Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Arazi niteliğindeki taşınmaz mala net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke edilerek hükmün kesinlemesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak,
Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan dava dört ay içinde sonuçlandırılamadığından Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2013 tarih ve 2013/817 başvuru numaralı 1. bölüm kararı da göz önüne alınarak, acele el koyma dosyasında tespit edilen miktarın belirlenen kamulaştırma bedelinden mahsubundan sonra kalan kamulaştırma bedeline 28.11.2007 tarihinden, karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz yürütülmesi gerektiğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1 nolu tespitine kelimesinden sonra gelmek üzere (Acele el koyma dosyasında davalı adına bloke edilen bedelin tespit edilen kamulaştırma bedelinden mahsup edilmesinden sonra kalan 2023,53 TL fark bedele, 28.11.2007 tarihinden, karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz işletilmesine,) cümlesinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 17.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.