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına,
2.5237 sayılı Kanun'un 150/2 nci maddesinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Mağdur ...'ın Mudanya'da bir köftecide paket servis elemanı olarak çalıştığı, olay tarihinde iş yeri tarafından ... Mahallesi .... Sokak No.... numaralı yere paket servis olduğunun bildirilmesi üzerine aracı ile yola çıktığı, söz konusu adrese geldiğinde burasının boş bir bina olduğunu gördüğü, aracı durdurduğu esnada yanına sanığın gelerek "bunlar mı bizim paketler kardeşim" dediği, mağdururun da evet diyerek ödeme tutarını sanığa söylediği, bunun üzerine sanığın yok sana ödeme siktir git diyerek cebinden çıkardığı bıçağı mağdura gösterdiği, bunun üzerine korkan mağdurun aracının kapılarını kilitleyerek olay yerinden uzaklaştığı şeklinde gerçekleştiğinin kabul edildiği görülmüştür.

2.Sanık ... iddianamedeki iddiaları kabul ettiğini ancak olayı tek başına gerçekleştirmediğini beyan etmiştir.

3.Mağdur ... İfadesinde: "Ben Mudanya ... Caddesinde faaliyet gösteren ... isimli işyerinde paket servisi elemanı olarak çalışmaktayım. Servis 16 ... .. plaka sayılı araç ile gitmekteyim. Bugün yani 05.05.2017 günü saat 21.15 sıralarında bana ... Mahallesi .... Sokak No:... sayılı yere paket servislerin olduğunu söylediler. Ben paketleri aldım servis fişini alarak araç ile yola çıktım. Götürdüğüm serviste 4 adet 200 gr ekmek arası köfte, 2 porsiyon patates, 1 adet kutu kola, 4 adet dondurmalı ekmek kadayıfı ve 3 adet ayran vardı. Servisleri götürdüğüm .... Sokağa araç ile girdim. No:... sayılı adrese geldiğimde adresin terk edilmiş boş bir bina olduğunu gördüm. Bu sırada yanıma daha önceden tanımadığım 1.70-1.75 boylarında, 55-60 kilolarda 16-17 yaşlarında üzerinde mavi gömlek bulunan siyah dağınık saçlı esmer tenli uzun yüzlü ve sivri çöeneli bir erkek şahıs geldi. Bu şahıs aracın sağ yan kapıyı açtı. Şahıs kapıyı açınca bunlar mı bizim paketler kardeşim dedi. Bende bu adrese getirdiğim paketler bunlar 93,00 TL ödemesi var dedim. Şahıs bu sırada poşetlere uzanmış idi. Bu şahıs yok sana ödeme falan ağzına sıçmadan siktir git buradan dedi ve bu sırada cebinden siyah saplı bir bı.ak çıkardı ve bıçağı bana gösterdi. Şahıs bir taraftan da servis paketlerini almıştı. Ben şahsın bana bıçakla zarar verebileceğini düşünerek hemen şahsın açtığı sağ ön kapıyı kapattım ve içerden aracın kapılarını kilitledim. Bana bıçak çekerek paketleri alan şahıs bu sırada aracın arka tarafında bekleyen yüzlerini ve eşkallerini görmediğim diğer üç şahsın yanına doğru gitti. Bende aracı çalıştırarak oradan uzaklaştım. Oradan uzaklaştıktan sonra önce işyerimi arayıp durumu bildirdim. Daha sonrada olayı bildirmek için Mudanya İlçe Emniyet Müdürlüğüne geldim. Benim çalıştığım işyerine 0534 ... .. .. nolu telefon hattında bu siparişler verilmiştir. Bu şahsı ben aradığımda şahıs bana tanımadığı şahısların kendisinden telefon görüşmesi yapmak için telefon istediklerini ve şahıslara telefonunu verdiğini şahıslarıun kim olduğunu bilmediğini söyledi. Bana bıçak göstererek benim götürdüğüm siparişlerin parasını vermeyip beni gasp eden görsem tanıyabileceğim şahıstan davacı ve şikayetçiyim." şeklinde beyanda bulunmuştur.

4. Sanığın olayı birlikte gerçekleştirdiğini iddia ettiği diğer tanıklar hakkında Ek Takipsizlik (KYOK) kararı verildiği anlaşılmıştır.

5.Dosya arasında bulunan 22.05.2017 tarihli Fotoğraf Teşhis tutanağına göre sanığın kesin ve net teşhis edildiği anlaşılmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1.Olay günü sanığın mağdurdan 93,00 TL değerindeki yemek siparişini aldığı olayda; sanığın mağdura yönelik eylemi hakkında nitelikli yağma kapsamında mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır.

Türk Ceza Kanunu'nun “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2 nci maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar inidirilebilir.” denilmektedir.

Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.

Y.C.G.K.'nın 15.12.2009 günlü, .../242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.

Türk Ceza Kanunu'nun 145 veya 150/2 nci maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.

Hâkim indirim oranını Türk Ceza Kanunu'nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.

Türk Ceza Kanunu'nun 145 ve 150/2 nci maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34,223,230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.

Öte yandan hâkim, Türk Ceza Kanunu'nun 145 veya 150/2 nci maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.

Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.

Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.

Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanığın mağdurdan 93,00 TL değerinde yemek paketini yağmalaması karşısında, suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.

Açıklanan nedenlerle;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/2 nci maddesiyle sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2.İlk derece mahkeme kararının gerekçe kısmında "...sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması hususunda mahkemede aksine kanaatin oluşmadığı da nazara alındığında sanığa hükmedilen cezadan 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.." yazılmasına rağmen kararın hüküm kısmında "sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına" şeklinde yazılarak çelişkiye ve karışıklığa neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin 08.09.2020 tarihli ve 2019/2306 Esas, 2020/1635 Karar kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.