SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2015/764 Esas, 2015/841 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53,63 ve 58 inci maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268/1 delaletiyle 267 maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 53,63 ve 58 inci maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmiştir.
Sanık, hükmü temyiz etme istediğini beyan ederek temyiz etmiştir.
1. 06.10.2015 günü saat: 16.50 sıralarında İstanbul ilinden Adana Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğü hizmetlerinde kullanıları ... numaralı hattı arayarak kendisini İstanbul ilinde görevli polis memuru olduğunu beyan eden erkek bir şahsın TK2466 sefer sayılı İstanbul-Adana seferinde yolcu olan ... isimli şahsın, İstanbul ilinde bir şahsı oyalamak suretiyle yaklaşık 2300 dolar parasını çaldığı şeklinde ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada; uçak içerisinde yere atılmış vaziyette ... adına tanzim edilmiş ehliyet bulunmuş, alınan parmak izi sonrası sanığın gerçek kimlik bilgileri tespit edilmiş, ele geçen sürücü belgesinin tamamen sahte olduğunun da tespit edilmesi üzerine sanığın üzerine atılı suçları işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında; mağdur ...'ın yeğeni olduğunu, onun ehliyetine kendi fotoğrafımı yapıştırdığını, cezaevinden kaçtığı için kendisini gizlediğini beyan etmiştir.
3. Kriminal raporda, belgede basılı bulunan soğuk mühür izinin orijinal soğuk mühür izine uyum sağlamadığı, ayrıca belge yapısının orijinallerine farklılık gösterdiği tespit edilmiş olup, bahse konu sürücü belgesinin bütünüyle sahte olarak oluşturulmuş olduğu sonucuna varılmış, aldatma kabiliyetini haiz olduğu değerlendirilmiştir.
4. Mahkeme suça konu belge üzerinde gözlem yapmamış olmakla, sanık hakkında her iki suç yönünden mahkumiyet hükmü kurmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinini Kullanılması Suçu Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin, 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici beşinci maddenin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usûlü yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu, 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddenin on birinci fıkrasına eklenen "Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz" şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2015/764 Esas, 2015/841 Karar sayılı kararı kararında sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün fıkrasındaki tekerrüre esas alınan mahkeme bilgilerinin "Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2013 tarihli ve 2013/38 Esas, 2013/414 Karar sayılı "ilam olarak değiştirilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanmamasına ve koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinini Kullanılması Suçu Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2015 tarihli ve 2015/764 Esas, 2015/841 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.