Kısmen Kabul Kısmen Ret
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil istekli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarih, 2016/15976 Esas, 2020/3095 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş; kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı; ... köyü çalışma alanında bulunan 118 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti ile davalılar adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın davalılar ile ortak mirasbırakanları olan dedeleri ...'dan kaldığını, mirasbırakanın kalan tüm taşınmazlarının taksim edildiğini, dava konusu taşınmazın ise 1/2 payının babasına taksimde isabet ettiğini, kadastro tespitinin hatalı olduğunu ileri sürerek dava konu 118 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/2 payının adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...,... ve ...; dava konusu taşınmazın babaları olan ...'ya ait olduğunu, davacının iddia ettiği gibi mirasbırakanları ...'dan intikal etmediğini, dava konusu taşınmazda davacının bir hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemenin 08.09.2015 tarih, 2012/255 Esas, 2015/370 Karar sayılı kararı ile; iddianın kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 118 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 3/6 payının davacı ... ... adına, 1/6’şar payının ise davalılar ... ..., ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarih, 2016/15976 Esas, 2020/3095 Karar sayılı kararı ile; çekişmeli taşınmazın tarafların kök mirasbırakanı ...'ten kaldığı ve mirasbırakanın terekesinin taksim edilmediğinin anlaşılmış olmasına göre sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak mirasbırakanın davacı ve davalı taraf dışında başkaca mirasçıları da olduğuna göre; davacı adına, terekeden mirasbırakanı ...'e düşen payın tescili gerekirken bu yön göz ardı edilerek miras payından fazla pay verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 1/4'er oranla mirasbırakan ... mirasçılarına intikal ettiği, davacının mirasbırakanı olan ...'in ölümü ile de 1/4 payın ...'in mirasçılarına kaldığı ve davacı haricindeki mirasçıların dava konusu taşınmazın 1/4 payının tamamının davacı adına tesciline Üsküdar 19. Noterliğinin 14.06.2013 tarih, 10735 ve Görele Noterliğinin 19.06.2013 tarih ve 2 yevmiye numaralı muvafakatnameleri ile rıza gösterdikleri dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakan ...’nun sağlığında taşınmazlarını çocukları arasında paylaştırdığını, dava dışı kızları ...,...’ın erkek kardeşleri ... ve ... aleyhine tenkis davası açtıklarını, bu davada dava konusu taşınmaza ilişkin bir talepte bulunmadıklarını, zira, ...,...’ın erkek kardeşleri olan ... ve ...'a davaya konu taşınmazın mirasbırakanları ... tarafından yarı yarıya paylaştırıldığını bildiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafın mirasbırakan ...'in terekesi adına açılmış olan bir dava bulunmadığını, terekeye karşı üçüncü kişi konumunda olan davalılara karşı miras payı oranında açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, 118 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davalıların babaları ...’ya ait olduğunu, mirasbırakan ... ile bir ilgisinin bulunmadığını, mirasbırakanın maliki olduğu taşınmazları taksim ettiğini, dava konusu taşınmaz mirasbırakan ...’nun kendisine ait bir taşınmaz olsa idi mirasbırakanın bu taşınmazı da taksime konu edeceğini, eksik inceleme karar verildiğini, delillerin takdirinde hataya düşülerek yanılgılı bir şekilde karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 nci maddesi.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’nun 1983 yılında öldüğü, geride oğulları ... ve ... ile kızları ...,...’nin mirasçı olarak kaldığı, ...’in 2003 yılında öldüğü, geride dava dışı ... ve davacı ...’in mirasçı olarak kaldığı; ...’ın 2013 yılında öldüğü ve geride davalılar ..., ... ve ...’nın mirasçı olarak kaldığı, dava konusu ... köyü çalışma alanında bulunan 118 ada 8 parsel sayılı taşınmazın senetsizden, intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile ...’ya ait iken 2004 yılında haricen davalılar ..., ... ve ...’ya bağışlandığından bahisle 1/3 paylı olarak davalılar adına tespit edildiği, tespitin 15.07.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Ne var ki, doğru sicil oluşturma ilkesi uyarınca dava konusu taşınmazda toplam 1/4 payın iptali ile anılan payın davacı adına tesciline, kalan payın ise davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken davalılar yönünden de iptal tescil hükmü kurularak dava konusu olmadığı halde davalı uhdesinde kalan payın tescil nedeninin değiştirilmesi isabetli değil ise de; anılan bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendi hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine (1) numaralı bent olarak "1- Davanın KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE; ... köyünde kain 118 ada 8 parsel sayılı taşınmazın her bir davalı adına kayıtlı 1/3 (4/12) paydan 1/12’şer payın ayrı ayrı İPTALİ ile toplam 3/12 (1/4) payın davacı adına TESCİLİNE, her bir davalı yönünden bakiye 3/12 (1/4)'şer payın ayrı ayrı davalılar uhdesinde bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına, kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
14.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.